“Sezaryenin izsiz olması mümkün mü? O dikişlerin görüntüsünden çok rahatsız oluyorum ve bebeğin sağlık durumu nedeniyle sezaryen olmam gerekiyor.” Evet, tam olarak böyle bir soru aldım ve hem bu tatlı gebeme hem de size söylemek istediklerim olduğunu fark ettim.

Bugün tıpta kullanılan tekniklerle sezaryen izleri oldukça minimal hale getirilebiliyor ama tamamen ‘yok olması’ genellikle gerçekçi değil. Fakat şunu bilmelisiniz; izleriniz kusur değildir. Bu iz, hayatta kalmanın, doğurmanın, güçlenmenin, çoğalmanın hatırasıdır.
ZAMANLA SİLİKLEŞİR
Sezaryen kesileri artık bikini hattının içine, çok ince bir çizgi olarak yapılıyor. Zamanla daha da silikleşiyor, tenle uyumlanıyor. Evet, ilk bakışta o dikiş görüntüsü sizi rahatsız edebilir. Pürüzsüz olmayı düşlüyoruz hep ama gerçekte hiçbir beden öyle değil. Ve özellikle doğum söz konusu olduğunda, kadın bedeni mucizesinin izini bırakıyor.
TERCİH BEBEĞİNİZ İÇİN
Bir başka önemli ve kişiye özel gerçek ise şu: Siz bu kararı konfor için değil, bebeğinizin sağlığı için veriyorsunuz. Kendinizi eksik hissetmek yerine, bu kararı taşıyabilen omuzlarınıza güvenin. Sağlık her şeyden önemli.

HER HALİMİZİ SEVMELİYİZ
Neşet Ertaş ne diyor: “Kadınlar insandır, biz insanoğlu.” Bu denklemde kendimizi her halimizle sevmek hakkımız. Ve doğum yöntemi de doğurup doğurmadığı da bir kadının değerini belirlemez. Belki biraz kaygı, biraz merak, biraz kendine sarılma ihtiyacı… Size tüm kalbimle sarılıyorum. Bedeniniz sizi yarı yolda bırakmaz. Yara izleriniz sizi eksiltmez. Gelecek günlere, sağlıkla erişmenizden önemli şey yok. Ve o ince çizgi, bir gün sizi rahatsız etmek yerine ‘bunu da atlattım’ diyeceğiniz bir hatıra olacak
