İlişkilerde fiziksel yakınlık çoğu zaman sadece “an” üzerinden değerlendiriliyor. Oysa gerçek uyum, o ana gelmeden çok önce başlıyor. İnsanların kendi bedenlerini tanımaları, sınırlarını bilmeleri, karşı tarafın fizyolojisine dair temel bir farkındalık geliştirmeleri, ilişkilerin sağlıklı ilerlemesinde büyük rol oynuyor. Birçok çift, ilk yakınlaşmalarında yaşadıkları zorlukları kişisel bir başarısızlık gibi algılıyor. Halbuki çoğu zaman mesele sevgisizlik değil; bilgisizlik, kaygı ve iletişim eksikliği oluyor.

PEK ÇOK ERKEK BUNU BİLMİYOR
Özellikle kadın fizyolojisi konusunda toplumda ciddi eksikler var. Kadın bedeninin rahatlayabilmesi için yalnızca fiziksel değil, psikolojik güven de gerekir. Kadının kendini baskı altında hissetmesi, acele edilmesi, utanması ya da korkması, bedensel kasılmalara yol açabilir. Bu da süreci zorlaştırabilir. Pek çok erkek ise bunu yeterince bilmediği için yaşanan durumu yanlış yorumlayabiliyor.
PERFORMANS BASKISI
Aynı şekilde erkekler üzerinde de ciddi bir performans baskısı var. Erkeklerin her durumda “Ne yapacağını bilen”, “Heyecan yaşamayan”, “Kontrolü kaybetmeyen” biri olması bekleniyor. Halbuki gerçek yaşam böyle işlemiyor. Erkekler de kaygılanabilir, çekinebilir, ilk deneyimlerde zorlanabilir. Bunların hepsi insanidir. Tam da bu yüzden cinsellik yalnızca biyolojik değil, psikolojik ve sosyal bir konudur.
KARŞI CİNSİ TANIMA
Ben gençlerle yaptığım söyleşilerde hep şunu anlatıyordum: “Karşı cinsi anlamaya, tanımaya çalışmak, ilişkiyi kolaylaştırır ve kendinizle olan ilişkinize de katkı sunar.” Çünkü insanlar birbirlerinin bedenine dair temel gerçekleri öğrendiğinde beklentiler daha gerçekçi oluyor. Kaygı azalıyor. Gereksiz korkular küçülüyor. Çiftler birbirini, “Başarması gereken biri” gibi değil, “Birlikte öğrenilen bir yolun partneri” gibi görmeye başlıyor. Ne yazık ki toplumumuzda cinsellik ya tamamen yasaklı bir alan gibi anlatılıyor ya da sadece teknik bir konuya indirgeniyor. Halbuki bu mesele; iletişim, güven, anlayış ve duygusal yakınlıkla doğrudan bağlantılı.
SAĞLIKLI YAKINLIĞIN TEMELİ
Bir çiftin birbirine rahatça soru sorabilmesi bile çok kıymetlidir. “Nasılsın?” “Rahat mısın?” “İyi hissediyor musun?” gibi basit görünen sorular bile sağlıklı bir yakınlığın temelidir.
İŞİN SIRRI KUSURSUZLUKTA DEĞİL
Çünkü gerçek uyum, kusursuzlukta değil; birbirini anlamaya çalışmakla mümkün. Ben yeni nesilde en çok bunu önemsiyorum; cinsel bilincin yükselmesini… İnsanların kendi bedenlerinden utanmadan, karşı cinsin bedenine saygı duyarak yetişmesini… Çünkü bilgi arttıkça korkular azalıyor. Korkular azaldıkça ilişkiler daha sağlıklı hale geliyor.
