Annelikte uykusuzluk, çoğu zaman sadece 'bebek uyutmuyor' diye açıklanır ama ben bunu çok daha geniş bir çerçevede değerlendiriyorum. Çünkü doğum sonrası dönemde yaşanan uykusuzluk, hem hormonal hem fiziksel hem de psikolojik birçok sürecin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
BİYOLOJİK SÜREÇ
Doğumdan sonra vücut ciddi bir hormonal değişimden geçer. Östrojen ve progesteron seviyeleri hızla düşerken, prolaktin yükselir. Bu değişimlerin tamamı uyku düzenini doğrudan etkiler. Birçok anne bana “Çok yorgunum ama uyuyamıyorum” diye tarif eder; bu mecburiyetlerin yanı sıra biyolojik de bir süreçtir.
TETİKTE OLMA HALİ
Bunun yanında annenin beynine yerleşen 'tetikte olma hali' de çok belirgindir. En ufak seste uyanma, derin uykuya dalamama gibi durumlar aslında doğanın bebeği korumaya yönelik geliştirdiği bir mekanizmadır. Ancak bu durum uzun sürerse tükenmişlik yaratabilir.
PSİKOLOJİK DURUM
Benim özellikle önem verdiğim noktalardan biri de psikolojik durumdur. Uykusuzluk bazen doğum sonrası depresyon ya da anksiyetenin ilk belirtisi olabilir. Eğer uykusuzluğa sürekli kaygı, ağlama isteği, huzursuzluk veya keyif alamama eşlik ediyorsa, bunu mutlaka ciddiye almak gerekir
DEMİR EKSİKLİĞİ, TİROİT
Fiziksel açıdan da mutlaka değerlendirme yaparım. Demir eksikliği, tiroit problemleri, doğum sonrası ağrı veya iyileşme sürecine bağlı rahatsızlıklar uyku kalitesini ciddi şekilde bozabilir
DESTEK FAKTÖRÜ
Burada çok önemli bir noktayı özellikle vurgulamak isterim; uykusuzluk sadece biyolojik değildir. Bebeğin sık uyanması, annenin tek başına tüm sorumluluğu üstlenmesi, yeterli destek alamaması ve ev içinde iş bölümünün yapılmaması, bu süreci katlanarak zorlaştırır. Klinik pratiğimde görüyorum ki, destek gören annelerle her şeyi tek başına yüklenen anneler arasında ciddi bir fark oluşuyor.
KADER DEĞİL
Şunu özellikle vurgulamak isterim; annelikte uykusuzluk normaldir ama kader değildir. Ancak annenin yalnız bırakılması, yükün paylaşılmaması, bu durumu bir sağlık sorununa dönüştürebilir. Bu noktada sadece anneye değil, eşe, aileye ve yakın çevreye de büyük sorumluluk düşer; annenin dinlenebilmesi için destek olmak, iş bölümünü paylaşmak ve bu süreci birlikte taşımak bir tercih değil, gerekliliktir. Süre uzuyorsa, günlük yaşamı etkiliyorsa veya anne kendini iyi hissetmiyorsa, mutlaka destek olunmalıdır.
EMZİRME SÜRECİ
Emzirme süreci de iki yönlüdür. Bir yandan oksitosin sayesinde rahatlatır, diğer yandan gece sık uyanmalara neden olur. Yani hem destekleyici hem zorlayıcı bir etkisi vardır.
