Ece Seçkin: Aşk ömürlüktür, insanın karşısına maksimum iki kere çıkar

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Genç ve başarılı şarkıcı Ece Seçkin’le karantina günlerini, salgın sebebiyle ertelenen evliliğini ve gelecek güzel günleri konuştuk. Ece Seçkin aşk hakkında şöyle dedi: Aşk, insanın karşısına maksimum iki kere çıkar. Ben sevgilimle çok genç yaşta tanıştım ve bu ilişkiyle büyüdüm.

Bu yaz için düğün planınız vardı ama salgın nedeniyle ertelendi…

Evet, ertelemek zorunda kaldık. En önemlisi sağlık. Bugünleri atlatalım da başka bir şey istemiyoruz.

Bu süreçte nişanlınızla sürekli yan yana olmak ilişkinizi nasıl etkiledi?

Elbette bir arada keyifli vakit geçiriyoruz ama sürekli bir arada olan bir çift değiliz. Karantina öncesi süreçte o sürekli uçuyordu. Ben de sürekli şehir dışında konser verdiğim için çok fazla bir arada olamıyorduk. Sanırım bu duruma alışmışız.

Sizinle birlikte yaşamayı nasıl tarif edersiniz?

Zorum. Kuralları olan biriyim. Bazı takıntılarım var ama bir yandan da eğlenceliyim. Yanımdaki insanı çok güldürürüm, enerjim yüksektir. Kimse sıkılmaz benimle.

Aşkın beni sarhoş ettiği de oldu, hırçınlaştırdığı da...

“Aşık olduğunla evlen ama aşıkken evlenme” cümlesine katılıyor musunuz?

Hayır, kesinlikle. Aşk ömürlüktür, insanın karşısına maksimum iki kere çıkar. Ben sevgilimle çok genç yaşta tanıştım ve bu ilişkiyle büyüdüm. Hikayemiz mutlu sona gittiği için şanslıyım. Evliliğin aşkla beslenmesi gerekiyor.

Aşk sizi nasıl bir kadın yapıyor?

Aşkın beni sarhoş ettiği de oldu hırçınlaştırdığı da…

Bir erkek yaratabilecek olsanız nasıl bir erkek yaratırdınız?

Dış görünüşe önem veren bir insan değilim. Bu yüzden kaşıyla gözüyle çok ilgilenmem. En önemlisi iyi huylu ve vicdanlı olması. Beni anlaması ve bana hassas yaklaşması da benim için çok önemli.

Çağrı Bey tam olarak böyle biri mi yoksa?

Tam olarak böyle! Beni kendisine en çok bağlayan şey bu saydığım özelliklerin onda olması. Bir bakışımdan ne hissettiğimi hemen anlıyor. Konuşmamıza gerek bile kalmadan çözüveriyoruz her şeyi. Anlayışlı ve sevgi dolu… Yıldız Tilbe’nin bir lafı var “Sevgide ve aşkta sevdiğini söylemektense sevdiğini göstermek çok daha önemli.” Bu sözü çok seviyorum.

‘Dilimin ayarı yok' diyemem, dengeli bir insanım

Sizin için “Her şeyi dan dan söyler” diyorlar. Doğru mu?

“Dilimin ayarı yok” diyemem, dengeli insanım. Bazen söylediğim şeyleri çarpıtıyorlar. Buna dayanamıyorum. Böyle durumlarda, “Ben onu öyle söylemedim” diye bağırmak geçiyor içimden. Bazı kötü niyetliler, söylediklerimi çarpıtarak insanların gözünde yarattığım algıyı bozmaya çalışıyor. Bu haksızlık! İnsanın samimiyetini, inandırıcılığını ve güvenilirliğini karşı tarafa hissettirerek pozitif bir algı yaratması, taktir edersiniz ki çok uzun yıllar sürüyor ve emek vermek gerekiyor. Kötü niyetli birinin, söylediğiniz cümlenin içinden bir kısımı alıp tamamen tersbir algı yaratması ise bir habere bakıyor. Artık sosyal medya çok güçlü ve o haber anında yayılabiliyor. Bu beni çok yıpratıyor.

Günleriniz evde nasıl geçiyor?

Hayatımda hiç yapmadığım kadar temizlik ve yemek yaptım. Evde hiç uğraşmadığım detaylarla uğraştım. Çok kitap okudum. Film seyrediyorum ama bundan da sıkıldım. Olabildiğince kafamı dağıtmaya ve köpeğimle vakit geçirmeye çalışıyorum. Ve tabii ki bilgisayar oyunu oynuyorum.

Sokağa çıkma yasağının olduğu bir sabaha uyanmak size ne hissettiriyor?

İlk haftalar çok kötüydü. Psikolojik olarak çok zorlandım. Son zamanlarda herkes gibi alışmaya başladım. Normalde fazla dışarı çıkan biri değildim ama yasak olunca insanın daha çok dışarı çıkası geliyor.

Son dönemde popüler olan PUBG oyunuyla bir iş birliğiniz oldu. Oyunlarla aranız nasıl?

Anneme göre ben bir bilgisayar oyunu bağımlısıyım ama bence değilim. Bana göre nişanlım oyun bağımlısı ama o da kendini oyun bağımlısı olarak kabul etmiyor. Bu enteresan bir sarmal. Kendimi oyalamakta epey güçlük çektiğim zamanlarda oyun bana çok iyi geldi. Hatta iyi ki oyun var.

Bu süreçte en çok neyin hasretini çektiniz?

Her şeyi çok özledim ama en çok konser vermeyi özledim. Arkadaşlarımla dışarıda buluşup cumartesi akşamı canımız nereye istiyorsa oraya gidebilmeyi, rahatça yürümeyi özledim. Şu dönemde anladım ki bunlar büyük lüksmüş.

Yeni şarkılar ortaya çıktı mı karantinada?

Hayır çünkü zaten fazla şarkımız vardı. Hali hazırda güzel şarkılarım var. Normalleşme sürecine girer girmez hemen okumaya gireceğim. Sabırsızlıkla bekliyorum. Onların hepsi tek tek dinleyiciyle buluşacak.

Sevgili günlük, bugün de dünün aynısıydı ve berbattı

Bugün bir günlük tutuyor olsaydınız ilk cümlesi ne olurdu?

“Sevgili günlük, bugün de dünün aynısıydı ve berbattı” olurdu kesin.

Çok saçma olduğunu düşündüğünüz bir korkunuz var mı?

Uçaklardan korkarım, yıllardır korkarak biniyorum. Bir de palyaço fobim var. İlk defa size söylüyorum. Hiç sevmem.

Aradan 10 sene geçti diyelim, bugünleri 10 yaşında bir çocuğa nasıl anlatırdınız?

“İnsanlığın başından böyle bir olay geçti ve biz de bu olaya şahit olduk. Film gibiydi” derdim.

Çocukluğumda bile evde pijamayla dolaşmadım

Evdeki günleri pijamayla geçirenlerden misiniz?

Valla çocukluğumda bile evde pijamayla dolaşmadım. Bu, titizliğimle alakalı bir konu olabilir. Pijamamı uyku öncesi giyerim. Uyandıktan sonra da hemen çıkarır, ev kıyafetlerimi giyerim. Tabii ki evde topuklu ayakkabı giyip makyajla dolaşmıyorum. İki aydır yüzüme doğru düzgün makyaj yapmadım ama evdeki halimde de derli toplu olmaya dikkat ederim.

Evinde sürekli spor yapan azimli insanlara neler söylersiniz?

Tebrik eder, başarılarının devamını dilerim. O azimden bana da biraz bulaştırmalarını istiyorum. Normal hayatta çok azimli ve kararlıyımdır. Yaklaşık iki aydır spora ağırlık veremedim ama evde mesafeye önem vererek hoca eşliğinde tekrar spor yapmaya başladım.

Çoğu kişi yaptığı ekmekleri, pizzaları, tatlıları sosyal medyada paylaşıyor. Sizin hiç böyle bir girişiminiz oldu mu?

Ben bu süreç öncesinde de evde yemek yapan biriydim. Bu sebeple bizim hayatımızda pek değişen bir durum olmadı. Sarmalar, pizzalar, ekmekler yapıyorum. Yaptıklarımı sosyal medyada paylaşmadım ama bir şeyi çok iyi yapmışsam paylaşırım elbette.

Kuaföre ilk randevuyu alanlardanım, saçlarım uzun süre sonra tekrar pembe

Kuaförlerin açılacağını duyar duymaz randevu aldığını duyuran ilk isimlerdendiniz. Uzun süre sonra kuaföre gitmek nasıl hissettirdi?

Ben ilk randevuyu alanlardan biriyim fakat herkeste tedirginlik vardı. Kuaför, hiç olmadığı kadar sakin ve sessizdi. Daha önceki randevularım kadar şen şakrak geçmedi. Kimsenin tadı tuzu yok maalesef. Olabildiğince kendimi korumaya çalıştım. Maskemi ve eldivenlerimi taktım. Kuafördeki herkes zaten maskeliydi. Sosyal mesafeye dikkat ettik. Böylece uzun süre sonra saçımı tekrar pembeye boyattım.

Çantalarınıza, ayakkabılarınıza, kıyafetlerinize bakıp “Boşuna para harcamışım, şimdi hiçbir önemi kalmadı” dediğiniz oldu mu hiç?

Ee tabii ki... Günlerdir evde sadece tayt ve siyah tişört giyiyorum. Kuaföre giderken “Ne giyeceğim?” diye çok düşündüm. Kuaföre giderken ne giyiliyordu, onu bile unutmuşum.

Güzelliğinizin avantajlarını ve dezavantajlarını sıralarsanız hangisi daha önde olur?

Yaptığım işte bakımlı olmak, iyi gözükmek önemli. Her daim fit olmak zorundayım. Sahneye çıkan birinin fit ve sağlıklı görünmesi gerekiyor. Elimden geldiğince bunlara dikkat ediyorum. Çok hızlı kilo alıp verebilen bir yapım var, bu bir dezavantaj... İstediğim görüntüde olabilmek için hep spor yapmam ve dikkatli beslenmem gerekiyor. Avantajlara gelince; sevimliyim, minyon bir tipim var ve dans etmek bana yakışıyor.


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder