Dyt. Serap Akyol

22 Mart 2018, Perşembe 17:54

Onun da fazlası zarar! Fazla suyun vücudumuz üzerindeki etkileri


Vücudumuzun yaklaşık % 60’ı, akciğerlerimizin % 90’ı, beynin ise % 95’i sudan oluşmaktadır. İnsan gıda almadan ortalama 8-9 gün yaşarken, su içmeden maksimum 7 gün yaşayabileceğini hep duyuyorsunuzdur. Bu durumda suyun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Peki miktar ne olmalı? Hiç durmadan su mu içeceğiz? Elbette hayır. Her besin maddesinde olduğu gibi suyunda fazlası zarar. Hep söylediğim gibi; toksik olan dozdur. Dünya su günü kapsamında bir çok sağlıkçı çeşitli mecralarda suyun faydalarını anlatacaktır. Ben suyun diğer yüzünü size göstereceğim. Fazla suyun vücudumuz üzerindeki etkileri:

Hiperhidroza (Aşırı Terleme) Sebep Olur

Hiperhidroz bir diğer adıyla aşırı terleme; vücudun normal terlemeye oranla daha fazla su atması durumuna denir. Aşırı terleme diyabet, kalp krizi, menopoz belirtisi, bazı kanser türleri, aşırı çalışan tiroid bezi gibi birçok hastalığın seyrinde gözlenir. Ancak ihtiyaçtan fazla su tüketimi de aşırı terleme sebepleri arasında yer almaktadır. Hiperhidroza mineral kaybına buna bağlı olarak diğer hastalıkları da tetikler.

Hipotansiyonu Tetikler

Boşaltım sistemimizin sağlıklı çalışması ve böbreklerimizin görevlerini yerine getirebilmesi için su tüketimi oldukça önemlidir. Yeterli su tüketimi ile vücudumuzdaki sistemlerin çoğunu düzenleyebiliriz. Fakat böbreklerimizin belirli bir oranda su atma kapasitesi vardır. Fazla su tüketimi, suyun kanda birikerek elektrolit dengesinin bozulmasına, sodyum kabına bağlı olarak hipotansiyonun tetiklenmesine, halsizlik ve bulantı gibi birçok duruma neden olabilir.

İnsomniaya Neden Olur


İnsomnia yani uyuyamama hastalığı, ciddi bir sağlık sorunudur. Uykuya dalamama ya da gece boyunca sürekli uyuyamama sorunlarını barındırır. Uyku moduna geçtiğimiz süreçte antidiüretik hormon salgılanır ve böbreklerde hazırlanan idrar miktarında bir düşme olur, bu durumda gece boyu sürekli uyuyamama sorunları ortadan kalkar. Ancak aşırı su tüketimi antidiüretik hormona rağmen böbreklerin aktivitesinin arttırır ve derin uykuya geçmenizi engeller.

Su Zehirlenmesi

Halk arasında su zehirlenmesi olarak da bilinen Hiponakremi, aşırı miktarda su veya sodyum miktarı az olan sıvı tüketiminden kaynaklanır. Aşırı su içilmesine bağlı olarak vücudun böbrekler ve deri yoluyla su atma kapasitesinin aşılması sonucu yine vücuttaki sodyum miktarı düşüyor. Bununla beraber hücrelerde şişme meydana gelir. Vücut sıvı-elektrolit dengesi ciddi şekilde bozulur.
Belirtiler 24 saate kadar gelişebilir. Çay, kahve, bira ve hatta sporcu içecekleri sodyum yönünden zayıf sıvılardır; aşırı tüketimleri su zehirlenmesine yol açabilir.

Su zehirlenmesinin ilk ortaya çıkan belirtiler;

    Baş ağrısı Bulantı, kusma, ishal Baş dönmesi Konsantrasyon bozukluğu Yorgunluk, kaslarda kuvvetsizlik Denge kaybı

Şiddetli vakalarda ise;

    Kas krampları Titremeler Görüş bulanıklığı, halüsinasyon görme Zihin bulanıklığı, davranış değişimi, aşırı heyecan ve huzursuzluk Akciğer ödemi nedeni ile kan kusma Beklenenden daha az idrara çıkma Böbrek fonksiyon bozukluğu Nöbet geçirme Koma Müdahale edilmediği takdirde ÖLÜM!

Kilonuza Göre Su İçin


Su ihtiyacımız kilomuza göre farklılık gösterir. Hesaplaması çok kolay kilo başına 30ml su içilmeli. Yani bu demek oluyor ki 50 kg birey 1,5 lt su içmesi yeterliyken, 80 kg olan kişinin su ihtiyacı 2,5 litreyi buluyor. Su yerine tüketilen diğer sıvı kaynaklar hariç.

Yaz Yaklaşıyor


Yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber kilo vermek için türlü yöntemler denenmeye başladı. Bunlardan biri de fazla su içiminin yağ yakacağına dair söylemler. Kişinin ihtiyacından fazla su tüketimi kardan fazla zarar verir. Kilo vereceğim diye böbreklerinizden olmak istemiyorsanız, en yakın diyetisyene başvurun...

18 Ocak 2018, Perşembe 17:20

2018 yılı ilk diyet trendi: Vegan Beslenme

2018 diyet trendlerinin en dikkat çekicisi vejetaryenlik. Dünyada ki hızlı yükselişin ülkemizde bu sene yavaş yavaş etkilerini görmeye başladık, başlayacağız. Son yıllardaki yüksek protein diyetlerine karşı yükselen bu akım vegan pazarını da büyüttü. Avrupa Vejetaryenler Birliği (EVU) tarafından geliştirilmiş lisanslı sembol olan ‘V-Label’ 2014 yılı sonunda Türkiye’ye girdi. V-Label, tüketici tercihlerine paralel olarak vejetaryen-vegan ürünlerin, ambalaj üzerindeki karmaşık kod ve içeriklerden bağımsız, kolay anlaşılır ve denetimli güvenilirliği sağlanmış tek tip etiketle, uygunluğunu tescil etmek amacıyla bir semboldür. Son yılda V-Label lisans talepleri de artış gösterdi. Türkiye’de vegan nüfusa dair bir araştırma yok fakat Türkiye Vegan ve Vejetaryen Derneği ve Türkiye İstatistik Kurumunun başlattığı çalışmanın sonuçları çok yakında yayınlanacaktır.

SAYILARLA VEJETARYENLİK

    İnsanların vegan ürünlere olan talebi %140 artış gösterdi. Vegan market büyüklüğünün 5 milyar dolara yükseldiği rapor edildi. Et ve et ürünleri yemeyi bırakarak vejetaryen yaşamaya başlayan Portekizli sayısı %400 oranında artış gösterdi. İngiltere’de vegan ve vejetaryen yemeklere artan talep %987 gibi yüksek bir oranda artış gözlendi. Süt ürünlerinde alternatifler üretildi. Bitkisel sitlerin pazardaki payı %40 oranında arttı.

DÜNYA’DA VEJETARYENLİK AKIMI HIZLA BÜYÜYOR!

    Michael Kors, Gucci, Tom Ford gibi moda ikonları, koleksiyonlarında kürk kullanmayacağını açıkladı. Moda ikonu ve moda tasarımcısı Tom Ford, What the Health izledikten sonra hayvansal ürünlerden uzaklaştığını söyledi. Tom Ford, Vogue dergisindeki röportajında, geçtiğimiz yaz What the Health belgeselini izledikten sonra vegan olmaya karar verdiğini belirtti. Barselona, şehirde turistlerin ilgi gösterdiği at arabalarını yasakladı. Instagram, hayvan zulmüne karşı uyarı sistemi geliştirdi. Pizza Hut, menülerine kalıcı olarak vegan pizza opsiyonu koymaya başladı. 20 ülkede vahşi hayvanların sirklerde kullanılması yasaklandı. Elektrikli araba üreticisi Tesla, araçlarında deri kullanımını kaldırdı. Barselona, şehirde turistlerin ilgi gösterdiği at arabalarını yasakladı.
(Bu bilgiler, Türkiye Vegan ve Vejetaryenler derneği sitesinden alınmıştır.)

BARCELONA SONRASI DİDİM VEGANİZM AKIMINA GİRDİ

Barcelona resmi olarak kendini vejetaryen-vegan dostu şehir ilan etti. Bu karar, şehir için bir vejetaryen rehber oluşturmak ve tüm şehir sakinlerini haftada 1 gün etsiz beslenmeye teşvik etmek anlamı taşıyor.
Türkiye’nin ilk Vegan Dostu Belediyesi ise Didim! Didim belediyesi bununla da kalmayıp 2017 yılı içinde Türkiye’nin ilk Vegan Festivali ‘VegFest’i gerçekleştirip binlerce ziyaretçiyi ağırladılar.

NEDİR BU VEJETARYENLİK?

Ahlaki veya dinsel inanışlardan dolayı tercih edilen veganizm, beslenme tarzından ziyade yaşam tarzı olarak sahiplenilmeye başladı. Temeli hayvan esaretine son verilmesine ve hayvanların maruz kaldığı işkence ve kötü muamelelerin ortadan kaldırılmasına dayanan veganizm, tür ve sınıf gözetmeksizin tüm canlıların eşit yaşam hakkı olmasını savunmaktadır.

Vejetaryen; bitkisel besinleri tüketen, hayvansal besinleri (kırmızı et, tavuk, balık, süt ve sütten yapılan ürünler, yumurta,bal gibi) sınırlı miktarda veya hiç tüketmeyen bireylere verilen isimdir. Sayıları dünya nüfusunda %1-5 arasında değişen vejetaryenliği birden fazla grup altında farklılık gösterdiğini biliyor muydunuz?

VEGAN & VEJETARYEN ARASINDAKİ FARK NEDİR?

1-) Vegan
Vegan beslenme düzenini uygulayanlar hiçbir hayvansal kaynaklı besin tüketmeyip sadece bitkisel besinleri tüketirler. Veganlar arıdan sağlandığı için balı, kemiğin kaynatılmasıyla elde edilen jelatini, süt içerdiği için çikolatayı bile tüketmemektedir. Günümüzde vegan diyeti uygulayanların sayıları oldukça azdır. Veganlar, hayvansal besinleri yemedikleri gibi hayvandan elde edildiği için yün, ipek, deri gibi giysileri giymez, hayvansal yağ içeren kozmetik ürünleri kullanmazlar.

01 Eylül 2017, Cuma 11:10

Kurban eti nasıl pişirilmeli, ne zaman yenmeli?

Kurban Bayramı, et tüketiminin en yoğun olduğu günler anlamına geliyor. Kalp-damar hastaları, kolesterol problemi yaşayanlar, mide barsak sorunları olanlar, diyabet hastaları ve obez bireyler dikkat! Bayram coşkusuyla ölçüyü kaçırmanız, hastalıkların seyrini daha kötüleştirecektir. Tüketilen gıdaların, sağlığınızdan bir şeyler çalmasına izin vermeyin.

KURBAN ETİNİ HEMEN TÜKETMEYİN! (RİGOR MORTİS NEDİR?)

Kurban etinin ne miktarda, nasıl, nelerle birlikte tüketileceğini bilmek, sağlıklı hazırlama, pişirme ve saklama yöntemlerini uygulamak çok önemli. Dikkat edilmesi gereken şey, kesilen etlerin hemen tüketilmesinin sağlığa zararlı olması. ‘Rigor Mortis’ adı verilen ‘ölüm katılığı’ hayvanlar kesilirken kaslarının kasılı olmasından kaynaklanır. Ölümden 3-4 saat sonra solunumun durmasıyla kas dokusundaki oksijen ve beraberinde hücrelerin enerji kaynağı olan ATP stokları tükendiği için, kaslar gevşeyemez ve kasılı kalır. Kesimin ardından hemen tüketilen et sindirim sorunları yaşamanıza neden olur. Ölüm katılığının geçmesi için en az 24 ila 36 saat geçmesi gerekir. Bu süre zarfında eti hemen buzdolabına koymak rigor mortis’in ortadan kalkmasını sağlamaz. Tüketilmek için tekrar dolaptan çıkarılan et rigor mortis’e devam edecek, iyice sertleşerek aşırı katı bir hale gelecektir. Tüketime hazır hale gelmesi için 6-12 saat oda sıcaklığında dinlendikten sonra dolaba konulmalı. Bu zaman aralığında oksijenden yoksun kalan kas hücrelerinde laktik asit ve karbonik asit birikmeye başlar. Zamanla bu asitlerin etkisiyle hücre pH’ı 5,5’lere kadar düşünce kas proteinlerini parçalanmaya başlar ve kaslar gevşer. Dokuların tekrardan yumuşamasıyla beraber et hazırlanması,pişirilmesi kolay ve tüketime hazır hale gelir. Ölüm katılığı geçmiş, yeteri kadar dinlenmiş etin daha lezzetli olacağını hatırlatmakta fayda var.

KURBAN ETİNİ NASIL PİŞİRMELİ?

Pişirirken kızartma yöntemlerinden uzak durun. Tercih edeceğiniz pişirme yöntemleri; fırında, haşlama ya da ızgara şeklinde olsun. Hazır havalar güzelken bayramı mangal keyfi ile birleştirmek isteyenlerdenseniz dikkat! Eti yakmadan pişirmeniz ve içinin özellikle iyi piştiğine özen göstermeniz gerekir. Izgara yapılırken, etin ateşten 15 cm uzak olmasına, direk ateşe ve dumana maruz kalmamasına özen gösterin. Kavurma yöntemini yılda bir-iki kez yapıyor ve bayramda da bunu tüketmek istiyorsanız, çekinmeden ama birkaç şeye dikkat ederek tercih edebilirsiniz. Kavurma yapılırken içine ekstra yağ eklemeyin. Düşük sıcaklıkta etin suyunu çektirerek kendi yağında kavurun. Kavurmanın ne çok ne de az pişmesine dikkat edin. Sebzeleri garnitür olarak eklemenizde fayda var. Etlerinizi parçalarken görünen yağlarını ayırın. Kuyruk yağı gibi donmuş yağları kesinlikle kullanmayın. Özellikle kalp damar hastaları, yüksek kolesterol içeren sakatatlardan uzak durun. Taze et sert olduğu için hazmı zor olur. O nedenle et yemeklerini iyice çiğneyerek tüketmeniz mide sorunlarınızın önüne geçecektir.

MİSAFİRE ISRAR YOK! TATLIYA ‘HAYIR’ DEYİN

Bayramların vazgeçilmesi tatlılar.. Mümkün olduğunca şerbetli tatlı ve çikolatalardan uzak durulmalı. Zaten bayram tatiliyle beslenme düzeniniz çoğunlukla bozulmakta ve öğünler atlanmakta. Kan şekerinin ani artış ve düşüşleri, fazla enerjinin yağ olarak depolanmasını hızlandırmakta ve kilo alımına neden olmaktadır. Ayrıca tüketilen meyve suları ve gazlı içecekler şeker alımını arttırmaktadır. Misafirlere sütlü tatlılar, meyve tabakları ya da kavrulmamış çiğ kuruyemişler atıştırmalık olarak ikram edilebilir.

DİKKAT!

Düzenli ve dengeli beslenme programı bozulmamalı.
Güne doyurucu bir kahvaltıyla başlayın.
Öğün atlamamaya özen gösterin. Açlık süreni uzadıkça tek öğünde alacağınız fazla gıda ve kalori vücudunuzu daha fazla yoracağını unutmayın.
Et yemeklerinin yanında salata ve haşlanmış sebze tüketmeye çalışın.
Olabilecek kabızlık sorununa karşı probiyotik destekleri almanız faydalı olacaktır.
Bir öğün mutlaka sebze yemeği tüketin.
Fazla tükettiğiniz her besini sonraki öğünlerde azaltın. Fakat fazla yedim diye öğün atlamayın!

04 Nisan 2017, Salı 16:30

Kalorisiz tek içecek: Her mevsim için bitki çayı

Saymakla bitmeyen birçok faydalı bileşeni içinde bulunduran, kalorisiz tek içecek!

Bitki çaylarının hikayesi yüzyıllar öncesinde başlıyor. Hastalıkları tedavi amaçlı kullanılmaya başlayan şifalı bitkiler günümüzde poşetlerin içine kadar girdi. Bitkilerin kökünden yaprağına, gövdesinden çiçeğine kadar her noktası değerli ve birçok faydalı bileşen içeriyor. Şifalı bitkiler deyince karşımıza kocaman bir bilim dalı çıkıyor: Fitoterapi.

BİTKİ BİLİMİ: FİTOTERAPİ

Hastalıkları önlemek ve tedavi etmek amacıyla bitkiler kullanılmasını inceleyen bilim Fitoterapi olarak adlandırılır. Aslında insanlık tarihinin bilinen en eski doğal tedavi yöntemlerinden biridir. Tabi bu demek değil ki, aktardan aldığın bitkinin kaynatıp içilmesi kadar basit. Fitoterapi bitkilerin kök ve yapraklarının bilime dayalı standardize ederek, belli teknolojiler kullanılarak elde edilmesini kapsar. Aktardan -hatta komşu teyzeden- aldığın ot ve köklerin hangi koşulda yetiştirildiğini, rafta ne kadar beklediğini, ne miktarda neyle karıştırarak tüketeceğini bilmediğin malzemelerle tedavi aramak yanlış! Biz bu alternatif tedavi yönetimini standardize edilmiş çay poşetleriyle hastalarımıza öneriyoruz.

SALLAMA POŞETLER SAĞLIKLI MI?

Büyük markalar, şifalı bitkilerden yararlanarak yeni tatlar ve aromalar arayışında formüller üretmeye devam ediyor. Tabi bu bitki ve meyvelerin fonksiyonel içerikleri, sağlığımıza faydalı bileşenlerinin çeşitlendirilmesi, yeni ürünler şeklinde karşımıza çıkıyor. İşin görünen kısmı içerikleri, poşet şekilleri, ambalajları olsa da arkada büyük fabrikalar, kapsamlı prosesler var. Gıda güvenliğini en üst düzeyde tutmak için standardize edilmiş belgeli (ISO 9001, FSSC 22000, ISO 14001,OHSAS 18001) kuruluşlarda üretim yapılıyor. Tarladan fincana güvenli gıdaya ulaşmamızı sağlayan sistemler, risk oluşturabilecek tüm kritik noktalar değerlendirir ve gerekli önleyici faaliyetleri içerir. Yani bitkilerin hasatı, kurutulması, kesimleri, ne miktarlarda karıştırıldıkları ve paketleme işlemleri sırasında güvenli gıda zinciri oluşmasını sağlar. Firmalar çevreye karşı duyarlılığını da bırakmıyor; gelişen teknoloji ve yöntemleri çalışanlarına da aşılıyor.

ŞİFA BİTKİLERDE

Yazmakla bitiremeyeceğimiz kadar çok bitki çeşidinin en popülerlerinden örnek vereceğim:

10 Mart 2017, Cuma 12:30

OMEGA-3 hakkında bu gerçekleri biliyor musunuz?

Omega 3 yağ asitleri vücut için gerekli olup insan vücudunda üretilemediğinden gıdalarla alınan doymamış yağ asitleridir. Görme fonksiyonları, büyüme ve zihinsel gelişim aşamalarında etkili olan DHA, yetişkinlerde meydana gelen kardiyovasküler sorunların önlenmesinde etkili olan EPA ve kronik hastalıkları önlemekte etkili olan ALA bu grubun yağ asitleridir.

Balık türleri DHA ve EPA'dan zenginken; ALA olan formu, bitkisel yağlar, keten tohumu, ceviz ve ıspanak gibi koyu yapraklı sebzelerde bulunur.

MOTORUN YAĞINI İHMAL ETMEMELİ


İnsan beyninin yaklaşık % 60’ı yağdır ve bunun üçte biri de Omega 3 yağ asitlerinden oluşuyor. Bu bakımdan bile düşünsek Omega 3’ün en çok da zihinsel gelişimimiz açısından ne kadar önemli olduğunu daha kolay anlayabiliriz. Beyini motor olarak düşünürsek arada yağını kontrol ettirmemiz gerekmez mi?! Yeterli Omega 3 alınmadığında kronik hastalıklardan, kardiyovasküler sorunlara, zihinsel gelişimden, fiziksel büyümede geriliğe kadar birçok hastalık riski ile karşı karşıya kalınır.

KALBE İYİ GELENLERİ SEVİN


Omega 3'ün en önemli fonksiyonlarından bir diğeri ise kalbimizi koruması. Bunun çeşitli yolları var. Omega 3'ün kalp ritmi dengeleyici etkisi mevcut. Kalp atış hızını düşürebilir ve aritmileri önlemeye yardımcı olur. İkinci bir yol kan damarlarındaki infilamasyonu engeller. Kan yağlarının seviyesini düşürür ve böylelikle kan damarlarının içinde plak oluşumunu yavaşlatır. Böylece pıhtının ya da tıkanmış arterin neden olduğu 'inme' önlenebilir.