İlişkinin gündelik akışında biriken, adı konmadıkça büyüyen ve en çok da yakınlığı içten içe aşındıran şeylerden bahsedelim mi bu hafta sonu? Cinsel yaşama da derinden etki ettiklerini söylememe gerek var mı?
1- KONUŞULMAYAN BEKLENTİ
Söylenmeyen her ihtiyaç, karşı tarafta anlaşılmama duygusuna, zamanla da “Ne yaparsam yapayım yetmeyecek” düşüncesine dönüşür.
2- PERFORMANS ODAKLILIK
Yakınlık bir paylaşım olmaktan çıkıp ölçülen, değerlendirilen bir performansa dönüştüğünde; temasın kendisi değil, sonucu önemsenir hale gelir.
3- BEDENLE KAVGA
Kendi bedenine mesafeli olan biri, partnerinin dokunuşunu da şüpheyle karşılar; beğenilme ihtimali bile tehdit gibi algılanabilir. ÇÖZÜMÜ ERTELEMEK “Bunu sonra konuşuruz” diye ötelenen her mesele, çözülmeden birikir ve en savunmasız olunan anda kendini hatırlatır. Ve bu defa konuşmanın ötesine geçilebilir.
4- KIRILGANLIKTAN KAÇIŞ
Açık olmak yerine güçlü görünmeyi seçmek, kısa vadede korur gibi görünür ama uzun vadede araya görünmez bir duvar örer.
5- RUTİNLEŞMİŞ DOKUNUŞ
Aynılaşan temaslar, dikkat ve niyet eşlik etmediğinde alışkanlığa dönüşür. Alışkanlık ise zamanla hissi köreltir.
6- İMA DİLİ
Doğrudan söylemek yerine dolaylı ifadelerle anlatmaya çalışmak, karşı tarafın anlamasını zorlaştırır ve yanlış yorumlara alan açar.
7- GEÇMİŞ YÜKLERİ BUGÜNE TAŞIMAK
Eski deneyimlerin izleri temizlenmeden yeni bir bağa girildiğinde, aslında bugünkü kişiyle değil geçmişin hayaletleriyle ilişki kurulmaya başlanır.
8- KIYASLAMA
Başka bir insanla, başka bir ilişkiyle ya da hayali bir ölçütle yapılan her kıyas, mevcut olanı değersizleştirmekten başka bir işe yaramaz.
9- ROL YAPMAK
Olduğun gibi değil, olman gerektiğini düşündüğün gibi davranmak; kısa vadede kabul görmeyi sağlasa da uzun vadede bağın gerçekliğini zedeler.
10- KONTROL İHTİYACI
Her anı planlama ve yönlendirme çabası, spontane gelişen yakınlığın doğasını bozar ve ilişkiyi mekanik bir hale getirir.
11- DUYGUSAL KOPUKLUK
Gün içinde birbirine temas etmeyen, konuşmayan, paylaşmayan iki insanın gece yakınlık kurabilmesi giderek zorlaşır.
12- UTANÇ DUYGUSU
İfade edilemeyen utanç, arzunun önüne görünmez bir set çeker; kişi hem ister hem geri durur.
13- SINIRLARIN BELİRSİZLİĞİ
Ne istediğini, ne istemediğini netleştiremeyen biri, karşısındakine de yön veremez. Bu da belirsizlik ve huzursuzluk yaratır.
14- SESSİZ KIRGINLIK
Dile getirilmeyen her kırgınlık, çözülmeden birikir ve zamanla küçük temasları bile ağırlaştırır.
15- ZORUNLULUK HİSSİ
İstekle değil görev duygusuyla kurulan yakınlık, taraflardan birini yük altında hissettirir ve doğal akışı bozar.
16- DIŞ STRESİN İÇERİ SIZMASI
Gün boyu taşınan stres, zihinde yer kapladıkça bedenin gevşemesine ve ilişkiye açılmasına engel olur.
17- DİNLEMEMEK
Gerçekten duyulmayan biri, zamanla anlatmayı bırakır; anlatmadıkça da bağ giderek zayıflar. HIZ Her şeyi hızlı yaşama alışkanlığı, derinlik gerektiren anlarda sabırsızlık yaratır ve temas yüzeyde kalır.
18- GERÇEK TEMASTAN KAÇINMAK
Fiziksel yakınlık varmış gibi görünse de duygusal bağ kurulmadığında, kişi kendini daha yalnız hissetmeye başlar.
YARIN: İLİŞKİYİ YAVAŞ YAVAŞ AYIRAN DİĞER DİNAMİKLER
