‘BEN ONSUZ NE YAPARIM?’
Yıllardır binlerce kadınla konuşan, sayısız insan hikayesine tanıklık eden ve ilişkilerin perde arkasını görme şansı bulan biri olarak şunu söyleyebilirim; aşkın kendisi insanı yormaz. İnsanları yoran, aşkın içine karışan korkular, kaybetme kaygısı ve yalnız kalma endişesidir. Eskiden ilişkilerde en sık duyduğumuz cümle “Beni seviyor mu?” idi. Şimdi ise soru değişti; “Ben onsuz ne yaparım?”
TEHLİKE BURADA BAŞLIYOR!
İşte tehlike tam burada başlıyor. Bir insanın hayatımızdaki yeri çok kıymetli olabilir. Onunla uyumlu olmak, birlikte vakit geçirmek, aynı geleceği hayal etmek son derece doğal. Ancak hayatın merkezine yalnızca bir kişiyi koyduğumuzda, ilişkinin yükü sevginin taşıyabileceğinden daha ağır hale geliyor.
İHTİYAÇ DEĞİL TERCİH
Sağlıklı ilişkiler iki yarımın birleşmesi değildir. İki bütün insanın yan yana yürüyebilmesidir. Kendi arkadaşları, kendi hedefleri, kendi hayalleri ve kendi yalnızlığıyla barışık olan insanlar ilişkilerde daha huzurlu oluyor. Çünkü onlar partnerlerini bir ihtiyaç olarak değil, bir tercih olarak seviyorlar.
SOSYAL MEDYADAKİ TEHLİKE
Bugün sosyal medya da bu bağımlılığı besliyor. Sürekli birlikte olmak, her an haberleşmek, görüldü atılınca huzursuz olmak, konum paylaşmayı sadakatin ölçüsü sanmak... Bunların hiçbiri aşkın göstergesi değil. Bunlar çoğu zaman kaybetme korkusunun farklı kılıklara girmiş halleri.
AŞK NEDİR NE DEĞİLDİR?
Aşk kontrol etmek değildir. Aşk, karşı tarafın özgürlüğünden korkmadan yanında kalabilmektir. Bir ilişkinin gücü, kaç saat konuşulduğuyla değil, konuşulmadığında da hissedilen güvenle ölçülür.
SORULMASI GEREKEN SORU
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız; “Bu insanı gerçekten seviyor muyum, yoksa onun bana verdiği güven duygusuna mı bağımlıyım?” Çünkü bağımlılık azaldığında sevgi zarar görmez. Tam tersine, ilk kez gerçekten görünür hale gelir. Aşkın en olgun hali; ‘Sana ihtiyacım olduğu için değil, seni seçtiğim için buradayım’ diyebilmektir. Ve bana sorarsanız, iki insanın birbirine verebileceği en büyük hediye de budur.
