Korunma konusu yıllardır tuhaf bir özgüvenle küçümseniyor. İnsanlar hâlâ, “Bana bir şey olmaz” cümlesini bilimsel veri gibi kullanıyor.
Cinsel sağlık yalnızca hamilelik meselesi değil. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, psikolojik stres, korku, suçluluk hissi ve sonrasında yaşanan kaygılar da bu konunun parçası. Prezervatif, hâlâ en önemli ve en ulaşılabilir korunma yöntemlerinden biri. Çünkü yalnızca gebelik riskine karşı değil, birçok enfeksiyona karşı da koruma sağlıyor. Ama insanlar korunmayı hâlâ romantizmi bozan bir şey gibi görüyor. Oysa tam tersi. Korunmak çoğu zaman şunu gösteriyor; “Ben hem kendime hem sana zarar vermek istemiyorum.” Bu bir mesafe değil. Bu bir özen biçimi.
ÖZGÜRLÜK YALNIZCA ISTEDIĞINI YAPMAK DEĞIL
Tatillerde insanlar kendini daha özgür hissediyor. Daha rahat davranıyor. Daha spontane kararlar alıyor. Güzel. Ama özgürlük yalnızca istediğini yapmak değildir. Sonrasında hayatını zorlaştırmayacak seçimler yapabilmektir. Çünkü bazı geceler kısa sürüyor ama bıraktığı stres çok uzun kalıyor. İnsan bazen birkaç dakikalık dikkatsizliğin sonuçlarını aylarca taşıyabiliyor. Ve işin en kötü tarafı şu; çoğu kaygı aslında çok basit bir önlemle yaşanmayacak şeylerden oluşuyor.
ÖZGÜRLÜK YALNIZCA ISTEDIĞINI YAPMAK DEĞIL
Korunmak keyfi azaltmaz. Panik ihtimalini azaltır. İnsanı daha rahat hissettirir. Ve rahat hisseden insanlar, birbirine daha sağlıklı yaklaşır.
