Doç. Dr. Gökçen ErdoğanLibidonun limiti

HABERİ PAYLAŞ

Bu soruyla muayenehanede çok sık karşılaşıyorum ve genellikle şu cümleyle geliyor; ‘Hocam, libidom çok yüksek. Bu bir sorun mu? Bende bir tuhaflık mı var?’ O yüzden en baştan şunu söyleyeyim; libidonun yüksek olması tek başına bir hastalık değildir. Tıpta herkes için geçerli bir standart libido aralığı yoktur. İnsan cinselliği; biyoloji, psikoloji, ilişki dinamikleri ve yaşam koşullarının iç içe geçtiği bir alandır. Biz hekimler için asıl belirleyici olan, isteğin miktarı değil, kişinin bu istekle kurduğu ilişkidir. Yani libido kişinin hayatını besliyor mu, yoksa yönetilmesi zor bir şeye mi dönüşüyor; esas soru budur.

Haberin Devamı

TOPLUM BASKISI ETKİLİ

Kadınlar açısından konuya baktığımızda, ‘yüksek libido’ ifadesinin çoğu zaman tıbbi bir tanımdan çok kültürel bir etiket olduğunu görürüz. Toplum, uzun yıllar kadın cinselliğini ya bastırmış ya da görünmez kılmıştır. Bu nedenle birçok kadın aslında tamamen fizyolojik ve sağlıklı bir cinsel isteği ‘fazla’ zannederek başvurur. Ovülasyon döneminde artan cinsel istek, bazı kadınlarda testosteron düzeyinin görece yüksek olması, cinselliğin duygusal bağla güçlü ilişkilendiği dönemler tamamen normaldir. Ancak klinik açıdan baktığımızda, libido artışı kadında sürekli bir huzursuzluk haliyle birlikteyse, cinsellik rahatlatmak yerine gerginlik yaratıyorsa ya da kişi istemediği halde cinsel dürtüler tarafından sürükleniyorsa, o zaman durup düşünmek gerekir.

ARTIP AZALABİLİR

Özellikle hipomanik dönemlerde, tiroid hormonlarının fazla çalıştığı durumlarda veya bazı psikiyatrik ilaçların etkisiyle libido belirgin biçimde yükselebilir. Travma öyküsü olan bazı kadınlarda ise cinsellik bir yakınlık alanı olmaktan çıkar, duygusal regülasyon aracı haline gelir. Burada sorun ‘çok istemek’ değildir; sorun, isteğin kişinin elinden kontrolü almasıdır. Kadın danışanlarımın çoğu bu noktada şunu söyler; ‘İstiyorum ama bu isteme hali beni yormaya başladı.’ İşte bu cümle klinik olarak çok kıymetlidir.

ÖNEMLİ OLAN DOYUM

Erkeklerde ise durum biraz daha sessiz yaşanır. Çünkü erkek libidosunun yüksek olması toplumsal olarak ‘normal’, hatta beklenen bir şey gibi sunulur. Bu da gerçek sorunların fark edilmesini geciktirir. Erkeklerde testosteron düzeyinin yüksek olması, dışarıdan hormon kullanımı, dopamin sistemini uyaran maddeler ya da bazı nöropsikiyatrik durumlar libidoyu belirgin şekilde artırabilir. Ancak burada da tekrar altını çizmek gerekir; sorun istek değil, doyumdur.

Haberin Devamı

DÜZENE OTURTULMALI

Erkek danışanlarda sık gördüğümüz tablo şudur; cinsellik artmıştır ama haz azalmıştır; daha sık, daha yoğun uyarana ihtiyaç duyuluyordur. Bu noktada cinsellik bir keyif alanı olmaktan çıkar, kompulsif bir davranışa yaklaşır. ‘İstemiyorum ama yapıyorum’ cümlesi erkekler için de güçlü bir alarmdır. Manik dönemler, dürtü kontrol sorunları ve stresle başa çıkmak için cinselliğin tek araç haline gelmesi, libidonun yüksekliğinden çok, düzenlenememesine işaret eder.

HASTALIK DEĞİL

Hem kadınlar hem erkekler için şunu özellikle vurgulamak isterim; yüksek libido bir teşhis değildir. Bir belirtidir ve ancak bağlam içinde anlam kazanır. Eğer kişi cinselliğiyle barışıksa, hayatının diğer alanları zarar görmüyorsa, ilişkilerinde sorun yaşamıyorsa ve kendini bu isteğin esiri gibi hissetmiyorsa, ortada tedavi edilmesi gereken bir durum yoktur. Ama cinsellik kaçışa dönüştüyse, kişi kendini durduramıyorsa, suçluluk ve pişmanlık döngüsü oluştuysa ya da ilişkiler bu nedenle zarar görüyorsa, o zaman mesele ahlaki ya da karakterle ilgili değil; nörobiyolojik ve psikolojik bir regülasyon meselesidir.

Haberin Devamı

YAŞAM ENERJİSİ

Son olarak şunu söylemek isterim; libido yaşam enerjisidir. Ne tamamen bastırılması gerekir ne de kontrolsüzce taşmasına izin verilmelidir. Sağlıklı olan, onun hayatın geri kalanıyla uyum içinde akabilmesidir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder