Yıllarca menopozu tek bir organ üzerinden konuştuk. Yumurtalıklar hormon üretimini azalttığında adetler düzensizleşir, bir süre sonra tamamen kesilir ve kadın menopoza girer… Anlatım kabaca buydu. Eksik değildi ama yeterli de değildi. Çünkü bugün biliyoruz ki menopoz, yalnızca yumurtalıkların hikayesi değildir. Hatta belki de menopozu anlamanın en doğru yolu, onu bütün bedeni ilgilendiren biyolojik bir geçiş dönemi olarak değerlendirmektir.

AYNI DEĞİŞİMİN FARKLI YÜZLERİ
Bir kadının menopoz döneminde yaşadığı değişiklikler birbirinden bağımsız değildir. Unutkanlık, uykusuzluk, halsizlik, eklem ağrıları, karın çevresinde yağlanma, kas gücünde azalma, çarpıntılar, ciltte kuruluk, vajinal kuruluk, idrar yolu yakınmaları… Bunların her biri farklı uzmanlık alanlarının konusu gibi görünse de aslında aynı biyolojik değişimin farklı yüzleridir.
DÖNEMİN PAYDAŞLARI
Bu nedenle artık menopozu yalnızca kadın hastalıkları ve doğum polikliniğinin sınırları içinde değerlendirmek mümkün değil. Endokrinoloji, kardiyoloji, nöroloji, fizik tedavi, beslenme bilimi ve spor hekimliği, bu dönemin önemli paydaşları haline geldi. Çünkü kadın bedeni bir bütündür ve bu bütünün herhangi bir parçasındaki değişim, diğer sistemleri de etkiler.
KAS SAĞLIĞININ ÖNEMİ
Son yıllarda en dikkat çekici değişimlerden biri de kas sağlığına bakışımız oldu. Eskiden menopoz konuşulurken kemik erimesinden söz edilir, kaslardan ise neredeyse hiç bahsedilmezdi. Oysa bugün biliyoruz ki, yaş aldıkça yalnızca kemik yoğunluğu değil, kas kütlesi de azalıyor. Üstelik kas kaybı, günlük yaşamı düşündüğümüzden çok daha fazla etkiliyor. Merdiven çıkmakta zorlanmak, ağır bir poşeti taşırken eskisi kadar güçlü hissedememek, dengede kalmakta zorlanmak ya da düşme riskinin artması yalnızca yaşlanmanın değil, kas gücündeki azalmanın da sonuçları olabilir. İşte bu nedenle günümüzde menopoz yönetiminde yalnızca tartıdaki rakama odaklanmıyoruz. Çünkü zayıf olmak her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, kas kütlesini koruyabilmek, kemik sağlığını destekleyebilmek ve metabolizmanın mümkün olduğunca güçlü çalışmasını sağlayabilmek.
BEYİN SAĞLIĞI
Benzer bir değişim beyin sağlığı konusunda da yaşandı. Pek çok kadın menopoz döneminde düşüncelerini toparlamakta zorlandığını, kelimeleri hatırlayamadığını ya da eskisi kadar odaklanamadığını anlatıyor. Yıllarca bu şikayetler çoğu zaman stres, yoğun tempo ya da yaş alma ile açıklanıyordu. Oysa bugün, hormonal değişimlerin beyin üzerindeki etkilerini çok daha iyi anlamaya başladık. Bu, her unutkanlığın menopozdan kaynaklandığı anlamına gelmez. Ancak menopozun beyin fonksiyonları üzerinde etkili olabileceğini artık göz ardı etmiyoruz.
KALP VE DAMAR HASTALIKLARI
Kadınlarda kalp ve damar hastalıkları riski menopoz sonrasında belirgin şekilde artabiliyor. Bunun tek nedeni yaş değildir. Hormonal değişimlerle birlikte kolesterol dengesi, damar yapısı ve metabolik süreçler de farklılaşabiliyor. Bu nedenle menopoz, yalnızca sıcak basmalarını konuştuğumuz bir dönem değil; aynı zamanda gelecekteki sağlık risklerini değerlendirmek için önemli bir fırsattır.
DOĞAL AMA ETKİSİZ DEĞİL
Bütün bunlar bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor
- Menopoz bir hastalık değildir. Ama ‘nasıl olsa doğal bir süreç’ diyerek görmezden gelinecek bir dönem de değildir.
- Doğaldır ama etkisiz değildir.
- Doğaldır ama yaşam kalitesini değiştirebilir.
- Doğaldır ama doğru destekle çok daha rahat geçirilebilir.
- Evet, bazı değişiklikler beklenebilir. Ancak ‘normal’ olması, onları ağır biçimde yaşamak zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
- Bir belirtiyi normal kabul etmek başka şeydir, onu tedavisiz bırakmak bambaşka bir şey.
Bugün menopozu yeniden okuyoruz. Daha dikkatli, daha bilimsel ve daha bütüncül bir bakışla. Ne mutlu ki öyle yapıyoruz. Hayalini kurduğum noktadayız ve daha da ilerleyeceğiz.
