Bahar ve bahar bayramları

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu hafta da yine bahardan ve bahar bayramlarından söz ederek bahar inançları tamamlayalım.

Kapanma günlerinde her ne kadar baharı pencerelerden yaşasak da Anadolu’nun en önemli bahar bayramlarından biri de kapımızı çaldı; bu da hepimizin çok yakından bildiği Hıdırellez.

Kendimi bildim bileli Hıdırellez kutlamalarına şahit olurdum. Öyle abartılı kutlamalar olmazdı. Annem ve arkadaşları toplanırlar, bazen ateş yakarlar, ama mutlaka gülfidanı dibine bir şeyler gömerler, taşlardan evler yaparlardı; kapanma olmasaydı mutlaka bu sene de bu ilginç ritüeli kaçırmayacaklardı.

Hıdırellez Türk-İslam kültürünün en ilginç kutlamalarından biridir.

Türk kültüründe Nevruz sonrası bahar kutlamalarını değişik tarihlerde görmekteyiz. Örneğin Hunlarda ve Göktürklerde bu kutlamalar yaklaşık Haziran civarına denk gelmekle beraber, Kazak ve Kırgızlarda kutlamalar Mayıs başında yapılmaktadır.

Hıdırellez ile ilgili olarak yaygın olan inanç, önceleri Hızır ile ilgili bir gün olmasına rağmen, daha sonraları, Hızır ile İlyas'ı bir araya getiren bir kutlama haline gelmesidir.

Hıdırellez günü genellikle 5 Mayıs’ı 6 Mayıs'a bağlayan gece kutlanır. Bazı yörelerde 5 Mayıs bayram günü, 6 Mayıs Hıdırellez günü olarak kabul edilmekte ve törenler düzenlenmektedir. Hıdırellez günü (Rüz-ı Hızır) halk takviminde yazın başlangıcı olarak kabul edilir.

Türkler arasındaki halk takvimine göre bir yıl iki ana bölüme ayrılır. Hıdırellez gününden (6 Mayıs) 8 Kasıma kadar süren devre 186 gün olup Hızır günleri adıyla anılır. Bu dönem yaz mevsimi olarak adlandırılır. 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar süren ikinci devre kış devresi olup Kasım günleri olarak adlandırılmakta ve 179 gün sürmektedir.

Türk kültüründe bu kadar yer etmiş olan bu özel gün aslında bir bahar kutlamasındır. Bilindiği gibi Anadolu’da hıdırlık aslında yeşilliği temsil etmektedir ve Hızır adı bahar kültlerine karışır. Aynı şekilde İsltam Ansiklopedisi de bu “yeşillik” özelliğine dikkat çeker:

"Arapça kaynaklarda hadır (hadr, hıdr) şeklinde yer alan ve Arapça menşeli olduğu kabul edilen kelime Türkçe’de Hızır ve Hıdır biçiminde kullanılmaktadır. Hadır “yeşil, yeşilliği çok olan yer” mânasındaki ahdar ile eş anlamlıdır. Bu mânadan hareketle hadır kelimesinin özel isimden ziyade lakap ve sıfat olarak kabul edildiği söylenebilir. Nitekim bazı kaynaklarda Hızır’a bu ismin, kuru yerde oturduğunda altından otların yeşerip dalgalanması (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 29), cennet pınarından içtiği için bastığı her yerin yeşile bürünmesi (Makdisî, III, 78) sebebiyle verildiği kaydedilmektedir.”

Ayrıca halk inançlarında yer alan ve Hızır’ın yeşil giymesi ile ilgili inançlar, Hızır’ın dolaştığı ya da namaz kıldığı yerlerin yeşermesi, Kuzey Batı Avrupa inançlarındaki “Green Man” / “Yeşil Adam” inancını anımsatmaktadır.

Hızır ile ilgili inançların pek çoğu halk arasında yaşayan efsanelerdir. İslam kaynaklarında ise farklı bir Hızır ile karşılaşırız. Önce İslam kaynaklarından incelememiz gerekirse, Kuran’da Kehf Suresi’nde isim verilmese de Hz. Musa’nın yanında Hızır’dan söz edildiği iddia olunur. Ancak burada anlatılan kişinin kim olduğu belli değildir, sadece “kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” denilmektedir ve Sure boyunca adı verilmemektedir. Ancak, tefsir âlimleri ve sahih Hadis kitapları bu kişinin Hızır olduğunu belirtmektedirler.

Öte yandan Tasavvuf içinde de Hızır’ın mürşitlik gibi önemli görevi vardı, hatta Hızır bir makam olarak da düşünülmekteydi. Bu bağlamda Hızır ile ilgili tarikatlar da var olmuştu.

İbni Arabi’nin takipçileri olan Abdurrezzak Kâşani, Davûd-u Kayserî , Sadereddin Konevi gibi düşünürler, Hızır’ı Kıyamete kadar yaşayacak bir şahıs olarak görmezler ve Hızır’ı görmenin aslında kendilerine ait bir vasfı görmek olduğunu hatta bunun kendi ruhlarının bir tezahürü olduğunu söylerler.

Hızır’ı hız ve ateş ile ilişkilendiren olmuştur.

Mirali Seyidov’un aktardığı bir mani de bu bağlamda önemlidir:

Hızır, Hızır hız getir,

Var dereden od getir,

Hızır’a Hızır deyirler,

Hızır’a çırağ koyurlar.”

Hıdırellez’e geldiğimizde ise bu özel günün bir bahar bayramı olduğunu bir kere daha görürüz. Halk inançlarında bu Hızır ile İlyas peygamberin karşılaştığı güne dönüşmüştür.

Bu da aslında baharın gelişi ile alakalı bir motiftir.

Kökeni ne olursa olsun halk kültürüne bu kadar yer eden ve Yaz Faslı ve Kış Faslı diye ayrılan takvimin kökeninde olan bu özel günü, eski adetlerin bir devamı olarak bir bahar kutlaması olarak görmek en doğrusu olacaktır.

Kapanmasız, kısıtlamasız, sağlıklı, nice baharlara diyelim.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder