Yeni 'normalleşme' dönemi ve sonrası

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Covid-19 salgının ilk yayılmaya başladığı günlerden itibaren, dünyada ne gibi değişiklikler olacak diye hep konuşuldu.

İnsanlara çip takmaktan, tamamen dijitalleşmeye kadar birçok teori ortaya atıldı, hatta daha da ileri giderek "Yapay zekanın egemenliği için bu salgın çıkartıldı" diyenler oldu.

'Salgınlar Tarihi' kitabımda yazdığım gibi, salgınlar, siyasi değişikliklerin olmasına zemin hazırlamışlar, statükoyu değiştiren katalizör görevi görmüşlerdir.

Covid-19 gibi, küresel çapta bir salgının da dünya siyaseti üzerinde, bazı değişiklikleri yapmak için zemin sağlayacağı kuşkusuz. Bu konuda çok fanteziye kaçmadan ve daha önce de yazdığımız gibi korku yaratmadan bir duruma bakmakta fayda var.

Bilgi hiç olmadığı kadar değer görecek

Dünyadaki en önemli değişim bence, bilginin hiç olmadığı kadar değerlenmesi olacak. Özellikle geçmişe ait bilginin ve 'ezoterik' diye adlandırılan sembolizmin bir tür 'iletişim aracı' olarak kullanılması da bu tür bilgiye olan ilgiyi arttıracak. Tarihin hiçbir zamanında görülmemiş kadar bilgi kirliliğine uğrayan ve aşikâr edilme söylemlerinin arkasında bir sis perdesine gömülen bu bilginin uzun süreler tartışılacağını ummak çok da yanlış olmaz.

Öte yandan, korku destekli algı oyunlarını devreye sokmak için de çok elverişli bir ortam yaratılmış durumda.

Aslında korku en doğal ve en 'gerçek' duygulardan biridir. Korku asıl kökende 'hayatta kalma' içgüdüsüyle alakalıdır. Korku duygusu, en gerçek olarak yaşamsal bir tehlike karşısında ortaya çıkar.

İnsan yaşamını doğallıktan uzaklaştırıp, 'sahip olma' arzusunun esiri oldukça korkacağı nedenler de arttı. Sahip olduklarını yitirme korkusu, işini kaybetme korkusu, sevgiliyle kavga etme korkusu gibi sayabileceğimiz çok duygu var.

Korku duygusu, algı oyunlarıyla birleştiğinde...

Sahip olma duygusunun da aslında kökeninde yaşamını sürdürme var. Soğuk ve uzun kış günlerini düşünüp ne zaman geleceği belli olmayan bir bahara kadar yiyecek stoklayan insanın bu erzak birikimini kaybetme korkusu en temel duygularından biridir; ancak bu zamanla para ve eşya kaybetme korkularına dönüşür ve içgüdüsel bir gayretle insan her şeyi yapar.

Aynı şekilde yaşamsal bir tehdit karşısında da insanın yapamayacağı yoktur. Biz bu ilkel korkuyu her an yaşarız. Bir gürültü karşısında irkilir, ani çıkan bir görüntü karşısında geriye çekilir, ani bir dokunmayla kaçma isteği duyarız. Bu şekilde düşündüğümüzde korku, tehlike karşısında tepki göstermemizi sağladığından, yaşamın sürmesi bağlamında yararlı bir duygudur

Ancak korku algı oyunlarıyla birleştiğinde, insanları hiç yapmayacağı hareketlere de yönlendirir; korkuyu yaratan etkenlerin dışındaki konularda da algı yönetimine açık hale getirir.

Amerika’da örneğini gördüğümüz ve ülkedeki polis şiddetinin en kötü sonuçlarından biri olan George Floyd cinayeti akabinde başlayan gösteriler bunun bir göstergesi.



Irkçılığa karşı yapılan gösterilerin şiddete dönmesi ve bazı göstericilerin aslında gösterilerin amacından bile haberdar olmaması bunun en büyük kanıtı. Amerika’da son gösterilerde, Black Lives Matter üyesi olduğu iddia edilen zenci protestocunun, polise "Birilerini öldürmek istiyorsanız Irak'a gidin" demesi protestoların aslında nasıl algı oyunlarına dönüştüğünü en güzel şekilde açıklıyor.

Bu tür korku destekli algı oyunlarının başka ülkelere de sıçratılmak istenmesi olası gelişmeler arasında. O nedenle halkımızın soğukkanlı ve dikkatli davranması, her kışkırtıcı olayın akabinde gerçek olup olmadığını araştırması çok büyük önem taşıyor.

Yeni dönemin en önemli tehlikelerinden biri de, toplumlar için kabul edilemez olan bazı konuların 'normalleştirilmesi' ve Albert Camus’ye nazire yaparcasına insanları umutsuzluğa alıştırarak bunları kabul ettirilmesi olacaktır. Bu konular sadece 'dijitallaşmek' ya da 'çiplendirilmek' ile sınırlı kalmıyor ve iş hayatından siyasi tercihlere kadar uzanıyor. Puslu ortamların bu tür de facto durumlara yol açtığını unutmamak ve korku tuzağından her zaman uzak kalmak çok önemli.

Yeni 'normalleşme' dönemi ve sonrası her zaman uyanık olmamız, bilgiyle donanmamızı gerektirecek çok ilginç bir dönem olacak. Fiziksel tedbirlerin yanında bu düşünsel tedbirleri almak ve duygusal olarak da yaratılmak istenen korku tuzaklarına düşmemek bu dönemi en iyi şekilde atlatmamıza yardımcı olacak.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder