Doç. Dr. Gökçen ErdoğanKendin gibi kalmak da bir farktır

HABERİ PAYLAŞ

Kendin gibi kalmak da bir farktır

Bir insanın fark yaratması için herkesten başka biri olması gerekmiyor. Hatta çoğu zaman tam tersi. Kendisine ait olmayan bir hayatı yaşamayı bıraktığında başlıyor asıl değişiklik.

Kendin gibi kalmak da bir farktır

BAZI KARARLARIN ŞAHİDİ OLMAZ

Meslek hayatım boyunca kadınların kendileri için istedikleri şeyleri söylerken ne kadar çok izin aradıklarını gördüm. “Bunu istesem ayıp olur mu?”, “Bu yaştan sonra olur mu?”, “Eşim ne düşünür, çocuklarım nasıl karşılar, insanlar ne der?” Kadın, kendi hayatının içinde bile kendisine bir tanık arıyor. Oysa insanın hayatında bazı kararların şahidi olması gerekmiyor. Bir kadın çalışmak istiyorsa çalışır, evde kalmak istiyorsa kalır, yeniden aşık olmak istiyorsa olur, bir ilişkiyi bitirmek istiyorsa bitirir. Çocuk sahibi olmak istemiyorsa bunu uzun uzun açıklamak zorunda değildir. Çok çocuk istiyorsa da kimseye hesap vermek zorunda değildir. Bunların hiçbiri bir kadını daha iyi ya da daha kötü yapmaz. Sadece onu kendisi yapar.

Haberin Devamı

İÇERİDE HESAP BİRİKİYOR

Yıllar içinde şunu çok net gördüm; insan kendi hayatını başkalarının beklentilerine göre kurduğunda, dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünse bile içeride başka bir hesap birikiyor. Bir süre sonra, “Ben ne istiyorum?” sorusu, “Benden ne bekleniyor?” sorusunun altında kalıyor. Bunu söylemek kolay tabii ama aşmak ve dilediğince yaşamak o kadar kolay değil. Çünkü çevremizdeki insanların beklentileri, görünmez bir eşya gibi evin her tarafında duruyor. Ne zaman evleneceğimizi, ne zaman çocuk sahibi olacağımızı, ne kadar çalışacağımızı, nasıl görüneceğimizi, nasıl bir anne, eş olacağımızı söyleyen bir düzen var. Üstelik bunların çoğunu kimse gelip açık açık söylemiyor. İnsan yıllar içinde öğreniyor; neyin ayıp karşılandığını, neyin fazla bulunduğunu, nerede durması gerektiğini... Ne acı bir öğrenme.

KENDİNİ YENİDEN DUYABİLMEK

Kadınların hayatında bu sınırlar o kadar erken kuruluyor ki, bir süre sonra insan kendi isteğiyle kendisine öğretilmiş olanı birbirine karıştırabiliyor. Hatta kimi zaman insan, kendi isteğini bulmakta zorlanıyor. Çünkü uzun süre başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyacından önce düşünmüş, çocuğunun ne istediğini, eşinin ne düşündüğünü, ailesinin ne diyeceğini, çevresinin nasıl bakacağını hesaplamış. Kendi hayatında kendisinden önce herkes var. Benim için asıl mesele, kadının o kalabalığın içinden kendisini yeniden duyabilmesi, kendi kararının arkasında durabilmesi. Bu illa büyük bir değişiklik anlamına da gelmiyor. Her şeyi bırakıp başka bir şehre gitmek, iş kurmak, yeniden aşık olmak, yıllardır ertelediği bir hayalin peşinden koşmak gerekmiyor. Bazen insanın hayatındaki en önemli değişiklik, artık istemediği bir şeye “Hayır” diyebilmesi. Bazen yıllardır ertelediği bir şeyi kendisi için seçmesi. Bazen de herkesin doğru kabul ettiği bir şeyin kendisi için doğru olmadığını kabul etmesi.

Haberin Devamı

İSTEMEK DE ÖĞRETİLİYOR

Bir de istemek var. Kadınlarla yaptığım konuşmalarda bunun ne kadar zor olduğunu çok görüyorum. Hayır demek zor, evet demek zor ama kendi isteğini olduğu haliyle kabul etmek çoğu zaman daha da zor. Çünkü istemek de öğretiliyor. Ne isteyebileceğimiz, neyi hak ettiğimiz, ne kadarını istememizin fazla kaçacağı konusunda hepimizin önünde görünmez bir liste var. Kadının az istediğinde daha makbul olduğu, çok istediğinde ‘fazla’ bulunduğu zamanların izleri nesillerdir üzerimizde. İşini yap, çocuğunu büyüt, evini yönet, iyi görün, iyi eş ol, iyi anne ol, kimseyi kırma, fazla isteme... Benim mesleğimde yıllar içinde en çok karşılaştığım sorulardan biri de aslında bu. Kadınların bedenleriyle, ilişkileriyle, cinsellikleriyle ilgili konuşurken bir noktada konu hep aynı yere geliyor; “Ben ne istiyorum?” Ve bazen bunun cevabını ilk kez kırkında, ellisinde, hatta daha ileriki yaşlarda arıyorlar. Bence insanın kendisine geç kalmış sayılacağı bir yaş yok.

Haberin Devamı

DÜŞÜNCELERİN DEĞİŞEBİLİR

Bir zamanlar çok istediğin bir şeyi artık istemeyebilirsin. Yıllar önce verdiğin bir karar bugün sana uymayabilir. Bir ilişkiyi sürdürmek istemeyebilirsin. Yeniden aşık olabilirsin. Çocuk sahibi olma fikrin değişebilir. Çalışma biçimini değiştirebilirsin. Görünüşünle, bedeninle, hayatınla ilgili yıllardır taşıdığın bir düşünceden vazgeçebilirsin. Bunların hiçbiri tutarsızlık değil. İnsan değişiyor, yaşadıkları, ihtiyaçları değişiyor. Kendisine bakma biçimi değişiyor mesela. Dolayısıyla hayatından beklediği şeyin değişmesi de doğal. Belki de kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri, yıllar önce verdiğimiz kararları ömür boyu taşımak zorunda olmadığımızı kabul etmek.

Haberin Devamı

KARARLARININ ARKASINDA DURMA BASKISI

Çünkü kadınların üzerinde bir de ‘kararlarının arkasında sonsuza kadar durma’ baskısı var. Bir şeyi seçtiysen, hep onu istemen bekleniyor. Ben bir kadının hayatında en çok kendisine ait olan yeri önemsiyorum. Herkesin beğeneceği bir hayatı olmayabilir. Herkes onu anlamayabilir. Verdiği bazı kararlar başkalarına gereksiz, fazla cesur ya da anlaşılmaz gelebilir. Ama insanın kendi hayatında kendisine yer açması, dışarıdan göründüğünden çok daha büyük bir değişiklik. Çünkü mesele başkalarından farklı görünmek değil; kendine yabancılaşmadan yaşayabilmek. Fark dediğimiz şey de bu aslında. Herkes gibi görünmeye çalışmadan, herkes gibi yaşamak zorunda hissetmeden, kendi hayatının içinde kendine benzeyen bir kadın olarak kalabilmek. Bunun için kimseye bir şey kanıtlamaya gerek yok. İnsanın özellikle kadının kendini seçmesi, eninde sonunda kabul görecek. Fark yaratacağız evet. En başta kendimiz kalarak hem de.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder