Erkut Can

22 Mayıs 2022, Pazar 07:00

Savaşmadan savaştayız

88 gün önce, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaşın ilk günlerinde, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkililer “Savaş bizi etkilemez” diyordu. Gerçekten iki ay öyle oldu. ABD ve AB ülkeleri defalarca yaptırım uygulayıp Rusya’yı ekonomik yönden çökertme girişiminde bulunurken Türkiye, bir NATO ve Avrupa Konseyi üyesi olmasına rağmen tarafsız kalmayı başardı. Tek yaptığı, Lozan’a dayanarak boğazları harp gemilerine kapatmak oldu. Bu arada, ABD ve AB’den “Sen de yaptırımlara uy” ihtarı da gelmedi. Ukrayna bombalanıp yakılıp yıkılırken, her iki taraf da binlerce kayıp verdi. Rusya, ayrılıkçı bölgelere çekilmek zorunda kaldı. 

‘OLUMLU BAKMAYIZ’

Putin’in tek kırmızı çizgisi vardı. “Finlandiya NATO’ya girerse, ben de sınıra nükleer silahlarımı yığarım” diye tehdit etti. Finlandiya adı çıkana kadar ateşkes ve barış için olağanüstü çaba gösteren Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Olumlu bakmayız” diyerek Türkiye’nin görüşünü açık ettiler. Finlandiya bir de İsveç ile el ele tutuşunca tavrımız netleşti. Cumhurbaşkanı, “Türkiye’ye yaptırım uygulayanların NATO’ya girişine ‘Evet’ demeyiz” derken, İsveç’i terör örgütlerinin kuluçka makinesi, koruyucusu olarak suçladı.

TÜRKİYE BEYAZ SARAY’DA

Gelelim geçen haftaya. İki kuzey ülkesi NATO’ya müracaatlarını yaptı. Türkiye de hemen engelini koydu. Şimdi, terazinin bir kefesinde biz varız, diğer kefede de tüm NATO. Son dakikada Hırvatistan da yanımıza geldi. İsveç ve Finlandiya liderleri hemen ertesi gün NATO’nun ağababası Joe Biden’ın elini öpmeye gitti Beyaz Saray’a. Ortak basın toplantısında, Biden hiç Türkiye lafı etmedi. Finlandiya Cumhurbaşkanı, “Türkiye’nin endişelerini gidermeye açığız” derken, İsveç Başbakanı, “Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkelerle görüşeceğiz” demekle yetindi. Şimdi ne olacak? Önümüzde uzun bir süreç var. Belki de isteklerimiz kabul edilir ya da bize de yaptırım uygulanabilir. Diyelim ki, kabul edildi. Peki, Putin’in gözlerini nasıl bağlayacağız ki görmesin. Sözün özü, biz de bir savaşa girdik.

TATLIYA BAĞLANDI

Kapanmadan önce, dünyanın en iyi üçüncü havalimanı seçilen Atatürk Havalimanı’nı yıkmaya, AK Parti iktidarının da gönlü el vermedi ve iş tatlıya bağlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle buluşmasında, “Belki” dedi ama görünen o ki, pistler, binalar, kule aynen yerinde duracak. Sadece yeşil alanlar millet bahçesi olacak. Spor, kültür, rekreasyon alanları haline dönüşecek. Atatürk adına da söylendiği gibi veda etmeyeceğiz. Atatürk Havalimanı adı dururken, bahçenin adı da belli oldu: Atatürk Millet Bahçesi. Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İstanbul’da üçüncü bir havaalanına ihtiyaç yok” dese de, var Sayın Bakan! Siz de biliyorsunuz ki, İstanbul Havalimanı’nda kötü hava şartları oluştuğunda Cumhurbaşkanı’nın uçağı hep Atatürk’e indi. Belki siz de inmişsinizdir. Ne dersiniz?

15 Mayıs 2022, Pazar 07:00

Otobüsteki persona non grata

İstanbul’un kara teslim olduğu günlerde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Boğaz’da bir balıkçıda, İngiliz Büyükelçisi ile önceden planlanan yemekte boğazına kaçan balık kılçığı bir türlü çıkmıyor. Tam unutulurken bir olay nedeniyle yine gündem oluyor. Bayramdan beri de gündem, muhalifler tarafından ‘persona non grata’ ilan edilmiş üç kişinin bir fotoğraf karesinde olmaları… Özrü dilense de, “Vız gelir tırıs gider” yakıştırması ise kılçığı daha da derine itti.

*

Ve İmamoğlu, iktidar köşelerinden sonra sevenlerini de karşısına aldı. Her kesimi kucaklamak için yola çıkmıştı ve bu kare de onu yansıtıyordu ama vız diye gelen tepkiler tırıs diye gitmedi. Topyekun devlet gücünün yapamadığını, İmamoğlu kendi kendine yaptı.

Olayın bana göre dikkat çekici tarafı, iktidar cephesinin, özellikle bir gazeteciyi “O otobüste ne işin vardı?” diye eleştirmemesine karşılık, İmamoğlu’nun acımasız eleştirilere uğraması, siyasi hayatının bittiğinden bile söz edilmesiydi.

*

ADAYLIKTAN VAZGEÇER Mİ?

Kendisi defalarca “Benim İstanbullular için yapacağım daha çok işim var. Beş yıl yetmez!” diyerek aday olmayacağını belirtmesine rağmen, şimdi köşelerde “Adaylıktan vazgeçer mi?” diye soruluyor.

Hatta üç günlük bayram gezisinin bile, bu işin başlangıcı olduğu belirtiliyor. Peki bu bayram olayı daha ne kadar sürer? Hemen söyleyeyim; önce 1 Haziran’daki mahkemesine, sonra da, Millet İttifakı adayını açıklayıncaya kadar… Sonrası Allah kerim, adaylar düşünsün.

08 Mayıs 2022, Pazar 07:00

Yaşadığımız günlere bak!

Milletçe yaşadığımız zorlu günlerin arasında bir bayram daha geldi geçti. Umarın her şeye rağmen, sağlıklı, mutlu, neşeli bir bayram geçirmişsinizdir. Zoraki parti bayramlaşmalarının ötesinde, herkesin seviyesiz laflarla birbirini tırmaladığı bir bayramdı yaşadığımız. Biz böyle miydik? Ne oldu bize de bayramlaşırken bile taraf belledik? Yazık! Demek ki, bu günleri de görecekmişiz.

*

Bayramın en büyük olayı olan sığınmacılara aşırı tepkiyi, hiç kapatmadığım bilgisayarımda an be an izledim. Twitter akışının tamamı da bu kişilere nefreti körükleyen videolardan oluşuyordu. İnşallah bu körükleme bir toplumsal patlamaya dönüşmez. Çünkü, adına ‘mülteci’, ‘sığınmacı’, ‘geçici korumalı’ ne derseniz deyin, yüzde 90’ı erkek, hem de genç erkek olan bu sığınmacıların çoğunluğu rahat durmuyor.

Şunu da baştan söyleyeyim. Suriyeli göçüyle gündemimize giren kelimeyle ben ‘ırkçı’ filan değilim ama ben, Afgan, Pakistanlı, Suriyeli, Afrikalı ve Araplarla kardeş de değilim.

*

SOSYOLOJİK TRAVMANIN AYAK SESLERİ

Bu saptamadan sonra gelelim düşüncelerime. Farklı kültürlerdeki milyonlarca insanı ülkeye almak sosyolojik bir travma yaratacak gibi görünüyor. Bu insanlar bir şekilde geri gönderilmezse şu anda yerleştikleri şehirlerdeki insanlara rahat yok gibi.

Çatışmalar çıkabilir, çıkıyor da... Baksanıza, bayram tatiline gidemeyen Suriyeliler Adana’yı karıştırmışlar. Videolarda görülüyor, Taksim Meydanı’nı sığınmacılar doldurmuş. İstiklal Caddesi’nde yürümek mümkün değil. Sultanahmet Meydanı ve Gülhane Parkı’nın güzelliğini yok edişleri çok acı…

01 Mayıs 2022, Pazar 07:00

Hayat bayram olsa

Yarın bayram; bana öğretilen ismiyle ‘Şeker Bayramı’. Dayatıldığı gibi ‘Ramazan Bayramı’ değil. İçinde bulunduğumuz durumda, bayramlık giysiler alıp madlen kutusunu sehpanın üstüne koymak herkesin harcı değil ama iki domates eksik alıp akide şekeriyle de olsa çocuklarınızı sevindirin ne olur.

*

Pandeminin hayatımıza soktuğu, +65 yaş ölçütünün altındakiler bilmez; bizler de yokluk içinde büyüdük, ne badireler atlattık. Ekmek ve şekerin karneyle verildiği harp yılları, yağ kuyrukları… Ucuz olur diye hava kararmaya başlayınca gidilen semt pazarları, kısaldığı için açılan ceket kolları, pantolon paçaları, yamanan çoraplar... Ama huzurumuz vardı huzurumuz!

*

Gençler ve orta yaşlılar, bir de bugününüzü düşünün! Geldiğimiz dijital dünyayı, ‘göster telefonunu’ ölçütünü… Yine de hiç ümitsizliğe kapılmayın. Bu millet yüce bir millettir. Yoktan var eden, asla varı yok etmeyen. Demokrasiye, hak, hukuk, adalet diye sahip çıkan ve edinimleri için mücadeleden kaçmayan bir millet...

İçinde bulunduğumuz zorlukları da hep birlikte asla aşırıya kaçmadan mücadele ederek aşacağımıza bir büyüğünüz olarak eminim. Yeter ki birlik olalım. İçinde bulunduğumuz baharı yaşamak için tabiat gibi biz de uyanalım. Çünkü her şey bizim elimizde. Türkiye’deki her kesimin layık olduğu yaşama ulaşması dileğiyle nice bayramlara inşallah.

*

BAYRAM MÜJDELERİ

17 Nisan 2022, Pazar 07:00

Oy çorbası

Bu sene hangi siyasi, hani o ‘çat kapı’ girdiği evde yer sofrasına oturup iftar fotoğrafı verecek diye bekliyordum ama merak ettiğimle kaldım. Çünkü siyasilerimiz, gittikleri evlerde hep masalara oturup çoluk çocuk iftar yaptılar. Birbirleriyle yarışarak… Bu arada genç üniversiteliler de çok revaçtaydı. Çünkü masalarında ‘oy çorbası’ vardı. Bakalım seçimlerde kimlere o çorbanın tuzu fazla gelecek?

*

Geçen hafta iki niyetli arkadaşım, oruç tutmamama rağmen Küçükyalı’da bir lokantaya iftara çağırdı. Gece 23.00 civarı eve dönerken, Bostancı’da biracıların önünde üç tebliğciye rastladım. Onlar konuşurken, masadakiler de gülerek onlara laf yetiştiriyordu. Arabamdan inip, “Dini kisve ve simgelerle sokakta dolaşmak yasaya göre suçtur, etrafa ahlak konusunda ahkam kesmek suçtur, sizler de suç işliyorsunuz” diyecektim ama “Haydi” dedim kendime, “Trafik açıldı, bas gaza.”

Ben de evladım

Bir video var. Belki siz de görmüşsünüzdür. İyi Türkçe bilen bir Afgan genci konuşuyor: “Türkiye’nin askeri varken, biz sınırı nasıl geçebiliyoruz? Türk askeri Kabil Havalimanı’na sahip çıkacağına kendi sınırlarına sahip çıksın, biz giremeyelim. Biz buradan Edirne’ye, Çanakkale’ye, Çeşme’ye gidemiyoruz ama İran’dan İstanbul’a çok rahat gidiyoruz. Türkler yabancı istemiyor. Türkler de haklı. Ülkelerine 7 milyon yabancı gelmiş. Ben olsam, ben de istemem.” Bu kadar.

TOGG hatırası

Her ay bir iktidar yetkilisi, reklamını yapmak için TOGG’la poz veriyor. Geçen hafta da iki bakan direksiyona geçmişti. Ben de, tüm dünyaya satılacak Türkiye’nin otomobiliyle gurur duyarım tabii. Ama herkes gibi fiyatını öğrenmek istiyorum. Yoksa öğrenmek için de 2023’ü mü bekleyeceğiz? Sınırsız vergi teşviklerine rağmen 21 yıllık arabama veda edip satın alabilecek miyim acaba?

Bu Musk’tan korkulur

10 Nisan 2022, Pazar 07:00

Gözümüz aydın

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, TÜİK’in ocakta 48.69, şubatta 54.44 olarak açıkladığı yıllık enflasyonu martta 61.14 olarak açıkladığı gün, “Enflasyonu önlemek için kararlı adımlar atıyoruz. Piyasada işler elhamdülillah iyi” diye açıklama yaptı. Fiyat İstikrarı Komitesi sonrası da ikinci bir açıklamayla, “Gıda arz güvenliğini sağlamak amacıyla politikalar oluşturup fahiş fiyat artışlarına karşı paydaşlarımız ile koordineli şekilde hareket ederek enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Ben anlamadım ama herhalde iyi bir şeyler olacak. Gözümüz aydın.

‘Yalan’ derlemesi

Yaşa be Nisa bebek

Geçen hafta, Türkiye’nin yüreğini acıtan Nisa Mihriban bebeği şimdi herkes evladı sayarak, yaşaması için dua ediyor. Olayın gelişimini artık bilmeyen yok. Tamam, “Onu herkesin görebileceği bir yere bıraktım” diyen anne suçlu ve tutuklandı da... Peki, “Hamileyim” sözüne karşılık avucuna kurşun sıkıştırıp “Ona göre” diyen biyolojik babanın, bahtı kara anneyi eve almayan ailesinin hiç suçu yok mu? Onlara da, “Gel bakalım” denmeyecek mi? Tez elden inşallah ama önce Nisa bebek yaşasın.

Ajitasyonun nimetleri

Geçen haftanın bir başka olayı da medyanın her türünün, ‘Midyeci Ahmet’ reklamı yapmasıydı. Hem de eski eşi sayesinde… Neymiş; boşanırken ona ilk dükkanını vermiş ama tam karşısına yeni bir dükkan açıp markasını kullanmasını yasaklamış. Midyeci durur mu, o da ağlayarak neler çektiğini anlattı. Uzatmaya gerek yok. Midyeci Ahmet de, müşterilere yetişemeyen boşandığı eşi de milyonlar harcasalar böyle bir reklam yapamazlardı. Ajitasyonun nimetleri bunlar.

Oruçlu musunuz?

Geçen haftaki Pazar Postası’nda Bekir Saçar yazmış, Boğaz’daki bir otelin restoranının zengin açık büfeli ‘özel’ bölümünde iftar yapmanın bedeli, kişi başı 2.150 liraymış ama restoranın ucuz bölümünü tercih ederseniz orası 1.150 liracıkmış. Ne diyeyim, Allah kabul etsin.