Yıllar içinde ebeveynliğe dair önemli bir dönüşüme tanıklık ettik. Artık anne ve baba adayları gebelikten doğuma, bebek bakımından emzirmeye kadar birçok alanda birlikte eğitim alıyor. Bu ortak öğrenme süreci, yalnızca bilgi edinmeyi değil, sorumluluğu paylaşmayı ve ilişkiyi güçlendirmeyi de beraberinde getiriyor. Benzer bir ilerlemeyi çift terapisi ve cinsel terapi alanlarında da görüyoruz. Peki, bu noktada sormamız gereken bir soru yok mu?

NEDEN ÇİFTLER BİRLİKTE CİNSEL EĞİTİM ALMASIN?
Cinsellik, bireysel bir deneyim olduğu kadar ilişkisel bir alandır. İki kişinin bedensel, duygusal ve zihinsel etkileşimiyle şekillenir. Buna rağmen cinsellik hala çoğu zaman kulaktan dolma bilgilerle, yanlış inanışlarla ya da utanç duygusuyla ele alınıyor. Oysa bilimsel temelli, uzmanlar tarafından verilen cinsel eğitim; çiftlerin birbirini daha iyi anlamasına, beklentilerini açıkça konuşabilmesine ve sağlıklı bir yakınlık kurmasına katkı sağlar.
BİR SORUN MU VAR Kİ?
Birlikte alınan cinsel eğitim, ‘bir sorun mu var ki?’ sorusuna indirgenmemeli. Bu eğitimler yalnızca problem çözmeye değil, ilişkiyi korumaya, geliştirmeye ve derinleştirmeye hizmet eder. Nasıl ki ebeveynlik eğitimi almak anne babayı yetersiz yapmıyorsa, cinsellik alanında bilgi edinmek de ilişkiyi zayıflatmaz; tam tersine güçlendirir. Ayrıca hiçbir cinsel deneyimi olmadan evlenen pek çok insan olduğunu düşünürsek geçiş sürecini yumuşatacağı da kesin.

NEDEN OLMASIN?
Bilimsel, etik ve kapsayıcı cinsel eğitimlerin çiftlere birlikte sunulması, hem mümkün hem de çağımızın ihtiyaçlarına son derece uygun. Çünkü sağlıklı ilişkiler tesadüfen değil; bilgiyle, farkındalıkla ve emekle inşa edilir. Ben genelde şöyle derim; ‘Neden olmasın?’
