İçimdeki ses hep aynı nakaratı söylüyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Zor zamanlardan geçiyoruz. Bazen umudum kalmıyor, “Tamam” diyorum “Corona virüs hepimize bir uğrayacak, ya atlatacağız ya da...” deyip kabulleniyorum. Sonra umut etmek istiyorum, çocuğuma bakıyorum ve içimdeki ses şarkı söylemeye başlıyor, hep aynı nakarat...

Levent Yüksel’in “Tuana” şarkısı... “Sana söz yine baharlar gelecek, sana söz ışık sönmeyecek...” nakaratı.

Sonra bahar çiçekleri açıyor gönlümde “Sana bu yaz için aldığım güneş gözlüklerini takıp gezeceğiz oğlum” diyorum.

Sürekli güneş gözlüklerimi takmak isterdi. Doktor “Çok küçük daha, en az 3 yaşına kadar güneş gözlüğü önermiyoruz” demişti. Aralık ayında 3 yaşını doldurdu. Türkiye’de ilk corona virüs vakası açıklandığı gün doktor kontrolümüz vardı, göz muayenesi... Belki gözlük vereceklerdi, sonuçları güzel çıktı. Doktor dönüşü bir AVM’ye gidip heyecanla güneş gözlüğü aldık, çok sevindi. Dışarı çıktığımızda pusetinin şapkasını kaldırdı, “Güneş gözlüklerimi ver anne” dedi. Şimdilerde evde takıyor gözlüklerini.


Onu ben dünyaya getirdim ama o benim dünyam oldu!

15 Temmuz darbe girişimi olduğunda 4,5 aylık hamileydim. Heyecan ve korkuyla, gazetede sabaha kadar çalıştık oğlumla. Bir nohut tanesi kadarken tanıştı hayatla. Yoğun bir haftanın ardından “Geçti oğlum” dedim “Bundan da yırttık.” Zor bir hamilelik süreci geçirdim. Daha test yapmadan mide bulantılarım başladı, bulantılar bitti, sırt ağrıları başladı. Midem bulandıkça ağladım, ağladıkça midem bulandı. Derken anksiyete ve panik atak başladı. Çok zor geçen koskoca bir 9 ay. 

Sonra kucağıma minik bir oyuncak verdiler. Lahana bebek gibiydi. 10 saniye tutabildim kucağımda, ardından 2 gün yoğun bakımda ziyaret edebildim onu. Üçüncü gün evimize sağlıkla döndük. Evde minik bir misafir vardı artık. Birkaç gün sonra kavrayabildim gerçeği, o evimizin misafiri değil, dünyammış meğer. Şimdilerde ben o dünyanın içinde yaşıyorum hayatımı, yeni dünyam benim. Çünkü 2016 Aralık ayında bir bebek dünyaya getirmemişim sadece, kendim için de yeni bir dünya yaratmışım. 

Zaman akıp gidiyordu, şu 4 yıllık zamanda engebeli yollarda yürüdük, koştuk birlikte. O düştü, ben kaldırdım ilk zamanlar. Baktım ki ben kaldırdıkça yürümeyi öğrenemeyecek, bıraktım elini. Kendi kalksın istedim, kendi kendine kalkmayı öğrenince yürümeye başladı. Yürürken her düştüğünde yine koştum kaldırmaya, sonra yine dedim ki, ben kaldırdıkça koşamayacak, onu da bıraktım. 

Şimdi dönüp bakıyorum. Dün gibi aklımda “9 ay geçer mi böyle” deyip ağlamalarım. İşten eve döndüğümde 3 katı 5 dakikada nefes nefese, dinlene dinlene çıkmalarım. Ne zordu hamilelik, bilemedim anneliğin daha zor olacağını. 


Oğluma koşup gidemedim

Geçtiğimiz yaz Silivri merkezli depremi hissettik hepimiz. Kardeşimin evindeydik. Oğlum başka odadaydı, ben başka odada. Sarsıntıyı hissettiğim anda panikle koşmaya başladım koridorda. Mama sandalyesinde yeğenim vardı, koşarken onu fark ettim. Ağlamaya başlamıştı, belki benim panikle bağırmamdan, belki de yanı başındaki dolabın sallanırken çıkardığı sesten korktu, bilemiyorum. O zaman 8 aylıktı. Dolap üzerine düşecek gibi geldi ve o anda onu kucağıma almak aklıma gelmedi. Düşmesin diye dolabı tutabildim sadece. Annem mutfakta olduğu yerde kalakaldı. “Anne alsana çocuğu” dememle irkildi, kendine geldi. Panik halinde bağırıp çağırarak koşturan bendim ama annem sakin görünmesine rağmen dondu kaldı. Annem kendine gelip çocuğu kucağına aldığında oğluma doğru gidemeden o koştu bana, kucağıma atladı “Anneeeeeee” diye bağırarak. O gün bugündür burnum sızlar oğluma koşamadığım için. Sonraki zamanlarda birkaç sarsıntı daha yaşadık. Ben her ne kadar kendime, sakin kalacağıma söz vermiş olsam da yapamadım tabi. Şimdi rüzgardan kapı sallansa korkuyla bana koşuyor.


Hayat hepimiz için zor

Şimdi de corona virüs salgını başladı. Bir aydır dışarı çıkmıyor oğlum. Huy değiştirdi mesela; daha sinirli ve tepkili. Biraz da fazla şımarttık, itiraf edeyim. Dört duvar arasında zaten, kurallarla da sınırlandırmak istemiyorum. Biz zaten Türkiye’de ilk corona virüs vakası açıklanmadan önce bir domuz gribi vakası yaşayınca parklara, oyun alanlarına gitmeyi bırakmıştık. 

Bizim için hayat ne kadar zorsa onlar için de çok zor. Evden çalışırken bizi rahat bırakmayınca anneannesine gitsin diye “Biz işe gideceğiz” dediğimizde, çocuk aklıyla “Anne iş yok. Televizyonda ‘Evde Kal’ diyorlar” diyebilecek kadar zor. 

Oğlumu yeniden parka, oyun alanlarına götürmek istiyorum. Koşsun, oynasın, dokunsun. Dokunarak keşfetsin istiyorum her şeyi. Toprakta yalınayak gezsin, kumdan kale yapsın istiyorum. Evet, ben bir anneyim ve o yüzden umut etmekten vazgeçmek istemiyorum. İçimdeki sesin verdiği sözün gerçekleşmesini bekliyorum sabırsızlıkla. 

“’Sana söz yine baharlar gelecek’ oğlum.”

#EvdeKal

Yazarlarımızdan

23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:00
23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder