İnsan dokusuna dair yapılan bir çalışmada, klitorisin ana duyu sinirlerinde ortalama 10.281 sinir lifi bulunduğu saptandı. Bu rakamı ilk duyduğumuzda akla çok doğal bir soru geliyor: Bu kadar yoğun bir sinir ağı varsa, orgazmın da kendiliğinden ve kolay gerçekleşmesi gerekmiyor mu? Aslında hayır. Çünkü sinir lifi sayısı ile orgazm arasında böyle doğrudan bir denklem kurmak mümkün değil.

KARMAŞIK BİR SÜREÇ
Klitoristeki bu yoğun sinir ağı, bölgenin dokunma, basınç ve diğer duyusal uyaranları algılama kapasitesinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Fakat sinirlerin bir uyarıyı algılaması, o uyarının beyinde haz olarak değerlendirilmesi ve sonunda orgazmik yanıtın ortaya çıkması aynı şey değil. Arada, sinir sisteminin ve beynin birlikte yürüttüğü oldukça karmaşık bir süreç var.
FARKLI İŞLEVLERİ VAR
Üstelik burada yalnızca klitorise ne olduğundan söz etmiyoruz. Uyarının nasıl olduğu, ne kadar sürdüğü, ritminin kişiye uygun olup olmadığı kadar kişinin o sırada ne kadar rahat olduğu, zihninin nereye odaklandığı, stres veya kaygı yaşayıp yaşamadığı da beynin gelen duyusal bilgiyi işleme biçimini değiştirebiliyor. Yani beden uyarıyı alıyor olsa bile beyin o anda bu uyarıyı hazza dönüştürmeye elverişli bir durumda olmayabilir. Bir başka önemli ayrıntı da şu; 10.281 sinir lifinin tamamı aynı görevi üstlenmiyor. Sinir liflerinin farklı türleri ve farklı duyusal işlevleri bulunuyor. Bu nedenle bu rakamı, klitoriste orgazmı sağlayan 10.281 ayrı sinir ucu varmış gibi yorumlamak doğru olmaz.
BASİT BİR ÖRNEK
Bunu günlük hayattan çok basit bir örnekle anlayabiliriz; her yerde çok sayıda telefon hattının bulunması, yapılan her aramanın mutlaka keyifli bir sohbete dönüşeceği anlamına gelmez. Hatların çokluğu iletişim kapasitesini artırır; konuşmanın nasıl ilerleyeceğini ise başka koşullar belirler. Klitorisin yoğun sinir ağı da bize onun ne kadar güçlü bir duyusal organ olduğunu anlatıyor. Orgazmın kolaylığını ise yalnızca sinir sayısı belirlemiyor. Sinirlerden gelen bilginin niteliği, beynin bu bilgiyi nasıl değerlendirdiği ve kişinin o sırada içinde bulunduğu bedensel ve zihinsel durum birlikte rol oynuyor. Bu nedenle orgazmın zor gerçekleşmesini yalnızca anatomi üzerinden açıklamak da, bunu kişinin bedeninde bir eksiklik varmış gibi yorumlamak da doğru değil. Bedenin duyuyu alması başka, o duyunun beyinde hazza dönüşmesi ve orgazmik yanıtın oluşması başka bir süreç. Erkeğe düşenler üzerine düşünmeye değer, değil mi?
