Alya'dan Hakan'a cevap...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ahmet Hakan, “Saat 9’u 5 geçe ayağa kalkmadım” dedi, şimşekleri çekti. Ancak bu lafa, katı Atatürk düşmanları bile alkış tutmadı.

Neymiş?

* Riyakar olmaktan kaçınmış.

* Saygı, sevgi böyle gösterilmezmiş.

* Sahtekarca kalkanlarla, gönülden kalkanlar arasında fark kaybolurmuş.

* Herkes Atatürk’ü sevmeye mecbur değilmiş.

Aynı sembollerinden olduğu cemaatten ayrılınca, adeta hidayete ererek konuşmaya başlayan kişi gibi. Her tutkunun fanatikleri vardır. Bunun için de mahalle baskısı gerekmez. Atatürk sevgi ve saygısı da asla mahalle baskısı ile yeşermez.

Ahmet Hakan örneğinde olduğu gibi. Sözleri içime dert olduğu için, bir okuyucusu olarak beni incittiği için, en önemlisi de şaşırttığı için bunları yazdım. Hakan’ın mahallesindekiler de eminim aynı duyguları yaşamıştır. Atatürk’le mukayese edilebilir dediği kişi ne düşünür bilemem.

Gazete komşusu Ayşe Arman’ın minik kızı Alya, ağabeyine en güzel cevabı vermiş zaten. Diyor ki Ayşe Arman: “Alya gururla anlattı. Sınıfta topluca ayağa kalktık.” Hiç şüpheniz olmasın. Alya bahçede oynarken de olsa bu siren sesini duyduğunda ayağa kalkacak.

Ve bu ülke bu çocuklarla muasır medeniyete ulaşacak.

ÖLMEDİĞİNE GÖRE...

Hangi ilkokul çocuğuna sorsanız, “Atatürk ölmedi. Kalbimizde yaşıyor” der. Büyüdükçe okur ölümünün kaçıncı yılı olduğunu. Peki Atatürk ölmedi diye yetişen çocuğa bu yıl neden saydırılır?

Doğumunun kaçıncı yılı olduğunu bilelim, sayalım tamam. Ölümünü niye sayıyoruz? Ölmediğine göre...

1970'DE DE SEVİŞMİŞLERDİ

Filiz Akın, Türkan Şoray ve Müjde Ar geçenlerde bir ödül töreninde buluşmuşlar. Kahkahalar atmışlar. Karşılarında da tabii bir basın ordusu. Bazen elleriyle ağızlarını kapatarak konuşunca, gazeteciler “Ne konuşuyorsunuz gizli gizli?” diye sormuşlar. Cevap Müjde Ar’dan: Çok seviştiğimizi. Okuyunca taa 1970’lere gittim. 2. Ankara Ekspresi filminin çekildiği yıllara.

Filmde Ediz Hun’la Türkan Şoray oynayacaktı. Bir türlü filme başlanamıyordu. Meğerse Filiz Akın da bu role talipmiş. Sarışın olduğu için filmdeki Alman kadın rolüne kendisinin daha çok uyduğunu söyleyerek, ne yapmış etmiş, Şoray’ı çırak çıkartıp rolü elinden almış. İşin aslı da çekimler başlayınca anlaşılmıştı. Gazeteciler sette Ediz Hun’un karşısında Filiz Akın’ı görünce...

Film 1971 Altın Portakal Yarışması’nda da 5 ödül birden almıştı. Demek ki, insanlar yaşlanınca eskiyi unutup, sevişebiliyormuş.

DAVUTOĞLUNU KİM BAĞIRTTIRIYOR?

Eyy... diye başlayan konuşmanın R.T.Erdoğan’a ait olduğunu bilmeyen artık yok. Bu üslup, hitap şekli onunla bütünleşti. Ama şimdi bir taklitçisi çıktı. Başbakan Davutoğlu. Ama giydiği yeni elbisesi ona yakışmıyor. Boyunu biraz kısaltması lazım. Bu zorlama tarzdan kurtulması lazım. Neydi o Yenikapı-Aksaray metrosunun açılışında yaptığı konuşma?

Böyle bağırması gerekiyor muydu? Yoksa o makama geçen kişi için ses tonu ayarlaması mı yapılıyor? Biz Davutoğlu’nu mutedil kişiliği ile tanımış ve ‘ne güzel siyasette söylenmek istenen, artık bağırarak söylenmeyecek’ diye sevinmiştik. Sevincimiz yarıda kaldı. Yoksa birisi, “Olmuyor, bağır, bağır!” mı dedi diye düşünüyorum. Hocalık zamanında hitabeti ile sevilen Ahmet Davutoğlu, bence siyasette de o günlere dönmeli.

Çünkü sevgiye kolay ulaşılmıyor.

ZEYTİN KATİLİ ARANIYOR!

Danıştay yürütmeyi durdurma kararı vermiş. Size de Resmi Gazete’de çıkmadan önce duyurulmuş ki; bir gecede 6.000 cana kıydınız. İşi oldu bittiye getirip ağaçları katlettiniz. Önlemeye çalışanları da sonradan işten attığınız adamlarınıza dövdürüp, kelepçeleterek. Anlaşılan o ki; kararı tam okuyamamışlar. Demişlerdir, “Nasıl olsa iş olacağına varır. İşi AKP’den aldık.

Bizi yarı yolda bırakmazlar. Sinop’u da bize verdiler zaten.” Ama olmadı. Soma termik santralı toptan iptal edildi. 20-90 yıllık ağaçların yerine küçük fidanlar dikilmeye başlandı. İşleri ne, Somalılar 50 yıl beklesin. İşin özeti bu. Ancak... Kararın Resmi Gazete’ye ulaşmasını 24 saat engelleyen kişiyi, daha doğrusu zeytin katilini bulup en ağır biçimde cezalandırmak lazım.

Yok “Ben emir kuluyum” derse ona bu emri vereni, verenleri... Dilerim bulurlar. Artık bu konularda şerbetliyiz. Yapan yaptığıyla kalıyor hep. Eski Türkiye’de böyleydi. Bakalım Yeni Türkiye’de değişen bir şey olacak mı? Baksanıza Tarım Bakanı hemen çıkıp konuştu. Tarım alanlarına, tarım dışı ruhsat verilmeyecekmiş.

Binlerce kutsal ağaç boğazlandıktan sonra.

AYDAN SELFİE'YE AZ KALDI

Ay’a ilk insansız araç 1958’de gönderilmişti. 1961’de de insan ilk kez uzaya çıkmıştı. 1963’de ise aya ilk kez insanoğlu ayak bastı. Amerika, Rusya arasındaki bu savaş 57 yıldır devam ediyor. Ay artık komşu kapısı oldu. Bu savaşa kuruluşu 40 yıl olmasına rağmen, yaklaşık 20 yıldır Avrupa Uzay Ajansı da katıldı. 10 yıl önce atılan uzay aracı 510 milyon kilometre yol alıp, içinden çıkan çamaşır makinesi büyüklüğündeki bir aracı hareket halindeki bir kuyruklu yıldıza indirdi.

Philae isimli araç hemen dünyaya bilgiler göndermeye de başladı. Bütün bunları okuyup, seyrettikçe kendimi şanslı hissediyorum. Hiç olmazsa bu konuda. Uzay savaşını 57 yıldır her safhasıyla yaşadığım için. Bakalım bizden sonraki nesiller daha neler yaşayacak?

Belki de Ay’dan selfie yapacaklar.

MERAK BU YA...

*İsrail askerlerinin postalları ile Mescid-i Aksa’ya girmeleri üzerine yine esip gürlemeye başladık. İlahi bir görevden başladık, postallarını ellerine verip kovaladık. Fırsat bu fırsat deyip herkes konuştu. İsrailliler üzülmüş müdür sizce?

* CHP’de bir şeyler oluyor. Atatürkçü ve laikler, ya istifaya zorlanıyor, ya da acele kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna veriliyor. CHP ulusalcı ve halkçı ya. Fazlası koltuğu rahatsız ediyor anlaşılan. Emine Ülker Tarhan’ın da ANA Partisi ile yolu açık olsun. Ne diyelim?

* Ne hikmetse PKK’lılar teslim olmaya başladı. Gün aşırı teslim olma haberleri okuyoruz. Ancak dikkatiniz çekti mi bilmem. Her seferde 8 kişi teslim oluyor. Olayın bir taktik olduğu kesin de, neden hep sekiz?

* 28 Kasım’da AK Saray’ın ilk resmi konuğu olacak Papa’ya Mimarlar Odası bir mektup yazdı. Kamuoyunda ‘kaçak saray’ olarak tanımlanan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın, neden kaçak olduğunun delilleri ile anlatıldığı mektupta Papa’ya, “Ziyaret ederek orayı meşrulaştırmayın” denildi. Ama Papa “Eyy Papa” olmamak için, “Bana gösterilen yere giderim” dedi.

* Fuat Avni ismiyle tanınan ve birçok olayı bir gün öncesinden haber veren sosyal medya fenomeni için, MİT bile “Bulamadık” dedikten sonra, herkeste ‘nasıl bulunamıyor, yoksa bu danışıklı dövüş mü?’ diye bir merak başladı. Fuat Avni de yeniden mesajlarına...

* 2 milyon liralık özel maçta Brezilya’ya karşı topa ayağını sürmeyip 4-0 mağlup olan Milli takımın patronu Fatih Terim’e, Erdoğan’dan kıyak. “Fatih Hoca mı çıkıp oynayacak?”. Bu da, “Hocam merak etme 7 sene yerindesin” mi demek oluyor?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder