Kadın bedeni de ruhu gibi sabrı fazlasıyla barındırıyor. Ben buna ‘maalesef’ diyorum. Kliniğimde “Neden bu kadar bekledin?” dediğim her kadın benzer mazeretler sıralıyor çünkü. Ağrıyı başkalarının rahatlığı için saklar, kanamayı “alışkanlık” sanır, şişkinliği yaşam telaşına karıştırır kadın. Bu ertelemenin en çetin sınavlarından biri de adenomyozistir.

ÇOĞU KİŞİ NORMAL SANIYOR
Adenomyozis; masum bir misafir gibi sızar eve. Rahmin duvarlarına usulca yerleşir, zamanla dokuları kalınlaştırır, ağırlığını artırır. Ama en büyük tuzağı şudur; kadınların çoğu bu durumu normal sanır. “Her ay böyle geçiyor, demek ki bende böylesi var…” “Doğumdan sonra değişti her şey, oluyor demek ki böyle…” “Çalışıyorum, stresli dönem belki ondandır…” “Hele çocuklar tatile girsin de giderim.” “Masraf çıkmasın, bekleyeyim.” Hayır. Rahmin size normalin dışında ilettiği hiçbir mesaj “önemsiz” değildir.
BU BELİRTİLERE DİKKAT!
Bu hastalığın en büyük zorluğu, belirtilerinin hem yaygın hem de yanıltıcı olmasıdır: 1. Adet kanamasının belirgin şekilde artması 2. Adet ağrısının giderek derinleşmesi 3. Alt karında künt bir baskı hissi 4. Cinsel birliktelikte ağrı 5. Uzayan adet döngüleri veya düzensizlikler Bu tablo kadınların çoğunda “alışılmış acı”ya dönüştüğü için, tanı yıllarca gecikebilir. Tanı geciktikçe, tedavi seçeneklerinin alanı daralmaya başlar. Yani hastalık hızlı ilerlemese bile, belirtilerin normalleşmesi süreci hızlandırır.

YÖNETİLEBİLİR BİR HASTALIK
Adenomyozis, bugün artık yönetilebilir bir hastalık. Hatta pek çok kadın, doğru tedaviyle yıllar boyu yoksun kaldığı yaşam kalitesine yeniden kavuşuyor. Tedavi kişiye özeldir; çünkü her kadının ağrıyla ilişkisi, kanama düzeni ve doğurganlık beklentisi farklıdır. Kimi için ilaç tedavisi yeterlidir. Kimi için rahmi koruyan minimal cerrahi yöntemlerle büyük bir rahatlama sağlanır. Kimi kadın ise yaşam kalitesi o kadar bozulmuştur ki, rahmin alınması dahi bir özgürleşme haline gelebilir. Önemli olan şu; rahminizi kaybetmekten korkarak yıllarca acıyla yaşamak zorunda değilsiniz. Rahmin korunması ya da alınması; ikisi de “kayıp” değil, sağlıkla ilgili bilinçli kararlardır. Bunu her zaman söylüyorum. Doğru bilgiyle, doğru hekimle, doğru anda…
AĞRIYA ALIŞMAYIN
Tüm kadınlara sesleniyorum; ağrıya alışmayın. Ağır kanamayı “kader” saymayın. Sizi sahip olduğunuz düzenden uzaklaştıran hiçbir belirti, hayatın doğal bir parçası değildir. Bedeniniz her ay aynı döngüyü yeniden ve yeniden yaşıyor. O döngü bozulduğunda, ciddiye alın.
