Aralık: Bir bitiş değil, yeni bir başlangıç

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kullandığımız miladi takvim döndü dolaştı yine son ayına geldi. Eskiden Kânûn-i Evvel diye anılan, 15 Ocak 1945'ten sonra ise adı Aralık olan bu ay, aynı zamanda eski takvimin en önemli olayı olan günlerin uzamaya başlamasına da tanıklık ediyor. O nedenle eski toplumlar bu ayı bir bitiş değil hep bir başlangıç olarak görmüşler. 

Zamanın akışı, en eski çağlardan beri insanın üzerinde düşündüğü bir konu. Mitolojilerde bile – örneğin Yunan mitolojisinde Kronos- yer alan zaman, ilk mitoslarda, “Yaratılmış ve Yaratıcı” güçler içinde geçer. İnsan tarafından “yaratılan” zaman, bir anda yaratıcı olduğu kadar yok edici de olur. 

Biri gelip bize bir anda “Zaman nedir? “diye sorsa bir anda cevaplamak olanaksız gibidir. Üzerinde düşündükten sonra ancak zaman ile alakalı sözcüklerle tanımlayabiliriz. 

Zaman özellikle de bizim algılarımızla alakalıdır. 

Bugün bizim algımıza göre zaman çizgisel “ilerleyen”, geri dönüşü olmayan, bir başı ve sonu olan bir boyut. 

Oysa atalarımız yaşamı böyle algılamıyordu. Onlara göre zaman aynı, birbirini kovalayan, gece-gündüz, mevsimler gibi döngülerden oluşmaktaydı. 

Her defasına kendini tekrarlayan bu döngüler içinde yaşayan insan, her bir döngü ile zamanı ölçmeyi başarabildi. Ayın hareketleri Ay takvimini, Güneş’in hareketleri Güneş takvimini, gece ile gündüzün bölünmesi saatlerimizle ölçtüğümüz zamanı oluşturdu. 

Zamanın döngüselliği bugünkü zaman ölçümlerimizde var. Her gün aynı saat yine gelir. Yuvarlak, dairesel ya da dijital saatlerimizde, hep aynı hareketler birbirini tekrarlar ve biz bu kendi yarattığımız algıyı hep bir bitişe yorarız.  

Ancak atalarımız bu döngüselliği bitişlerle ağıt yakarak değil, başlangıçlarla, yenilenme ve yinelenmelerle, her yeni döngüyü kutlayarak yaşardı. 

Bu kutlama aynı zamanda her defasında döngüsel zamanın özelliklerine bağlı bir yenilenmeyi ve yinelenmeyi getirdiğinden her zaman yeniden taze bir enerji ile başlanacak bir döngüyü de temsil ederdi. 

Tıpkı bugünkü coşkulu kutlamalarımız gibi...

Adı her ne olursa olsun, yılbaşı, doğum günü, bir olayın yıldönümü gibi…

Biz de takvimin son yaprağında gördüğümüz zaman işaretinin de herhangi bir zaman ölçümü gibi yeni bir başlangıç olduğunu unutmayalım. Hani derler ya “Bugün yeni hayatının ilk günü”... 

Güneş her doğduğunda mutlaka yeni sürprizlerle gelir.

İçinde yaşadığımız pandemi günleri, takvim yaprakları koptukça etkisini kaybedecek, yeni başlangıçlara götürecek. 

Zaman bir algı olduğu gibi, yenilenmede de insanı geleceğe taşıyan en güzel algılama biçimi. 

Bir takvim yılı biterken hepimiz yeni ve güzel başlangıçlara hazırlıklı olalım ve gönülden isteyelim. 

Yazarlarımızdan

16 Ocak 2021, Cumartesi 11:41
16 Ocak 2021, Cumartesi 07:40
16 Ocak 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder