Posta Gazetesi’ni bazen de yüksek (!) amaçlarım için kullanıyorum. Şakası bir yana yaşadığımız topluma dair söz söylemek hepimizin hakkı ve görevi bence.

GENÇLER DÜŞÜNÜLMÜŞ AMA
Jinekolojik konulardan vazgeçmeden, konuştuğum alanı genişletmeye; kadınlardan sanata, kültürden toplumsal meselelere kadar hayatın farklı taraflarına dair de söz söylemeye çalışıyorum. Bugün de Contemporary Istanbul (CI) üzerinden bir şey söylemek istiyorum. Önce hakkını teslim edelim. İstanbul’un böyle büyük bir sanat organizasyonuna ev sahipliği yapması, dünyanın her yerinden farklı galerileri, sanatçıları ve sanat çevrelerini bir araya getirmesi önemli. Üstelik öğrenciler için ücretsiz giriş imkanı da düşünülmüş. Ancak 500 kişiyle kısıtlı. Bu kıymetli bir adım. Ben bunun daha ileri götürülebileceğini düşünüyorum.

Tersane İstanbul’da düzenlenen Contemporary İstanbul’un 21. edisyonu bugün sona eriyor.
NEDEN OLMASIN?
Güzel sanatlar liselerinde, güzel sanatlar fakültelerinde okuyan gençleri düşünelim. Henüz sanatın eğitimini alan, galerilerde gördükleri eserleri derslerinde konuştuklarıyla karşılaştıracak, sanatçıları yakından görecek, belki de birkaç yıl sonra bu fuarın sanatçısı olacak gençlerden söz ediyoruz. Onların Contemporary Istanbul’a sanat dünyasının geleceği olarak davet edilmesi fikri tartışılmalı bence, neden olmasın? Üstelik bunun için büyük bütçeler gerektiğini de düşünmüyorum. Influencerlara, çeşitli tanınmış isimlere, davetlilere kapılar açılabiliyorsa; güzel sanatlar öğrencilerine de daha geniş ve doğrudan bir davet yapılabilir. Hatta güzel sanatlar liseleriyle ve fakülteleriyle iş birliği kurulabilir. Öğrenciler topluca davet edilebilir. Onlara özel geziler, sanatçı buluşmaları, söyleşiler düzenlenebilir. Böylece etkinlik yalnızca bugün sanatla ilgilenen insanların buluştuğu bir yer olmaktan çıkar; yarının sanatçılarıyla da bağ kurar.

Bu yıl Asya sanat eserlerini öne çıkaran CI’da dikkat çeken eserlerden birisi de Johnny Depp’in ‘The Bunnyman’ (Tavşan Adam) adlı heykeli oldu.
KIYMETLİ VE İLHAM VERİCİ
Bir sanat etkinliğinin etkisi yalnızca o gün görülen eserlerle, ziyaretçi sayısıyla ya da gelen tanınmış isimlerle ölçülmemeli. Oraya ilk kez giren on dokuz yaşındaki bir öğrencinin gördüğü bir eser, tanıştığı bir sanatçı ya da duyduğu bir cümle ne kıymetli ne ilham verici, düşünsenize. Contemporary Istanbul’un başarısını tebrik ederken bunu söylemeyi de önemli buluyorum. Daha çok gence ulaşmak, özellikle sanat eğitimi alan gençleri bu dünyanın içine daha fazla çekmek, serginin geleceğine yapılabilecek en anlamlı yatırımlardan biri olabilir. Ben gençlerin sanata uzaktan bakmasını değil, sanatın kurulduğu alanların içinde yer almasını istiyorum. Ekonomik koşullarımız ortada. Kimse elini taşın altına koymayacak mı? Bunu hatırlatmayı gençlere borç biliyorum.
