İlk kez birine yaklaşmak, aslında bedenin değil, zihnin eşiğinden geçmektir. Çünkü insan, ilk defa tenini değil; korkularını çıkarır ortaya.

‘YA YETERİNCE GÜZEL DEĞİLSEM?’
‘YA BECEREMEZSEM?’
‘YA HAYAL KIRIKLIĞI OLURSA?’
Kimse yüksek sesle söylemez bunları. Ama herkesin içinde, tam göğsünün ortasında duran küçük bir telaş vardır.
ÖNGÖRÜLEMEZ OLABİLİR
İlk cinsel birliktelik bazen planlandığı gibi ilerlemez. Filmlerdeki gibi akmaz her şey. Bir taraf ne yapacağını fazla düşünür, diğer taraf rahat görünmeye çalışır. Eller bazen nereye gideceğini şaşırır. Gülmeler olur. Duraksamalar olur. Hatta bazen tam o anda, iki insan aynı heyecanın içinde birbirine bakıp sebepsizce gülümser.Ve garip biçimde… Tam da bu yüzden unutulmaz olur. Çünkü mesele teknik değildir. Mesele, bir insanın yanında savunmasını indirebilmesidir. Kendini saklamadan durabilmesi. ‘Şu an çok heyecanlıyım’ diyebilmesi. ‘Biraz korkuyorum’ derken utanmaması.
ÖNEMLİ OLAN GÜVEN
İyi bir ilk deneyimi özel yapan şey mükemmel performans değil; güvende hissetmektir. Acele edilmemesi. Bir tarafın diğerini geçmeye çalışmaması. Kimsenin kimseye bir şey kanıtlama çabası taşımaması.
HİSLER UNUTULMA
Bazı anlar vardır; yıllar geçer, detayları unutursun. Odanın rengini hatırlamazsın. Üzerindeki kıyafeti çıkaramazsın aklının odalarından. Ama nasıl hissettiğini unutmazsın. Çünkü insanın bedeni bazen hafızasından daha güçlü hatırlar. Ve büyülü olan da budur, kusursuzluk değil.
