İnsan belli bir yaştan sonra şunu anlıyor; cinsellik sadece bedenle ilgili değil. Hafızayla ilgili, cesaretle ilgili, kendine ne kadar dürüst olduğunla ilgili. Çünkü en büyük pişmanlıklar çoğu zaman yapılan şeylerden değil, sürekli ertelenen arzuların içte bıraktığı boşluktan oluşuyor
ARZULARI TÖRPÜLEMEK
Özellikle kadınlara uzun yıllar boyunca arzularını törpülemeleri öğretildi. Çok isteyen kadın fazla bulundu. Merak eden kadın olumsuz anlamda dikkat çekti. Keyif alan kadın mutlaka bir açıklama yapmak zorunda bırakıldı. Böyle olunca da birçok kadın kendi bedenini tanımaktan çok onu kontrol etmeye çalıştı.
SÜREKLİ ‘ÖLÇÜLÜ’ OLMAK
Oysa cinsellik biraz da insanın kendine yaklaşabilme biçimi değil midir? Ne istediğini anlayabilmesi, rahat edebildiği yerde gevşeyebilmesi değil midir? Sürekli ölçülü, doğru ve uygun olmaya çalışırken insan kendi iç sesini dahi duyamaz hale geliyor. Kimseye karşı kusursuz olmak zorunda değilsiniz. Yakınlık dediğimiz şey zaten kusursuzlukta değil, rahatlıkta başlıyor. İnsan kendini güvende hissettiği yerde açılıyor. Gerçek çekim çoğu zaman tam da orada ortaya çıkıyor
BİR BAŞKA YANILGI
Bir başka yanılgı da cinselliğin sadece gençliğe ait bir şey sanılması. Oysa insan yaş aldıkça kendini daha iyi tanıyor. Neyi sevdiğini, neyi istemediğini daha net biliyor. Başkalarının beklentilerini karşılamaya mecbur hissetme duygusu azalırken, kendine açtığı alan artıyor. Ve bu çoğu zaman çok daha özgür bir alan yaratıyor.
NORMALLEŞEN DURUMLAR
Pişmanlık insanidir ve belki de bu yüzden çok dramatik görünmez. Her zaman çok derin de olmaz. Sırf yanlış anlaşılmamak için susmuş olmak, merak ettiği şeyleri hiç konuşamamış olmak, hep karşı tarafın konforunu düşünüp kendininkini ertelemek, sürekli “normal” görünmeye çalışırken kendi doğallığından uzaklaşmak... Bunlar normalleşiyor; oysa kayda değer pişmanlıklar yaratıyorlar zaman içinde.
‘BENİM HİSLERİM DE ÖNEMLİ’
Sağlıklı cinsellik biraz da şunu diyebilmektir; “Benim hislerim de önemli.” İstekleriniz, sınırlarınız, merakınız, keyfiniz… Hepsi size ait. Unutmayın ki, insan kendi bedenine yabancı gibi davrandığında değil, onunla aynı tarafta durduğunda rahatlıyor.
