Östrojen denildiğinde çoğumuz tek bir hormondan bahsedildiğini düşünüyoruz. Oysa işin bilimsel tarafı biraz farklı. Östrojen, tek bir molekül değil; benzer etki gösteren hormonların oluşturduğu bir grubun ortak adı. Bu nedenle bütün östrojenleri aynı kabul ederek değerlendirmek doğru değil. Kullanılan molekül değiştiğinde vücuttaki etkiler de değişiyor, olası riskler de. Bu yüzden yalnızca östrojen sözcüğünü duymak, bir tedavinin güvenli ya da riskli olduğunu söylemek için yeterli değil. Asıl önemli olan hangi östrojenin kullanıldığı, vücuda hangi yolla verildiği ve tedavinin kime uygulandığı.

EN SIK KULLANDIĞIMIZ 3 ÖSTROJEN GRUBUNA BİRLİKTE BAKALIM:
1- 17BETA-ESTRADİOL
Kadın vücudunun doğal olarak ürettiği östrojen. Menopoz hormon tedavisinde de en sık tercih ettiğimiz molekül bu. Özellikle jel, bant veya sprey gibi cilt yoluyla uygulandığında karaciğerden ilk geçişe uğramıyor. Bu nedenle uygun hastalarda ağızdan kullanılan östrojenlere göre pıhtılaşma riski çok daha düşük kabul ediliyor. Elbette bu, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Her kadının yaşı, sağlık durumu ve bireysel risk faktörleri mutlaka birlikte değerlendirilmeli. Bu da doktorunuzun işi.
2- ETİNİL ESTRADİOL
Molekül sentetik olarak geliştirilmiş bir östrojen. Doğum kontrol haplarının büyük bölümünde etinil estradiol bulunuyor. Karaciğer üzerinde daha belirgin etkisi olduğu için pıhtılaşma faktörlerini de daha fazla uyarabiliyor. Bu nedenle doğum kontrol haplarında kullanılan östrojen ile menopoz hormon tedavisinde kullandığımız östrojeni aynı kefeye koymak doğru değil.
3- KONJUGE AT ÖSTROJENLERİ
Bu grup, gebe kısraklardan elde edilen farklı östrojenlerin karışımından oluşuyor. Uzun yıllar menopoz hormon tedavisinde kullanıldı ve Women’s Health Initiative (WHI) çalışmasında da değerlendirilen preparatlar bu gruptaydı.

DAMAR HASTALIKLARI AÇISINDAN DAHA DİKKATLİ OLUNMALI
Ağızdan kullanıldıkları için karaciğerden ilk geçişe uğruyorlar. Bu da bazı kadınlarda pıhtılaşma, inme ve benzeri damar hastalıkları açısından daha dikkatli olunmasını gerektirebiliyor. Ancak bu, ilacın herkes için riskli olduğu anlamına gelmiyor. Tedaviye hangi yaşta başlandığı, menopozun üzerinden ne kadar zaman geçtiği, sigara kullanımı, fazla kilo, geçirilmiş pıhtı öyküsü ve eşlik eden hastalıklar gibi birçok faktör bu riski doğrudan etkiliyor.
DOZU VE UYGULAMA ŞEKLİ ÖNEMLİ
İşte bu yüzden bir östrojen tedavisini değerlendirirken yalnızca östrojen sözcüğüne odaklanmak doğru değil. Asıl soru, hangi östrojenin kullanıldığı, hangi dozda verildiği, hangi yolla uygulandığı ve bu tedaviyi kullanacak kadının buna uygun bir aday olup olmadığı. Güvenlik dediğimiz şey de tam olarak bu. Yani ilacın tek başına güvenli ya da güvensiz olması değil; doğru ilacın, doğru kişide, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanılması. Bilimin bugün söylediği de tam olarak bu. Onun izinde ve doktorunuzun gözetiminde güvendesiniz.
