6-7 Eylül olaylarının perde arkası

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İçinde yaşadığımız eylül ayında, Türkiye, çok haklı olarak Akdeniz’de kendi egemenlik haklarının mücadelesinin verirken, Yunanistan'la sürekli gerilen ilişkiler de sık sık medyada gündeme geliyor. 

Geçmişe de baktığımızda eylül ayında Türk-Yunan ilişkileri alanında çok önemli olayların olduğunu görürüz. 

Gerçekten de asırlar boyunca birlikte yaşayan ve ayrı dinlerde benzer yaşam kültürlerini paylaşan Türk ve Yunan halkları, son asırlarda diplomasi alanında en büyük zararı görenler oldu. 

İngilizlerin düşmanlık politikası

Geçtiğimiz iki yüzyılın İngiliz politikası, Anadolu üzerindeki egemenlik kurma emellerini Türk-Yunan savaşı ve düşmanlığı üzerine inşa etti. 

“Türkler yaşamaya layık bir ırk değildir“ diyen ve Türkleri 'veba mikrobu' ya da 'kanser' olarak nitelendiren dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George, Türk askerlerinin, İngiliz destekli oluşturulan Yunan ordularınca yok edilmesini gerektiğini düşünüyordu. Bu amaçla, İngilizler, 19'uncu yüzyıldan itibaren yükselen Yunan milliyetçiliğinin etkisi altında kalan ve Türklere karşı kışkırtılan Yunan topluluklarının, Yunanistan destekli ordulara dönüştürülmesi için ellerinden geleni yaptılar.  

Ancak hiçbir şey umdukları gibi gitmedi, Anadolu’nun iki dost halkını birbirlerine düşman eden İngilizlerin hesaplayamadığı, Anadolu insanının inancı ve başta Mustafa Kemal olmak üzere komutanların vatan aşkıydı.

9 Eylül’ün etkisi

Lloyd George’un planları başta arzulandığı gibi işliyordu. işgal devletleri orduları 6 Kasım 1918’de Çanakkale Boğazı’ndaki müstahkem mevkilere el koydu.13 Kasım’da da 73 parçalık işgal donanmasıyla İstanbul’un işgalini başlattılar ve Osmanlı ordusu dağıtıldı. 

Ancak Anadolu’da durum istedikleri gibi olmayacaktı. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışını müteakip 30 Ağustos 1922’ye kadar olan süreçte İngilizlerin güvendiği Yunan askerleri yenilgiyi tattı ve 9 Eylül 1922’de tarihçilerin 'denize dökülmek' diye tanımladıkları bir şekilde emelleri son buldu.   

9 Eylül’ün etkisi İstanbul’un işgalini umutsuzca sürdürmeye çalışan Lloyd George’un da siyaset hayatının sonunu getirdi ve tarihe 'Çanak Olayı' diye geçen bir sürecin sonunda Lloyd George’un 19 Ekim 1922’deki istifasıyla birlikte İstanbul’un işgali kalktı. 

İngiliz kışkırtması ve Yunanistan’ın saldırgan politikası yüzünden...

İşte tarihimizde 9 Eylül böylesine önemli bir gündür! Ancak acı olan şu ki, birbirini öldüren yine Anadolu’nun halkları olmuştu. Yüzyıllarca Osmanlı'yla dost olarak, huzur içinde yaşayan Rum halkları, İngiliz kışkırtması ve Yunanistan’ın saldırgan politikası yüzünden, topraklarından olmalarını başlatacak bir süreci başlatmışlardı. 

Cumhuriyet dönemin başlarındaysa, aynı bölgede yaşayan ve benzer yaşam kültürüne sahip olan Türk-Yunan halklarının yakınlaşması yeniden başladı. Atatürk’ün gayretiyle ilişkiler normalleştirilmeye çalışıldı. Venizelos ile olan yakınlaşmanın da amaçlarından biri, değişen dünya siyasetinin ve yaklaşan savaş tehlikesinin sonucudur. 

Atatürk'ten sonra...

Atatürk’ün vefatından sonra İnönü de bu politikayı izlemiş gibi gözükse de, özellikle varlık vergisi ve çalışma kamplarıyla Lozan’da hakları korunan gayrimüslim azınlıklar için zor bir süreç yaşattı. 

Menderes döneminde bu ilişkiler düzeltilmeye başlandı ve Türkiye’de yaşayan Rum vatandaşların birtakım hakları geri verildi. O dönemde Pera’da olduğu gibi, İstanbul’un birçok yerinde eskisi gibi Rum mağazaları ve küçük esnaf yer alıyordu.

Ancak Yunanistan politikası yine İstanbul’daki Rum vatandaşları etkilemeye başladı. 

Kıbrıs sorunu

Demokrat Parti döneminin en sıkıntılı olaylarından Kıbrıs sorunu, 1954 sonundan itibaren ortaya çıktı. Yunanistan’ın Kıbrıs halkına self-determinasyon hakkı verilmesi konusundaki talebi, 14 Aralık 1954'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda reddedilince, Yunanistan çok daha saldırgan bir tutuma girdi. Özellikle, Atina'da, İngiltere, ABD ve Türkiye konsolosluklarına yapılan saldırılarla Kıbrıs’ta ve yer yer Yunanistan’da Türk azınlığa karsı şiddet hareketleri büyük huzursuzluğa neden oldu. 

Menderes, Kıbrıs siyasetinde, "Türk-Yunan dostluğuna ve ittifakına aynı kıymet ve ehemmiyeti vermek" amacını sürdürdüyse de, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğe gitmesi bu siyasetin de işlemeyeceğini gösterdi. 

Öte yandan, halk arasında Rumlara karşı bir tepki başlamıştı. Türkiye’de yaşayan Rumların bu işte bir suçu olmamasına karşın geçmişte yaşananlar gündeme gelerek yerli Rum halkı suçlanmaya başladı. 

Ve o gün...

Bu tavrı büyük felakete götürecek kıvılcım ise, 5 Eylül 1955’te atıldı. O gece, Atatürk'ün evinin bulunduğu yerin yakınlarında bir bomba patladı ve bu olay ertesi gün, saat 13.00 bülteninde radyodan verildi. Dönemin İstanbul Ekspres gazetesi ise bu haberi, yeni baskı yaparak "Atamızın Evi Bomba ile Hasara uğradı" şeklinde verdi. Aslında bombayı atanlar belli değildi ve ev hasara uğramamıştı. Yunan tarafı olayın sorumluluğunu iki Türk’e yıktıysa da olay tam aydınlanamadı. 

Olayı tam bir felakete sürükleyen ise, Taksim’de toplanan halk olmuştu. Bu kişiler nereden gelmişti, nasıl gelmişti, ne amaçla gelmişti; bugüne kadar çözülememiştir; ama rivayetler bu olaylar öncesinde Doğu’dan büyük toplulukların geldiği yönündedir. 

Bu topluluk, İstanbul’a bazı kongreler nedeniyle gelen yabancı gazetecilerin önünde önce sloganlar atıp İstiklal Marşı okudu. Akşam saatlerinde nasıl olduğu bilinmeyen bir provokasyonla, gösteriler bir anda Beyoğlu’nda saldırı ve yağmalamaya dönüştü. 

Önceden organize edildiği düşünülen olaylar Beyoğlu’ndan bir anda Rumların yoğunlukla yaşadığı Şişli, Nişantaşı, Karaköy, Beyazıt, Kumkapı ve Yedikule civarına yöneldi. Çılgına dönmüş bir topluluk her yeri yağmalıyordu. Bunlara yerel halk da katıldı. Büyüyen olaylarla birlikte, dükkân ile evlerin tahrip edilip yağmalanmasının yanı sıra, kiliseler de yağmalanıp yakılmaya başlandı. Bugün İstanbul gezilerimizde bu olayların izlerini hâlâ görmekteyiz. 

Olaylar sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağıyla güç bela bastırıldığında bilanço ağırdı. Bazı Rumların öldürülmesinin yanında, 35 kişi yaralandı, 5 bin 622 bina tahrip edildi. İstanbul’da ise 5 bin 104 kişi tutuklandı.

Tarihe '6-7 Eylül olayları' olarak geçen bu olaylardan sonra Rumlar için hayat eskisi gibi olmadı ve zaman içinde ülkeyi terk ettiler.

Eylül ayının bu önemli tarihleri siyasetin Rum halkına verdiği zararı da hatırlatıyor. 

Yunan hükümeti yine olayları kışkırtıyor ve iki ülke halkı arasında yine düşmanlık yaratacak tohumlar atıyor. Umarız ki eylül ayı bu önemli tarihleri hatırlatır ve siyasete etkisi olur. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder