Çözüm gerçekten pozitif ayrımcılık mı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçtiğimiz haftanın gündemi hepimizin bildiği üzere 92. Akademi Ödülleri, nam-ı diğer Oscar idi.

İnternette yorumlara bakarken kadın yönetmenlere haksızlık yapıldığına yönelik bir eleştiriye denk geldim.

Benim hayranı olduğum bir yönetmen olan Greta Gerwig’in “Little Women” filmiyle “En İyi Yönetmen” kategorisinde adaylık alamaması şaşırtıcı olsa da diğer yönetmen adaylarına baktığımızda bir haksızlık yapıldığını kendi adıma düşünmedim.

Greta Gerwig bundan önceki filmi “Lady Bird” ile 2018 yılında aynı kategoriden aday olmuştu. Yani Akademi’nin ne kadın yönetmenlere ne de Greta Gerwig’e bir garezi olduğundan bahsetmemiz doğru olmaz.

Hatırlatmak gerekirse bundan tam 4 sene önce, 2016’daki Oscar ödül töreninde aday listelerinde tek bir siyahi bile bulunmuyordu. Bu olay dünya kamuoyunun gündemine oturdu. Siyahi insanlar ayaklandı ve Oscar’ı protesto etti. Hatta bir adım daha ileri giderek Akademi’yi ırkçılık gibi dünyanın en büyük insanlık suçlarından biriyle itham edenler bile oldu.

Peki Akademi ne yaptı? Bir sonraki sene “Moonlight” gibi azınlığın toplumdaki yerine çok yi dokundurmalar yapan bir filme ödülleri dağıttı. Fakat 2016’daki törenin bir sonraki senesinde dağıtılan törende “Moonlight”ın bu ödülleri alması, çok büyük soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Bu soru işaretlerinin en büyüğü de “Eğer geçen yılki protesto ve tepkiler yaşanmasaydı Akademi Moonlight’a ödül verecek miydi?” idi.

İşte bu durum aslında Akademi’nin son zamanlarda ne kadar güvenilmez bir kurum olduğunu gözler önüne seriyordu. Tarih boyunca bazı büyük sanatçılar Akademi tarafından haksızlığa uğradığı olmuştu fakat son yıllarda Akademi’nin hak edene değil de azınlıklara ve moda olana ödül dağıtması bunca yıllık Oscar markasına da büyük bir leke sürdü.

Akademi zaten “Aman tadımız kaçmasın, Ali Rıza Bey!” modunda ilerleyen bir kurum olmasına rağmen onlar bile son yıllarda iki büyük suçlama ile anıldı. Bu suçlamaların biri yukarıda bahsettiğim ırkçılık suçlaması, diğeri ise kadın düşmanlığı.

Ben size geçmişteki örnekleri de göz önüne alarak söylüyorum ki eğer tepkiler 2016’da olduğu gibi büyürse önümüzdeki sene tören kadın yönetmenlerin savaşı halinde geçebilir. Hak etseler de hak etmeseler de adayların büyük çoğunluğu kadın olabilir. Çünkü Oscar nasıl yürüyor biliyoruz artık.

İyi ama bu durumda kadınlar cidden mutlu olacaklar mı? Yani her yüksek sese kulak kabartan Akademi’nin önümüzdeki yıl dağıtacağı ödüllerin kadın adaylara ve onların filmlerine gitmesi filmseverlere ne kadar samimi gelecek? Sırf kadın aday gösterelim diye erkek yönetmenlerden daha kötü performans gösteren kadın yönetmenlerin listeleri doldurması insanları gerçekten tatmin edecek mı? “Kadın olsun yeter” anlayışına mı kayılmalı yoksa kadın yönetmenlerin de erkek yönetmenler kadar iyi filmler çekmesine mi destek olunmalı?

Bence insanların ne istedikleri konusunda samimi olmaları gerekiyor. İnsanların eşitlik mi yoksa ayrımcılık mı istediklerine karar vermeleri gerekiyor. Sinemadan hareketle bunu bütün topluma da adapte edebiliriz. Günümüz kadınlarının daha nitelikli şeyler yapmak ve “Bu işi erkekler kadar yaparım, hatta erkeklerden daha iyi yaparım” diyebilmeleri için adil ve eşitlikçi bir düzene ihtiyaçları var, pozitif ayrımcılıkla erkeklerin önüne geçirilmelerine değil.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder