Mutsuz bir yazı; Eylül sancısı

01 Eylül 2015, Salı 12:23
AA

Yazarak atıyormuş içindekileri. Fark etmiş ki uzun zamandır sadece yazmış olmak için yazıyormuş kadın. İçinden geçenleri değil, herkesin duymak istediklerini yazmış. Öyle boşlamış ki bilgisayarının tuşlarını, her biri toz kaplamış. Elinin altındaki 3 kuruş aklı olmayan akıllı telefondan aceleyle yazıp yollamış duymak istenenleri.

"Aman bunu yazarsam ne derler" kaygısıyla birikmiş ne varsa içinde. "Hallederiz"le başlayan cümleler biriktirmiş ceplerinde, çantasında, yatağının kenarında, arabasının torpido gözünde, kitaplarının arasında, dinlediği müziklerde, reklam aralarında... Halletmiş de evelallah ama çok yormuş, çok acıtmış bütün "halletmeler".

Teker teker de gelmemiş şerefsizler, hepsi aynı anda, hepsi birden var gücüyle hücum etmiş ama o hiç ağlamamış. Bilgisayarının üzerinde biriken tozu görünce fark etmiş. Yazmak terapiymiş ona ama kendini iyileştirememiş bunca zamandır. Yazıp yazıp sildiklerini bir görseniz, kim bilir ne derdiniz.

Eylül geldi. En çok Eylül'de yalnız hissedermiş kendini kadın. Milyonlarca insan içinde bile, kendi soluğundan başka hiçbir nefes duyamazmış. Fonda Fikret Kızılok çalarken, evi ona yabancılaşmış. Ona ait olduğunu düşündüğü hiçbir şey ona ait gibi gelmiyormuş bu ara. Kahve ve sigaranın dumanına sığınmış, bir de toz kaplamış bilgisayarına ve satır aralarına. Çok mutlu bir yazı çıkmaz bugün bu sayfadan. Daldan dala atlanmış bir yazı işte. Yine bir Eylül sancısı içindeymiş kadın. Hayat nasıl da radikal, nasıl da fevriymiş ve onun için bu ara kuşlar da uçmuyormuş.   

Sıradaki haber yükleniyor...