Efruze: Türk sanat müziği arabesk müziğin etkisiyle özünü yitirdi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Müzik yaşamına piyano çalarak başlayan opera sanatçısı Efruze’nin, Türk sanat müziğinin seçkin eserlerinden oluşan 11 şarkılık ‘Assolist’ adlı albümü Apple, Spotify, Fizy, Muud ve Youtube gibi online satış sitelerinde yerini aldı.

Kendisiyle Türk sanat müziğinin inceliklerini konuştuk.

'Assolist’ albümünüzde dinleyicilerinizi neler bekliyor?

Bu albümde dinleyicilerime, ses eğitimimin verdiği teknik zenginlikle oynadığım operaların, müzikallerin, verdiğim konserlerin, çaldığım enstrümanların tüm renklerini sunmaya çalıştım. Sahnede seslendirdiğimde en çok beğenilen 11 şarkıyı sizler için derledim. Evlerimizde olduğumuz bu günlerde dinleyicilerimin yüzünde bir tebessüme sebep olursam ne mutlu bana.

Yeni nesil Türk sanat müziğini nasıl anlatırsınız?

Günümüzde müzik hızlı tüketilen bir fast food haline geldi. Her gün yeni bir şarkı ve şarkıcı çıkıyor. Bu hızlı tüketime yetişebilmek için çok hızlı üretimler yapılıyor. Bu şekilde olunca da klasik olabilecek eserlerin çıkması pek mümkün görünmüyor. Yeni nesil Türk sanat müziğinin en güzel örneklerini, sizin için seçtiğim çok değerli bestecilerin, eserlerinde bulabilirsiniz.

Peki, yeni nesil Türk sanat müziğini eskiyle kıyaslayacak olursak neler söylersiniz?

Türk sanat müziği, arabesk müziğin etkisiyle son 30 senede çok değişti ve özünü yitirdi. Arabeskin zirvede olduğu senelerde, Türk sanat müziği icracıları arabeskten etkilendi ve iki tür birbirine çok karıştı. Büyüklerimizin dinlediği tertemiz, sade, estetik dolu yorumlar yerini ağdalı notaların birbirine karıştığı yorumlara bıraktı. Ben ‘Assolist’ albümüyle dinleyicilerime sade ve tertemiz bir yorum sunmaya çalıştım.

Birbirine benzeyen şarkılar sunulduğu için yeni neslin zevkleri gelişemiyor

Çocukluğunuzdan beri Türk sanat müziği dinliyormuşsunuz. Yeni nesil bu türe çok uzak yetişiyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Ailem çok iyi bir Türk sanat müziği dinleyicisiydi, ben de TRT sanatçılarının icraları ile büyüdüm. Yeni nesle hep birbirine benzeyen şarkılar ve türler sunulduğu için zevkleri gelişemiyor. Oysaki çocuklar gelişim çağındayken kaliteli bir müzik süzgecinden geçebilirlerse ileride dinleyecekleri türler de ona göre şekillenir. Yani, birine iki renk öğretirseniz sadece o iki rengi sever ama yüzlerce renk öğretirseniz hangisini seveceğini seçebilir. O yüzden bizlerin görevi onlara daha çok renk sunmak.

50’li 60’lı yılların sahne kadınlarını nasıl anlatırsınız?

Oynadığım operalarda, müzikallerde ve dizilerde dönem kıyafeti giyme şansını çok yakaladım. O dönemin güçlü, ayakları yere basan, ev temizlerken bile her daim şık kadını beni hep beni etkilemiştir. Grace Kelly ve Marilyn Monroe çocukluğumdan beri ilham aldığım iki önemli isimdir.Bu dönemin sahne kadınları her anlamda şık, zarif ve bir o kadar da güçlüydü.

Son nesilde assolist diyebileceğiniz isimler var mı?

Eskisi gibi isimler artık yok. Günümüzde bu kavramın biraz değiştiğini düşünüyorum. Bahsettiğim gibi arabesk sentezli Türk sanat müziği icra edenlere assolist demek çok doğru değil.

Assolist deyince aklıma Zeki Müren ve Emel Sayın gelir

O halde size göre assolist kim?

Assolist deyince aklıma tabii ki Zeki Müren ve Emel Sayın gelir.

Eskiden gazino adabı diye bir şey varmış. Günümüze bu adap kurallarından neler kaldı sizce?

Büyüklerimizden dinlediğimiz güzel hikayelere göre eskiden assolist sahneye çıkınca herkes çatalı bırakır sadece dinlermiş. Şimdi bırakın dinlemeyi hiç susmadan sohbet ediyorlar. O yüzden pek bir adap kaldı diyemeyeceğim. Eski güzel İstanbul da artık yok. Gazinolar yeniden canlanırsa belki o değerlere yeniden kavuşabiliriz.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder