Birleşmiş Milletler’i anlamak

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

24 Ekim Cumartesi günü, Birleşmiş Milletler’in 75. Kuruluş yıldönümü idi. 

Günümüzde üzerinde en çok tartışılan uluslararası örgütlerden biri kuşkusuz Birleşmiş Milletler’dir. 

Gerek yapısı ve gerek işleyişi bakımından, kurucularının siyasi talepleri doğrultusunda hareket eden ve günümüzde meşruiyeti bir tartışma konusu olan bu kuruluşa daha da yakından bakalım. 

Birleşmiş Milletler’in ne olduğunu anlamak için öncelikle İkinci Dünya Savaşı’nı bir hatırlamakta fayda vardır. 

Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı’nda savaşan devletler ikiye ayrılmıştı. Bunlardan Müttefik Devletler olarak anılanlar, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği ve Çin idi; Almanya, İtalya ve Japonya ise Mihver Devletleri olarak savaşa katılmaktaydı.

Savaş Müttefik Devletlerin kesin üstünlüğü ile sona erdiğinde, bu devletler, kendi üstünlüklerini tam olarak ortaya koyacak bir yapı üzerine çalışmaya başlamışlardır. 

İşte bu Müttefik Devletler, görünüşte, 

- Savaşları ve barışa yönelik tehditleri önlemek

- Ülke güvenliklerini korumak

- Ülkeler arasında dostane ilişkiler kurmak

- Uluslararası ekonomik ve sosyal işbirliğini sağlamak

gibi amaçlarla bir “Birleşmiş Milletler” teşkilatı “kurmaya” karar vermişlerdir.  

Bu kuruluşun isim babası, savaşın ABD başkanı Franklin D. Roosevelt’tir. Ancak başkan bu oluşumu göremeden 12 Nisan 1945’de görevi başında ölecek ve yerini Truman’a bırakacaktır. 

Roosevelt bu terimi ilk olarak Müttefik Devletler için kullanmıştır; yani sadece 5 ülke için Birleşmiş Milletler demiştir. Ve Birleşmiş Milletler’in de kurucusu bu beş ülkedir. Bir başka deyişle Birleşmiş Milletler’i bütün ülkeler değil savaşı kazanan ülkeler kurmuştur, dolayısıyla da bu kuruluşun yapısı ve işleyişi bu devletlerin menfaatleri doğrultusundadır. 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise dünya barışını ve güvenliğini korumak için kurulmuş Birleşmiş Milletler örgütüdür. 

Birleşmiş Milletler güvenlik Konseyi yukarıda adı geçen beş ülkenin daimi üye oldukları bir yapıdır ve üye ülkeler arasından seçilen on geçici ülke ile on beş ülkenin varlığı ile oluşur. 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kararlar, üye ülkeler tarafından verilen bir önergenin, 15 üye ülkeden dokuzu tarafından kabul edilmesi ile alınır. Ancak bir şart daha vardır. O da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan ülkelerden birinin ret oyu vermemesi gerekir. Bir başka deyişle daimi üye olan Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in veto hakkı vardır. Anlaşıldığı gibi, bu ülkelerden herhangi birinin kalan bütün ülkelere göre çok daha büyük bir hakkı vardır ve bu ülkeler Güvenlik Konseyini istedikleri gibi etkileyebilmektedirler. 

Öte yandan dünya silah ticaretinin çok büyük bir bölümünün bu beş ülkenin elinde olduğunu düşünürsek durumun siyasi boyutu daha da ortaya çıkar. 

Dünya, özellikle Korona salgınından sonra çok daha farklı bir yapılan(dır) maya doğru gitmektedir ve aslında bazı güçlerin elinde bulunan kuruluşlar daha da aktif rol oynayacaktır. 

Özellikle de yine bir Birleşmiş Milletler organı olan Dünya Sağlık Örgütü’nün tutarsız ve satır aralarında siyasete kayan söylemleri dikkat çekicidir. 

Birleşmiş Milletler gibi bir yapı kâğıt üzerinde olumlu gözükürken arkasındaki siyasi gücü çok iyi görmek ve ona göre de pozisyon almak ve geleceği planlamak çok önemlidir. 


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder