YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Seyahatlerimde sokak yemeklerine özellikle ağırlık vermeye çalışıyorum. Farklı sokak yemeklerinin peşinden koşarak normalde aklımın ucundan geçmeyecek sokaklara girip, farklı insanlarla tanıştım. Genelde insanların yerel mutfaklarını anlatma eğilimi olduğu için keyifli sohbetler ettim. Özellikle de iki taraf aynı dili konuşmayınca, o sohbetler daha da ilginç bir hal alıyor. Önemli olan bir yere gitmek değil, yoldayken yaşananlar olsa da ,hedefe ulaştığımda beni lezzetli bir şeylerin beklediğini bilmek, süreci daha da heyecanlı hale getiriyor.

Adında 'street food' geçen, menü içeriğinde Türkiye’den sokak yemeklerinin yanına hamburger, taco gibi dünyadan sokak yemekleri ekleyen mekânların sayısı gittikçe artıyor. Türk damak tadına uygun olan yemekleri menülerinde tercih edenlerin sıklıkla beğenildiği bu tip mekanlar, bizlere büyük resmin küçük bir önizlemesini sunuyor. Peki, her kuşun etinin yenmediği gibi, her sokağın yemeği yenir mi, biraz da bundan bahsedelim.

Avrupalı kahvaltıdan ne anlar!

Avrupa’ya geçtiğimizde Batı’nın ahlâksızlığını(!) kahvaltıya hak ettiği ilgi alâkayı göstermemelerinden çok net anlıyoruz. Çok başarılı, dünyaca ünlü pastanelere, fırınlara sahipler ama günün sonunda kahvaltı anlayışları kruvasan-kahve ikilisinden öteye geçemiyor. Sokak yemeği olarak da benzer bir basiretsizlik gözleniyor. (İtalya hariç, İtalya’ya kalkan el taş olur!) Sokakta yürürken elde patates kızartması, dilim pizza, waffle, körili ketçaplı kızarmış sosisler neredeyse tüm Avrupa şehirlerinde görebileceğimiz, muhtemelen de çoğumuzun aşina olduğu lezzetler. Bana göre ise Avrupa’nın en lezzetli sokak yemeği döner!

Kreuzberg’ün meşhur sebzeli dönerini duymayan kalmamıştır. Mustafa’s Gemüse Kebap diye tanınan döner için dakikalarca beklenen sıraya kesinlikle değiyor. Aşina olduğumuz dönerden çok farklı ama bir o kadar da lezzetli bu sokak yemeğini yiyenler arasında Elon Musk bile var! O kadar ünlendi ki, geçtiğimiz yıllarda Diesel markası ile ortak bir koleksiyon bile çıkardılar. 

Gece variller ateş ateş

Amerika sokak yemekleri konusunda tam bir eritme potası. Özgürlük, sınırsız çalışma ve yaşama hakkı hayalleriyle gelen her göçmen kendi mutfağından bir şeyler getirmiş. Hamburger, hot dog, donut gibi birkaç seçeneğin dışında satılan neredeyse bütün sokak yemekleri ağırlıklı olarak Meksika ve diğer göçmenlerin kültüründen geliyor. Bunun içinde tabii ki döner ve kebap türevleri mevcut. Son yıllarda popülerliğini zirveye taşıyan ve çok severek yediğim poke bowl ise Hawaii kökenli. Hawaii’nin jeopolitik konumu gereği hem Japon hem de Polonezyan mutfağından fazlasıyla etkilenmiş bir yemek. Basitçe, pilav üstüne çiğ balık ve sebze (bazen de yosun) olarak tanımlanabilir. Bunların dışında Amerika’da, Çin ve diğer Uzakdoğu ülkelerinin mutfaklarından da çok fazla seçenek bulunuyor ama hiçbiri orijinal tariflerine sadık değil. Amerika’da yaşayan halkın damak tadına uygun olacak şekilde reçeteleriyle fazlasıyla oynanmış durumdalar. 

Güney Amerika ise başlı başına bir sokak yemeği cenneti. ABD’de de sıklıkla rastlanan taco, burrito, quesadilla, elote, churros vb. aslında bizim de artık buradaki restoranların menülerinden aşina olduğumuz lezzetler. Göçmen kültürlerinden etkilenen mutfaklardan biri de şüphesiz Meksika mutfağı. 1900’lü yılların başında Lübnan’dan Meksika’ya giden göçmenler arasında döner ustaları da varmış. Meksika mutfağıyla birleşen döner sayesinde ortaya çıkan, El Pastor olarak da bilinen Tacos Arabes (Arap usulü taco) Amerika kıtasının neredeyse her yerinde yenen bir sokak yemeği olarak karşımıza çıkıyor.

Güneşin doğduğu yer

Gelelim dananın kuyruğunun yendiği yere: Uzakdoğu mutfağı! Son günlerde patlayan virüs salgınıyla adını sıkça duyuran Asya sokak yemekleri, bölgesine göre çok büyük değişiklikler gösteriyor. Dünyanın çok büyük bir kısmı için halâ gizemini koruyan bu mutfakta farklı mahlukatları ve uzuvları hapur hupur yiyen insanlar bulunuyor. Çin’in Hebei bölgesinde en yaygın sokak yemeklerinden biri eşek burger. Kendisi için ejderha etinden sonraki en lezzetli et olduğuna dair bir atasözü bile var. Kanatlı hayvanların gaga ve pençeleri de kızgın yağda kızartılıp çıtır çıtır atıştırmalık olarak satılıyor. Farklı türlerde onlarca su altı ve su üstü böceği de kızgın yağda kızartılıyor. Yemek konusunda gerçekten sınır tanımadığımı düşünürken yazının bu kısmında bahsi geçen hiçbir yemeğin tadına bakmamış olmanın verdiği haklı gururu yaşıyorum.

Uzakdoğu sokak yemeklerinin güleryüzlü tarafında ise en çok bilinenlerinin arasında 'dumpling' olarak tanıdığımız çin mantıları bulunuyor. Dolgu malzemesine, katlama stiline ve pişirme şekline göre isimleri farklılık gösteriyor. Genellikle Çinli Müslümanların tercih ettiği Chuan ve bol baharatlı kardeşi Shaokao ise kömür ateşinde, şişte pişirilen, bizim kebaplarımızla benzerlik gösteren yemekler. 

Japonya’da tavuk şiş olarak değerlendirebileceğimiz Yakitori bulunuyor ama kesinlikle bizim tavuk şiş ile alakası yok. Japon halkının yaptığı her işe gösterdiği özenden dolayı olsa gerek, etlerin marine edilip şişe takılmasından, farklı bir yerde közlenen kömürlerin tek bir sıra halinde dizildikten sonra pişirmeye başlanmasına kadar tüm yemek bir ritüel halinde hazırlanıyor. 

Çoğu Uzakdoğu ülkesinde birbirine benzerlik gösteren sokak yemeklerinin yanı sıra, sokakta sayısız çeşitte meyve, meyve suyu ve meyve şekerlemesi de bulunabiliyor. Özellikle tropik iklime yakın olan bölgelerde çok farklı lezzetle ilginç meyvelerle karşılaşmak mümkün. İstenilen her şeyin çıtır karamel ile kaplandığı tezgahlar da mevcut. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder