BKM: Sahneden beyazperdeye uzanan bir başarı hikayesi

19 Kasım 2019, Salı 15:23
AA

Geçen gün internette “Bakayım önümüzdeki aylarda hangi filmler gelecekmiş vizyona?” diye gezinirken BKM’nin yeni bir filminin fragmanının yayınlandığını gördüm.

Güzelliğin Portresi adındaki bu filmin afişinden, renkli ve komik bir şey olmadığı anlaşılıyordu.

BKM’nin klasik komedi filmlerinden değildi.

“Herhalde Kelebeğin Rüyası tarzında bir şey” diye düşünürken fragmanına göz atmak istedim ve hiç beklemediğim bir şey ile karşılaştım.

Meğer bir korku filmiymiş!

“Yanlış mı gördüm acaba?” diye düşünürken şaşkınlığım iki katına çıktı.

BKM, bildiğiniz korku filmi yapıyor!


Bu, sektör adına yenilikçi bir adım.

Kadrosunda Burçin Terzioğlu, Birkan Sokullu, Serkan Keskin, Melisa Şenolsun gibi ana akım oyuncular ile beraber, Feridun Düzağaç gibi önemli bir müzisyen de var.

Cinli, şeytanlı; küçük bütçeli filmlerden ayrı bir yerde olduğu belli.

Hem çekim ve prodüksiyon kalitesi olarak hem de oyunculuk olarak...

Sonra BKM’nin kendisini Türk sinema sektöründe nereye kondurmak istediğini, izleyiciler gözünde nerede olduğunu, nerelerden bugünlere geldiğini düşündüm.


Bir kültür merkezi olarak BKM

Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM), Levent Kırca ve Yasemin Yalçın Tiyatrosu’nda yönetici olarak çalışan Necati Akpınar ve o zamanlar Nöbetçi Tiyatro’da yazar ve oyuncu olan Yılmaz Erdoğan’ın ortaklığıyla eski “Mıstık Sineması” yerine açılan bir tiyatro sahnesi.

90’ların sonu, 2000’lerin başında BKM sahnesinde sahnelenen “Otogargara”, “Sen Hiç Ateşböceği Gördün Mü?”, “Bana Bir Şeyhler Oluyor”, “Haybeden Gerçeküstü Aşk” gibi oyunlar ile tiyatro seyircisinin kalbinde özel bir yer kazandı.

Bu arada tabii ki “Bir Demet Tiyatro” gibi nadide bir eseri de unutmamak gerek. BKM’yi BKM yapan unsurlardan biri de “Bir Demet Tiyatro”dur.

Dile kolay, aralıklarla 8 sezon, 12 sene sürdü! En iyi televizyon dizileri listesi yapılsa gözünüz kapalı yazabileceğiniz yapımlardan.

Tabii bu arada sahne sanatlarına her zaman destek veren bir BKM profili çıkmaya devam etti karşımıza.

Cem Yılmaz’ın “Bir Tat Bir Doku”su, Ata Demirer’in “Tek Kişilik Dev Kadro”ları, Cem Yılmaz’ın “Cebimde Kelimeler”i hep BKM bünyesinde sahnelenen gösteriler olarak hafızalara kazındı.

Yukarıda bahsettiğim yapımların ortak noktası, hepsine günümüzde video olarak ulaşabiliyor olmamız.

Doğal olarak bu oyunlar zamanında sahnede izleme şansı olmayanlar tarafından da izlendi.

Daha sonra BKM oyuncuları dağılıp farklı projelerde yer alsalar da, BKM ile aralarındaki organik bağ hiç kopmadı.

Daha sonra Yılmaz Erdoğan BKM Mutfak adını verdiği bir projeyle “Çok Güzel Hareketler Bunlar” ekibini kurdu. 

BKM sahnesi böylece geri döndü televizyonlara. Bu sahneden de birçok proje geldi geçti. 

Günümüzde BKM sahnesi “Çok Güzel Hareketler 2” ve “Güldür Güldür”e ev sahipliği yapıyor.

BKM’nin bir de “BKM Organizasyon” adını verdiği bir şirketi var. Bu marka altında her yıl birçok konser ve organizasyon düzenleniyor.

Bu sene ikincisi düzenlenen “İstanbul Komedi Festivali” de BKM'ye ait.


Bir film şirketi olarak BKM

Tiyatro ve sahne sanatları haricinde 2001 yılında “Vizontele” ile başlayan ve kendilerini Türkiye’nin en büyük film şirketi konumuna getiren bir de film macerası var BKM'nin. 

Bu marka şimdiye kadar “Vizontele”, “Organize İşler”, “G.O.R.A.”, “Hokkabaz, “Eyyvah Eyvah”, “Düğün Dernek” gibi 7’den 70’e herkesin sevdiği komedi filmlerinin yapımcılığını üstlendi.

Yılmaz Erdoğan’ın yapımında yer aldığı “Kelebeğin Rüyası”, “Ekşi Elmalar”, “Gergedan Mevsimi” gibi kaliteli drama filmlerini de bünyesinde barındırdı.

Son yıllarda Ferzan Özpetek ile anlaşması ve Anons gibi filmlere destek vermesiyle, şimdiye kadar BKM filmlerine mesafeli olan sinema seyircisini de bünyesinde toplamaya başladı.

“Kral Şakir” ve “Fırıldak Ailesi” gibi animasyonlarda da ebeveyn kitlesini kucaklamaya başladı.

Son olarak da “Güzelliğin Portresi” adlı korku filmi ile kataloğunda eksik olan tek parçayı da tamamlamış oldu.

Film gerçekten güzel görünüyor. Vizyondaki ilk haftasında gidip izlemeyi düşünüyorum.

Sektörde cesur sayılabilecek bu adımlarla birlikte “BKM varsa o film komiktir” etiketini bir kenara bırakarak “BKM 7’den 70’e herkes için, her tarzda film yapıyor” düşüncesini kazımaya başladı.


BKM ve stüdyo sistemi

BKM’nin küçük bir tiyatro topluluğu olarak başlayan macerasının Türkiye’nin en büyük yapım şirketi olarak devam etmesi büyük bir başarı hikayesi.

Ama BKM’nin “Ben oldum” demeye niyeti yok.

Büyük bir film stüdyosunun birçok yapımcıyı, yönetmeni, senaristi maddi destek sağlayarak bünyesinde toplamasına stüdyo sistemi deniyor. Birçok sinema tarzına sahip insan ile çalıştıkları için de Universal, Warner Bros. gibi büyük film stüdyoları 1 yıl içinde komedi, aksiyon, dram, animasyon, korku gibi birçok türde film üretiyor.

Bence BKM’nin de yapmak istediği bu sistemi oturtmak. Bir ekonomik yıl içerisinde her türden filmle seyircinin karşısına çıkarak her sosyoekonomik ve kültürel grup için kaliteli filmleri piyasaya sürmek.

Her alanda en kaliteli filmleri yapabiliyor mu, yapabilecek mi tartışılır. Fakat bu kadar büyük bir şirketin hala risk alıp farklı denizlere yelken açması bence takdire şayan.

Sıradaki haber yükleniyor...