Menopoz dönemine giren birçok kadın için en zorlayıcı şeylerden biri, vücudun hormon dengesi değiştikçe yaşanan şikayetler. Sıcak basmaları, uykusuzluk, sinirlilik, vajinal kuruluk, cinsel istekte azalma… Üstelik bunlar sadece günlük yaşamı değil, ruh halini ve ilişkileri de etkiliyor. İşte tam bu noktada hormon replasman tedavisi devreye girer ki, bu konuyu çok sık işledik, bildiğimizden eminim. Ancak yine de tereddütleri gidermek adına şu eklemeyi yapmayı görev biliyorum; yıllar içinde bu tedavi çok değişti; artık eskisi gibi değil.
‘DOĞAL HORMON’ DİYE SATILAN KARIŞIMLARA DİKKAT!
Bazı eczanelerde “kişiye özel doğal hormon” gibi ürünler sunuluyor. Bunlar kulağa hoş geliyor ama dozajı, saflığı, güvenilirliği her zaman aynı olmayabiliyor. Uzmanlar, devlet tarafından onaylı, standart dozda ve denetimli ilaçların kullanılmasını öneriyor. k Artık her hastaya aynı reçete yazılmıyor. Günümüzde amaç, “herkese aynı doz” yerine kişiye özel tedavi planlamak. Kimi kadında sadece vajinal kuruluk vardır, o zaman düşük doz lokal tedavi yeterlidir. Kimi kadında ise hem sıcak basması hem uyku bozukluğu olur; o zaman sistemik (tüm vücuda etki eden) tedavi gerekir. Her durumda en düşük etkili dozla başlamak tercih ediliyor.
ESKİDEN NEYDİ, ŞİMDİ NE DEĞİŞTİ
Eskiden hormonlar ağızdan alınırdı, şimdi cilt yoluyla veriliyor. Artık birçok kadına “transdermal” denilen yöntemlerle -yani cilde yapıştırılan bant, sürülen jel veya spreylerle -hormon veriliyor. Bu sayede ilaç karaciğerden geçmediği için damar tıkanıklığı riski belirgin şekilde azalıyor. Kalp ve pıhtı problemi riski olan kadınlar için büyük avantaj. k Sentetik hormonlar yerine vücudun kendi hormonuna benzeyenler kullanılıyor. Eskiden laboratuvarda üretilmiş “sentetik progestinler” vardı. Şimdi ise mikronize progesteron denilen, vücuttaki progesteron hormonuna neredeyse birebir benzeyen ürünler tercih ediliyor. Bunların meme sağlığı açısından daha dengeli olduğu, yan etkilerinin daha az olduğu düşünülüyor.
RİSK KALDI MI?
Her tedavide olduğu gibi burada da dikkat edilmesi gereken noktalar var:
Kan pıhtısı riski: Cilt yoluyla alınan hormonlarda bu risk çok daha düşük.
Meme kanseri: Özellikle doğal progesteronla yapılan tedavilerde risk artışı sınırlı. Ancak her kadın farklı; bu nedenle düzenli kontroller şart.
Kalp sağlığı: Menopozun erken döneminde, yani adet kesildikten sonraki ilk 10 yıl içinde başlanan tedaviler kalp açısından genelde daha güvenli. Hormon tedavisi ‘tehlikeli bir seçenek’ değil. Doğru hasta-doktor ilişkisi, doğru doz ve doğru form kullanıldığında, yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran, güvenli bir tedavi haline geldi. Elbette herkes için uygun olmayabilir. Bu yüzden en doğrusu, şikayetlerinizi ve beklentilerinizi açıkça anlatmak, doktorunuzla risk ve faydaları birlikte değerlendirmektir.
ÇOK DAHA GÜVENLİ ‘DOĞAL HORMON’ DİYE SATILAN KARIŞIMLARA DİKKAT!
Bir dönem hormon replasman tedavisinin kalp hastalığı ya da meme kanseri riskini artırabileceği konuşuluyordu. Bu haberler yüzünden pek çok kadın tedaviden uzak durdu. Ama bilim yerinde durmuyor. Son 10-15 yılda yapılan araştırmalar ve yeni ilaç formlarıyla birlikte, bu tedavi çok daha güvenli ve kişiye özel hale geldi. Bioeşdeğer Hormon Tedavisi demekle değişimin başlangıcını ismiyle yapalım.
