ODTÜ’de, odağına cinsiyet eşitliğini alan muazzam bir etkinlikte konuşmacı oldum. Gençlerle aynı salonda olmak bana yine en çok ihtiyaç duyduğum şeyi verdi; o ışıklı gerçeği.

Bu ülkenin gençlerinin nasıl düşündüğünü, neyi sorguladığını, hangi yaralara daha adil bir düzenle yaklaşmak istediğini görmek, insanın içini genişleten bir şey. Cinsiyet eşitliği üzerine konuşmak için oradaydım ama onları dinledikçe, asıl meselenin yalnızca eşitlik başlıklarından ibaret olmadığını; çok daha derin bir zihinsel dönüşümün içinde büyüdüklerini hissettim. Soruları keskin ama saldırgan değil. Merakları güçlü ama aceleci değil. Adalet duyguları yüksek ama romantize edilmiş bir saflıkla değil; çalışarak, okuyarak, tartışarak kurdukları bir bilinçle.

ADIM ADIM ALIYORLAR
Ben umudu hiçbir zaman topyekûn kaybedenlerden olmadım; fakat bazı dönemlerde umut bile sessizleşip sinebiliyor. İşte tam bu noktada, ODTÜ’deki atmosfer bana o sessizliğin tamamen geçici olduğunu hatırlattı. Gençlerde, bugünün yorgunluklarını taşıyan biz yetişkinlere iyi gelen bir açıklık var; konuşurken saklamıyorlar, dinlerken küçümsemiyorlar, farklı görüşleri tehdit gibi görmüyorlar. Onlarla geçirdiğim her dakikada şunu düşündüm; bu ülkenin geleceği, bir gün yerimizi devralacak olanlara teslim edilmeyecek; onlar zaten adım adım alıyorlar. Ve iyi ki böyle oluyor.
UMUDU BÜYÜTMEK MÜMKÜN
Bu tür buluşmaları mümkün kılan herkese ve umudumu canlı tutan tüm gençlere teşekkür ederim. Bana göre asıl kıymet, sahneden inerken insanı daha diri, daha net ve daha kararlı hissettiren bir gençliğe sahip olmak. Ve ben, sizler varken umudu kesmenin imkansız, umudu büyütmenin ne kadar mümkün olduğunu bir kez daha gördüm. Bütün içtenliğimle söylüyorum; sizinle gurur duyuyorum ve size çok saygı duyuyorum.
