Hadi “Evde Kal”ın ve bize anılarınızı anlatın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çocukluğumdan beri bayılırım aile büyüklerinin anılarını dinlemeye.

Masal dinler gibi dinlerim, tatlı tatlı anlatırlar. Bazen içimden “Hadi canım, o kadar da olur mu?” tepkileri veririm istemsizce. Annem, teyzelerim ve dayım bir araya geldiğinde çocukluk anılarını anlatırlar bize. İnanılmaz gelir bazı anlatılanlar.

Düşünseniz ya 40-50 yıl öncesini, yaşayan kişilerden dinlemek... 

Annenizin nasıl bir çocuk olduğunu dinleyip “Bak sen de yaramazmışsın, bir de bana ne kadar yaramazdın derdin” diyebilmek nasıl güzel anlatamam. 

Bütün kuzenler bir araya gelir, anlatılanları masal dinlermişçesine can kulağıyla dinleriz kahkahalar eşliğinde, yeri gelir gülerken birden ağlamaya başlarız. Laf lafı açar çünkü, keyifli anılardan bahsederken birden konu hüzünlendiren yaşanmışlıklara gelir. 

Sonra teyzem annemi anlatır “Ahhh sen az mı aksi bir çocuktun” diye. Annem hemen araya girer “Sen de bana az yapmadın” diye. 

Hele bir de annemin “Babam anlatırdı, ben çocuktum” cümlesi ile başlayan hikayeleri vardır, o anlatırken keyiften gözlerim parıl parıl parlar. Ve her anlatışında ilk defa dinliyor gibi heyecan duyarım. 

Bir araya geldiğimizde “Hani şu olay vardı ya, onu anlatsanız ya” der birlikte eğleniriz, gözlerimizden yaşlar gelir gülmekten.


Elektriksiz ve telefonsuz yaşam!

Mesela annemin anlattıklarından şu an ilk aklıma gelen; kuzenleriyle el işi yarışına girerlermiş. Yan yana iki ev... Birinde annem ve teyzemler hemen yanı başında amcalarının kızlarının yaşadığı ev... Gündüz bağ bahçe işleri olurmuş, gece de arta kalan zamanlarda el işi yapar, ertesi gün kim daha fazla yapmış diye ölçerlermiş. 

Elektriğin olmadığı dönemler... 'Lüküs' dedikleri gazlı bir lambanın dibinde dantel örerlermiş. Hatta beni en çok şaşırtan tarafı da bazen o gazlı lambayı o kadar kısarlarmış ki karşı taraftaki kuzenleri uyuduklarını zannedip uyusun da ben onu geçeyim diye üçkağıt peşindelermiş. Tabii bir de bu anıları onlardan dinlemek var, böyle yazarken sıradanlaşıyor aslında. Televizyon yok, elektrik yok ama üretiyorlar kendi çabalarıyla. Onların da hayattan keyif alma şekli buymuş işte. Ne kadar küçük şeylerle mutlu olurlarmış.

Sorarım “Anne canınız sıkılmıyor muydu?” diye. “Hayır çok mutluyduk” der. Anlam veremem ne kadar mutlu olunabilir ki, zaman nasıl geçiyordu? Televizyon yok, telefon yok, internet yok. Ama insan ilişkileri kuvvetli, imece usulü iş yapmak, bazen rekabet içine girmek... 

Nereden geldi bunlar aklıma biliyor musunuz?

Dün akşam gördüğüm haber içimi kıpır kıpır etti.

Haber şuydu: Konya Büyükşehir Belediyesi, yeni tip corona virüs salgını nedeniyle sokağa çıkamayan 65 yaş ve üstü vatandaşların hem iyi vakit geçirmesi hem de anılarını gençlere aktarması için video paylaşım projesi başlattı. Yaşlıların hatıra ve tecrübelerinin topluma aktarılması amacıyla başlatılan proje, Büyükşehir Belediyesine ait sosyal medya hesaplarından "Sen #Evdekal Bize Eski Konya’yı Anlat" sloganıyla duyuruldu.


Eski geleneklerinizi, anılarınızı anlatın

Proje şu şekilde düşünülmüş. 65 yaş üstü büyüklerimiz corona virüs önlemleri kapsamında evden çıkmadığı için bu zorunluluğu daha verimli vakit geçirmeye yönelik bir aktiviteye dönüştürüyor. Şöyle ki; evde oturan dedelerimiz, abilerimiz, amcalarımız anılarını anlatırken evde bulunan bir diğer kişi videoya kaydediyor. Video, belediyenin WhatsApp hattına iletiliyor ve belediye sosyal medya hesabından videoyu paylaşıyor.

Hem evde onların canı sıkılmamış hem de bizler bir şeyler öğrenmiş oluyoruz. Onların hepsi yaşayan tarih aslında. Kim bilir ne anılar ve bilgiler var hazinelerinin arasında bizlerle paylaşabilecekleri.

Sizce de çok güzel bir proje değil mi? Ansiklopedi gibi aslında. Tarihi okumak yerine ilk ağızdan dinleme fikri bana heyecan verdi. 

Tekil olarak da yapılabilir bence. Mesela Twitter’dan bile paylaşılabilir videolar. Ben büyük bir keyifle dinlerdim inanın. Keşke böyle bir akım başlasa. Siz anlatsanız biz dinlesek, izlesek belgesel tadında.

Corona virüs karantinasındaki İtalya balkonlardan şarkı söyleyerek hem moral bulmaya hem de birbirlerine moral olmaya çalışıyorken belki biz de bu şekilde birbirimize moral veririz. Olamaz mı? 

İnşallah şu corona virüs tehlikesini en az hasarla atlatıp biz de çocuklarımıza, torunlarımıza güzel hikayeler anlatabileceğimiz anılar biriktirebiliriz.

Hadi “Evde Kal” ve bize anılarını anlat! Birlikten kuvvet doğar. Siz anlatırken anılarınızı yadedersiniz biz de yaşananlardan feyz alırız belki bir nebze.

“Hayat eve sığar” dedik ya! 

Evde, anılar bir videoya sığdırılamaz mı? 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder