Pek çok kadın idrar kaçırmayı yalnızca doğumlara, yaş almaya ya da menopoza bağlar. Oysa çoğu zaman gözden kaçan önemli bir risk faktörü daha vardır; o da fazla kilo.

BASINCI ARTIRIR
Fazla kilo sadece tartıdaki rakam değildir. Karın içi basıncını sürekli artıran, mesane ve pelvik taban kasları üzerinde gün boyu yük oluşturan bir etkendir. Hapşırırken, gülerken, merdiven çıkarken ya da çocuğunu kucağına alırken idrar kaçırmanın daha sık görülmesinin nedenlerinden biri de budur. Sürekli devam eden bu basınç, pelvik tabanın zaman içinde gücünü kaybetmesine ve idrar tutma mekanizmasının zorlanmasına yol açabilir.
KİLO VERMEK ÖNEMLİ
Bilimsel çalışmalar, vücut ağırlığının yalnızca yüzde 5-10 oranında azaltılmasının bile birçok kadında idrar kaçırma yakınmalarını belirgin şekilde hafifletebildiğini gösteriyor. Ancak önemli olan sadece kiloyu konuşmak değildir. Her idrar kaçıran kadına 'Önce kilo verin.' demek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü bazı hastalarda sorun pelvik tabandaki destek dokularında, bağlarda ya da idrar kanalını taşıyan yapılardadır. Bu durumda kilo vermek tedaviyi destekler; ancak tek başına yeterli olmayabilir.

TEŞHİS KONULMALI
Muayenede asıl cevaplanması gereken soru şudur; İdrar kaçırmanın gerçek nedeni nedir? Bu sorunun cevabı, tedaviyi de belirler. Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban egzersizleri bazı hastalar için yeterliyken, bazı kadınlarda kalıcı çözüm ancak doğru cerrahi planlamayla mümkündür. İdrar kaçırma cerrahisi, doğru endikasyonla ve bu alanda deneyimli bir cerrah tarafından uygulandığında kadınların yaşam kalitesini yeniden kazandıran en başarılı tedavilerden biridir.
KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİR
Ben de pratiğimde her hastaya aynı tedaviyi önermiyorum. Önce nedenini ortaya koyuyor, gerçekten cerrahiye ihtiyacı olan hastalarda ise uluslararası kabul görmüş güncel tekniklerle, kişiye özel bir planlama yapıyorum. Çünkü amaç yalnızca idrar kaçırmayı durdurmak değil; kadının yeniden özgürce gülmesini, spor yapmasını ve hayatını kısıtlanmadan yaşayabilmesini sağlamak.
