İngilizlerin galoşlu botuna karşı çöp poşetli bot!

13 Kasım 2019, Çarşamba 12:14
AA

Geçtiğimiz gün sosyal medyada büyük ilgi gören, adeta modaya yeni bir soluk katan, görünce şok geçirip insanları bayıltan İngiliz moda evi Joseph’in galoş botlarına karşı kendi tasarımımı görücüye çıkarmaya karar verdim. 

Bu kararı almak benim için çok da kolay olmadı aslında. 

Çok düşündüm ve neden olmasın ki dedim. Yeni bir akım başlatarak kendi markamı yaratmam için büyük bir fırsat olabilir benim için. İçimdeki ses bana bu fırsatı değerlendirmem gerektiğini söyledi. Kaybedeceğim bir şey de yok. O zaman neden duruyorum? Başladım çalışmalarıma. İhtiyacım olan tek şey bir çift bot ve bir çift çöp poşetiydi altı üstü. 

Üretken ruhumu harekete geçirmenin zamanı geldi. Belki de bu tasarım hayatımın dönüm noktası olacaktı. Yani, köşeyi dönmek (zengin olmak) anlamında…

Aklıma Nasrettin Hoca’nın fıkrası geldi.

Nasrettin Hoca, Akşehir Gölü’nün kıyısına oturmuş. Çevresindekiler bir de bakmışlar ki Hoca, çömleğinden çıkardığı kaşık kaşık yoğurdu göle boşaltıp karıştırıyor. Şaşkınlıkla sormuşlar hocaya:

– Hocam, ne yapıyorsun öyle?

– Göle yoğurt çalıyorum!

– Göl hiç yoğurt tutar mı?

– Ya tutarsa?

Ben de Nasrettin Hoca’nın dediği gibi “Ya tutarsa” dedim.



Kendimi o botlarla hayal ettim

“Şimdi bu fikir nereden aklınıza geldi?” diye sorular gelebilir. Ben cevabımı siz sormadan vereyim.

Kendimi tasarım harikası bu botları giyerken hayal ettim. 

İnsanlar bana bakıyor hayranlıkla. “Keşke benim de olsa” diye geçiriyorlar içlerinden kesin. Kendimi çok zengin hissediyorumdur o anda. Fiyatı da biraz fazla ya, herkes alamayabilir. Salına salına yürüyorum yolda.

Sonra hayal balonum pufffff diye söndü birden. 

Bu fiyata bu ayakkabıyı alamam, en iyisi bir model de ben tasarlayayım dedim, başladım düşünmeye. Sonuç: Bence oldu.

Her türlü eleştiriye açığım. Biliyorum “Taklitçi” diyenler çıkacak, “Çakma” diyenler de olacak ama göze aldım her şeyi. 

Ya tutarsa!


Hoooop işte geldi

Ve karşınızda el yapımı ve ev yapımı, harika bir model… Tamamen kendi üretimim. Fikir olarak Joseph’ten esinlendiğimi itiraf ediyorum. Ama benim tasarımımda ufak detaylar gördüğünüz gibi hemen göze çarpıyor. Mesela fiyonklar… Çok ayırt edici bir ayrıntı. Farklı yani, anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz. 

Bu arada eğer bir sponsor bulursam tasarımımı bir adım daha öne taşıyabilirim, geliştirebilirim. Mesela mavi çöp poşeti yerine renkli ve büzgülü çöp poşeti kullanabilirim. 

Galoşla ilgili bir anımı da anlatayım size.

Güzellik merkezine gitmiştim cilt problemim için. Kapının önünde galoşlar var. İçeri girerken giydim ama dışarı çıkarken ayağımdan çıkarmayı unutmuşum. Eve kadar öyle ayağımda galoşlarla gitmiştim. 

Bu durumda galoş modasını ilk başlatan benim aslında. Bilseydim moda olarak karşıma çıkacağını, en azından bir fotoğrafla belgelerdim ama nereden tahmin edebilirdim ki! 

Neyse hiçbir şey için geç değil. Belki benim çöp poşetli botlarım daha fazla ilgi görür. Belki kadınların beklediği model benim tasarladığım modeldir. 

Yine de ben beklentimi düşük tutayım da hayal kırıklığı yaşarsam en azından çabuk atlatırım şoku.


Sınırları zorlayan tasarım

İngiliz moda evi Joseph, son tasarımıyla sınırları zorlamış bayağı. 

520 sterlin (yaklaşık 4 bin TL) fiyat etiketiyle raflardaki yerini alan siyah deri kovboy çizmeleri beklenen ilgiyi görmemiş ve yüzde 81'lik indirim yapılmış botlarda. İndirimli fiyatı da 750 TL. 

Merakla bekliyorum, bakalım bu kış kimlerin ayağında göreceğiz bu botları. 

Aslında aklıma bir isim geliyor ama… 

Neyse şimdi söylemeyeyim de magazin camiasında yeni bir kaos ortamı yaratmayayım. Joseph’in biz kadınlara yaşattığı bu travma bir süre yeter zaten bize. 

“Ya tutarsa” diye düşünülmüş olabilir

Sen koskoca İngiliz moda evi Joseph’sin kendine gel. 

“Ya tutarsa” fikriyle galoş görünümlü botları koleksiyona eklemek de neyin nesi? 

Hadi bu fikrin kimden çıktığını boş verelim ama fikri onaylayan kim? 

Bence bir açıklama yapın “Üretim hatası” deyin biz de hafızalarımızdan silelim o botları.

Ben bir tasarımcı ya da modacı değilim. 

En azından şimdilik… 

Bu harika tasarımımdan sonra bir beklenti içine girmedim değil. 

Neyse… 

Dediğim gibi modacı değilim, modayı çok yakından takip eden biri de değilim ama kadınların genelinden bir tık daha fazla alışveriş yapmayı seviyorum. Bu yüzden de yorum yapma hakkımın olduğunu düşünüyorum. Botlar satılmazsa bari hastanelere dağıtın da bir işe yarasın. Naçizane fikrimdir. 

Ve şu saatten sonra dua ediyorum Allah’ım inşallah çöp poşetli botlarım moda sektöründe büyük bir yankı uyandırır ve içimdeki bu tasarımcı ruhunu birileri keşfeder.

Sıradaki haber yükleniyor...