Genital bölgede kaşıntı olduğunda pek çok kadının aklına ilk olarak mantar gelir. Eczaneden alınan bir krem kullanılır, geçmezse başka bir krem denenir. Bir süre rahatlama olur, sonra aynı şikayet yeniden ortaya çıkar. Oysa burada gözden kaçan önemli bir konu var; her kaşıntı mantar değildir. Muayenelerde karşımıza çıkan uzun süreli kaşıntılarda düşünmemiz gereken durumlardan biri de liken sklerozus.

KRONİK BİR CİLT HASTALIĞI
Liken sklerozus, vulvanın, yani dış genital bölgenin cildini etkileyen kronik bir cilt hastalığıdır. Bulaşıcı değildir, cinsel yolla geçmez ve kötü hijyenle ilgisi yoktur. Her yaşta görülebilir, ancak özellikle menopoz döneminden sonra daha sık karşımıza çıkar.
BELİRTİLERİ NELER?
Peki kadınlar bunu nasıl fark eder? En sık belirti, yoğun kaşıntıdır. Bunun yanında genital bölgede yanma, hassasiyet, kuruluk, ciltte beyazlaşma ve çatlaklar görülebilir. Cilt inceldiği için sürtünme sırasında kolayca tahriş olabilir ve küçük kanamalar ortaya çıkabilir. İlişkinin ağrılı hale gelmesinin nedeni de bu cilt değişiklikleri olabilir. Üstelik sorun yalnızca kaşıntıyla sınırlı kalmayabilir. Tedavi edilmeyen ve uzun süre kontrol altında olmayan liken sklerozusta, vulvanın yapısında değişiklikler gelişebilir. Küçük dudaklarda yapışıklıklar oluşabilir, klitoris çevresindeki deri etkilenebilir ve vajina girişinde daralma meydana gelebilir. Bu değişiklikler ilerlediğinde cinsel ilişkiyi, idrar yapmayı ve günlük yaşamı ciddi şekilde zorlaştırabilir. Bu yüzden genital bölgede uzun süren kaşıntıyı sadece mantar olarak kabul etmemek gerekiyor. Bir de şu ayrımı yapmak önemli; her beyazlık liken değildir. Egzama, tahriş, alerjik reaksiyonlar, farklı vulvar cilt hastalıkları ve menopozla birlikte ortaya çıkan değişiklikler de benzer görüntülere neden olabilir. Tanı, muayene sırasında cildin özelliklerinin değerlendirilmesiyle konulur. Gerekli görülürse küçük bir bölgeden biyopsi alınabilir.
KANSER RİSKİ
Bir konu daha var ve bunu özellikle önemsemek gerekiyor. Üstüne basa basa söylüyorum; liken sklerozus kanser değildir. Ancak uzun süre kontrolsüz kaldığında vulva kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle tanı alan kadınların takiplerini aksatmaması gerekir. Vulvada iyileşmeyen yara, yeni ortaya çıkan kalınlaşma, kabuklanma, kanama veya farklı görünen bir alan fark edildiğinde doktor muayenesi geciktirilmemelidir. Burada amaç korkutmak değil; tam tersine doğru bilgiyi vermek. Liken sklerozus tanısı alan bir kadının yapması gereken panik yapmak değil, tedavisini düzenli uygulamak ve kontrollerini sürdürmektir.
TEDAVİSİ VAR MI?
Liken sklerozusun tedavisi var. En sık kullanılan tedavi, doktorun önerdiği şekilde uygulanan güçlü etkili kortizonlu merhemlerdir. Kortizon kelimesinden korkup tedaviyi yarıda bırakmamak önemli. Doğru ilaç, doğru miktar ve doğru kullanım şekliyle hastalık kontrol altına alınabilir. Genital bölge bakımında da küçük ama önemli değişiklikler yapmak gerekir. Parfümlü sabunlar, yoğun temizleyiciler, vajinal duşlar ve bölgeyi tahriş eden ürünler kullanılmamalıdır. Vulva, sürekli temizlenmesi gereken bir bölge değildir; fazla temizlik de cildin doğal yapısını bozabilir.
ŞİKAYETLERİ KÜÇÜMSEMEYİN
Kadınların genital bölgeleriyle ilgili şikayetlerini küçümsememesi de en az bunun kadar önemli. Aylarca devam eden kaşıntıyı normal kabul etmek, her seferinde mantar ilacı kullanmak ya da ciltteki değişiklikleri yaşın getirdiği bir durum olarak görmek doğru değil. Genital bölgede geçmeyen kaşıntı, beyazlaşma, çatlak, yanma veya cilt değişikliği varsa bunun nedenini anlamak gerekir. Çünkü doğru tanı konulduğunda, kadınların uzun süre çekmek zorunda kaldığı bu şikayetlerin önemli bir bölümü kontrol altına alınabilir.
