Anne olarak da hekim olarak da yıllardır aynı tabloyla karşılaşıyorum. Çocuklarımızın eğitimi, başarısı, beslenmesi, güvenliği konusunda saatlerce konuşabiliyoruz. Ama konu cinsel gelişime geldiğinde birçok ailede bir sessizlik oluşuyor. Özellikle kız çocukları söz konusu olduğunda.

MERAKLARI DA BÜYÜYOR
Oysa artık bu konuda çekingenliğin, utanmanın ya da konuşmayı ertelemenin zamanı çoktan geçti. Çünkü çocuklarımızın bedenleriyle beraber merakları büyüyor. Soruları büyüyor. Ve buna karşın dünya küçülüyor. Biz cevap vermesek de o boşluk bir şekilde doluyor. Arkadaşlardan, sosyal medyadan, internetten ya da çoğu zaman yanlış kaynaklardan... Birçok anne, “Daha küçük, anlatmak için erken” diye düşünüyor. Oysa çocuk gelişiminde doğru bilgi vermek için geç kalmak diye bir gerçek var. Erken değil, geç kalmak risk yaratıyor.
BİZ ANLATMALIYIZ
Kız çocuklarımızın regl sürecini, bedenlerindeki değişimleri, mahremiyet kavramını, sınır koymayı ve kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını biz anlatmalıyız. Çünkü bu bilgiler yalnızca biyolojik bilgi değildir. Aynı zamanda özgüvenin, güvenliğin ve sağlıklı birey olmanın temelidir.
BİLEN ÇOCUK KENDİNİ KORUR
Çocuklarımızın cinsel gelişim konusunda bilinçli bireyler olması, onların erken yaşta cinsellikle karşılaşması anlamına gelmez. Tam tersine; bedenini tanıyan, sınırlarını bilen, doğru bilgiyi öğrenen çocuk kendini daha iyi korur. Annelerin bu konuda daha da cesaretlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çocuklarımızın ihtiyacı mükemmel cevaplar veren ebeveynler değil; soru sorabildikleri, yargılanmadıkları ve güven duydukları ebeveynler.
KENDİNE GÜVENEN KADINLAR
Konuşmaktan kaçtığımız her konu çocuklarımız için daha karmaşık hale geliyor. Konuşabildiğimiz her konu ise güçlenmelerini sağlıyor. Ve inanıyorum ki, bugün kız çocuklarımızla kuracağımız sağlıklı iletişim, yarının kendine güvenen kadınlarını yetiştirmenin en önemli adımlarından biri.
AYNI DÖNGÜ SÜRMESİN
Bazen annelerle konuşurken şunu hissediyorum; aslında konuşmaktan korktukları şey çocuklarının cinsel gelişimi değil. Kendi yetiştikleri kültürün onlara bıraktığı çekingenliğin sonucunu yaşıyorlar. Çünkü birçok kadın bu konular onlarla hiç konuşulmadan büyüdü. Reglini korkarak yaşadı. Bedenindeki değişimleri anlamlandırmaya çalıştı. Sorularını içine attı. Ama bugün aynı döngüyü sürdürmek zorunda değiliz.
