Hayata iade-i itibar

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

‘Basın özgürlüğünün Avrupa standartlarının üzerinde olduğu’ iddia edilen ‘YENİ’ Türkiye’de ‘YENİ’ uydurulan ‘algı yaratma’ suçunu gönüllü işleyeceğim bu pazar! Çünkü; hayata iade-i itibar buna değer!

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş tarafından işletilen kömür madeninde hatırlıyorsunuz değil mi bundan 7 ay önce 301 madenci öldü. Hatırlıyor musunuz diye soruyorum çünkü; kimi zaman bizlerin memlekette dün ne olduğunu anımsadığından şüpheye düşüyorum. Maden faciasıyla ilgili bu hafta savcı fezlekesini hazırladı, sorumlulara davayı açtı. Fezleke, ‘insanım’ diyen herkesin kanını donduracak kadar dehşet vericiydi. 21. yüzyıl Türkiye’sinin kölelik düzeninin deşifre edilmiş manifestosuydu adeta!

SUÇ ORTAKLARI

Açgözlü patronlar ve bu açgözlülüğü denetlemeyerek cesaretlendirenlerin ortaklaşa işlediği cinayet ile ilgili hazırlanan fezlekenin şu kadarlık bölümünü bile okumanız yeter aslında! - Şirketin yöneticileri işçilerin hayatlarını tehlikeye atarak, ne pahasına olursa olsun iş yeri faaliyetlerini kesintisiz devam ettirdiler.

- Madende işçilerin kaçışını sağlayacak bir yol olması gerekiyordu. Bu yolu ‘kömür rezervi azalır’ diye yapmadılar.

- Gaz sensörleri kazanın olacağını önceden bildirdi, çalışmayı sürdürdüler.

- 2 gün önce madende duman yoğunluğu oldu. Tedbir almadılar.

- Gaz maskeleri 16-20 yıllıktı, çalışmıyordu.

- Dayıbaşları çıkarılan kömür kadar prim alıyordu. İşçileri fazla çalışmaya zorlayıp faciayı doğuracak yetersizliklere göz yumdular.

'SIFIR'  İNSANLIK

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen kömür madeninde 2013 yılında, 1 milyon 500 bin ton kömür çıkarılması planlanırken, 3 milyon 566 bin 456 ton kömür çıkarıldı. Savcının maden faciasıyla ilgili hazırladığı fezlekede yer alan bu rakamlar, madende ‘insan üstü’ bi performansın sergilendiğinin delili olduğu kadar orada insanlığın sıfırlandığının da kanıtıydı. ‘Bu işin fıtratında olduğu’ söylemiyle iktidar tarafından normalleştirilen 301 madencinin ölümünün kaza değil cinayet olduğunun açık deliliydi. Fezleke açıklandığı gün basında haber oldu. Ancak memlekette kimsenin kanı falan da donmadı.

VİCDAN MOLASI

Zaten olay tazeyken, mezar başında acılı eşler ve çocukların fotoğraflarına bakıp gözyaşı dökerek vicdan borcumuzu ödemiştik kendimize. Acıyla da yaşanmaz tabi. Sonra o fotoğrafları, daha öncekilerde olduğu gibi hafızamızın tozlu raflarına kaldırmıştık. Fezleke haberi çıktığında da kimimiz sabah kahvemizi içerken şöyle bi göz ucuyla baktık habere... Huzursuzluğumuzu kahvenin yanına bi ay çöreği ısmarlayıp ortadan savdık. Kimimizin günlük rutini ‘vicdan molası’ veremeyecek kadar kıymetliydi, göz ucunu bile esirgedi. Kimimiz ise uzun yıllardır ‘ölen ölür kalan sağlar bizimdir’ diye yaşıyor zaten..

TEKMECİYİ HATIRLA

Çok mu acımasızca sorguluyorum ‘duyarlılığımızı’... Yooo hayır, kanıtım var. Biz bunları yapmasaydık şayet; en azından dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı şu an koltuğunda oturmuyor olacaktı. Daha kuvvetli bi kanıt mı istiyorsunuz? Peki!: Facia ertesinde acılara boğulmuş Soma’da yapılan eylemde madenciyi yerlerde tekmeleyen Babakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’i hatırladınız mı? Olay sonrası tekmeleyen ayağı için gidip doktora ‘yaralandım’ raporu alan Yusuf Yerkel adlı delikanlıdan bahsediyorum. Unutmamış olsaydık şayet, söz konusu şahıs çoktan ülke sınırlarını terk etmiş olurdu. Peki o şimdi nerede!.. Hükümetin şefkatli kolları arasında. Hatta ve hatta, dünya basınına haber olan bu gaddarlığı sonrası dönemin Başbakanı Erdoğan, şahsı alıp cuma namazına götürüp fotoğraf vermişti.

FACİANIN KOPYASI

Belleksizlik lanettir, hiç peşini bırakmaz. Hatırlamak, yüzleşmek, hesap sormaktan bu kadar korkan ve kaçan bir toplumda nasıl bi gelecek kurulur? Tabi ki; düne benzeyen... yarınsız! Buyrun; Soma’dan 7 ay sonra Ermenek faciası... Soma’da ne yaşandıysa, ne söylendiyse Ermenek’te kopyası yaşandı. Ha bi Yusuf Yerkel yoktu ortalarda vatandaşı tekmeleyen. Buna iyi bi gelişme diyorsanız... Evet aslında; bi Türkiyeli olarak bundan mutluluk payı çıkarma yeteneği bende olmalı haklısınız.

ERMENEK VE SARAY

Ve bi Türkiyeli olarak, Soma’da, Ermenek’te ki gibi karın tokluğuna çalışırken ölen insanların olması, hayattaki itibarımızı sorgulatmıyorsa şayet bana, sana, ona... hukuka aykırı olarak yaptırdığı 1 milyar 370 milyon liralık sarayı ‘Bu ülkenin itibarıdır’ diye savunan Cumhurbaşkanı sonuna kadar haklıdır! Hükümetin yaptığı açıklama da dediği gibi ne de olsa ‘O saray milletin’ ama değil mi!

İyi pazarlar...

Yazarlarımızdan

31 Ekim 2020, Cumartesi 09:40
31 Ekim 2020, Cumartesi 07:43
Sıradaki haber yükleniyor...
holder