
Bir dönem kadınların doğurganlığıyla ilgili çok kesin cümleler kurulurdu. ‘35’ten sonra riskli’, ‘40’tan sonra neredeyse imkansız’ gibi ifadeleri sık sık duyardınız, değil mi? Bugün bu cümleler tamamen yanlış sayılmaz ama artık eskisi kadar kesin de değil. Çünkü üreme tıbbında son yirmi yılda çok ciddi gelişmeler oldu. Bu gelişmeler sayesinde ileri yaşta hamilelik eskisine göre daha mümkün hale geldi.
BİYOLOJİK SAAT
Tabii burada bir gerçeği de açıkça söylemek gerekiyor; biyoloji hala önemli. Kadın doğurganlığında yaş faktörü hala belirleyici unsurlardan biri. Kadınlar doğduklarında sahip oldukları yumurtalarla dünyaya geliyorlar ve zamanla hem yumurta sayısı hem de kalitesi azalıyor. Bu yüzden hem doğal gebelikte hem de tüp bebek tedavilerinde başarı oranları yaş ilerledikçe düşüyor. Yani ‘biyolojik saat’ tamamen ortadan kalkmış değil.
ÖNEMLİ ARAÇLAR
Ama artık tablo eskisi kadar karamsar da değil. Çünkü modern üreme tıbbı son yıllarda gerçekten önemli araçlar geliştirdi. Bunlardan biri, dondurulmuş embriyo transferi. Embriyolar laboratuvarda oluşturulduktan sonra dondurulabiliyor ve daha uygun bir zamanda rahme transfer edilebiliyor. Bu yöntem bazı hastalarda gebelik şansını artırabiliyor ve düşük riskini azaltabiliyor. Bugün tüp bebek merkezlerinde oldukça yaygın kullanılıyor. Bir diğer önemli gelişme, genetik tarama yöntemleri. Embriyolar rahme yerleştirilmeden önce genetik olarak incelenebiliyor. Bu sayede kromozom açısından sağlıklı olan embriyolar seçiliyor. Özellikle ileri yaş grubunda bu yöntem hem gebelik ihtimalini artırabiliyor hem de düşük riskini azaltabiliyor. Son yıllarda çok konuşulan bir başka yöntem de yumurta dondurma. Kariyer planlaması, geç evlilik ya da farklı nedenlerle anneliği ertelemek isteyen kadınlar genç yaşlarda yumurtalarını dondurabiliyor. Böylece ilerleyen yıllarda bu yumurtaları kullanma şansına sahip oluyorlar. Bu yöntem ‘biyolojik saati durdurmak’ anlamına gelmiyor ama kadınlara ciddi bir zaman avantajı sağlayabiliyor. Teknoloji bununla da sınırlı değil. Artık bazı merkezlerde yapay zeka sistemleri embriyoların gelişimini analiz ederek hangisinin rahme tutunma ihtimalinin daha yüksek olduğunu tahmin edebiliyor. Bu da tüp bebek tedavisinin başarısını artırabilecek yeni bir alan olarak görülüyor.
ŞİMDİLİK DENEYSEL
Bilim dünyasında ayrıca yumurta kalitesini artırmaya yönelik deneysel çalışmalar da sürüyor. Bazı araştırmalar yaşla birlikte ortaya çıkan kromozom hatalarını azaltabilecek yöntemler üzerinde yoğunlaşıyor. Henüz rutin tedaviye girmiş değil ama gelecekte ileri yaş doğurganlığı konusunda yeni kapılar açabilecek çalışmalar bunlar. Türkiye de bu alanda oldukça güçlü ülkelerden biri haline geldi. Ülkemizde birçok tüp bebek merkezinde başarı oranları dünya ortalamalarına yakın. Ayrıca Türkiye son yıllarda Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için önemli bir üreme sağlığı merkezi haline gelmiş durumda. Sonuç olarak bugün ileri yaşta anne olmak geçmişe göre daha mümkün. Ama bu durum ‘Yaş artık hiç önemli değil’ anlamına gelmiyor. Tıp yeni seçenekler sunuyor, başarı şansını artırıyor ve bazı riskleri azaltıyor. Ama yaş faktörü hâlâ önemli.
SEÇENEKLER ARTTI
Belki de bugün geldiğimiz noktayı en doğru şekilde şöyle özetlemek gerekiyor: Eskiden ‘35’ten sonra çok zor’ denirdi. Bugün ise gerçek şu, doğurganlık yaşla azalıyor ama artık seçenekler de artıyor. Yani kesin bir yaş sınırından çok, her kadının kendine özgü bir doğurganlık hikayesi var.
