Başkan da aynı kararı alırdı

29 Nisan 2018, Pazar 05:00
AA
Taşkınlıklar sonucu yarıda kalan Fenerbahçe-Beşiktaş maçı sonrası, TFF bir karar verdi. Kaldığı yerden devam. Ama bu arada yanlışlıkla olsa gerek, Türk futbolunun bir değerinin, tiyatro yaptığı senaryolarını da onadı. Sahası kapananın, organize bir hareket, kumpas demesine rağmen. Ama kumpas bile ölçemedi bu hareketi.

Ayrıca dikkatinizi çekerim. Başkan Demirören oy kullandı mı bilmiyorum ama karar oy birliği ile alınmış. Yani kuruldaki Beşiktaşlılar Güreli, Düren ve Zülfikaroğlu da hükmen dememiş. Enteresan. Üyesi olduğum Beşiktaş Divan Kurulu olağanüstü toplandı. Üyelerin ve taraftarın baskısı ile. Genel kanaat maça çıkmamaktı.

Fikret Orman ve yönetim kurulu ise bu isteğe evet dedi. Kendisini çok iyi tanıdığım için söylüyorum, bugünkü Beşiktaş başkanı hâlâ kulüpten 100 milyon lira alacağı olan ve sesini çıkarmayan Yıldırım Demirören olsaydı, o da çıkmama kararı alırdı. Babası büyük Beşiktaşlı Erdoğan Demirören’in muhalefetine rağmen, o zamanlar başkanlığı bırakmayan Yıldırım Demirören, Beşiktaş duruşunu sergilemişti. Evet, Beşiktaş yarıda kalan maçın devamına çıkmayacak. Milyonlarca taraftarının isteğine uyarak. Tabii her türlü cezayı da kabullenerek. Fenerbahçe’nin finalistliği de kutlu olsun. Yaptıkları algı operasyonunun neticesini aldılar. Beşiktaş yönetiminin ve kurullarının, taraftarlarının vakur duruşunu da tarih yazacaktır. Çünkü Beşiktaş için hiçbir kupa şerefli bir duruştan değerli değildir.

Bir notum daha var. Aykut hocanın bile, “Bugün taraftarımız çok formdaydı” dediği Antalya maçında, 23 Nisan diye tribüne çağırdıkları çocukların yanında Güneş’e, Seba’ya, Beşiktaş’a 90 dakika boyunca edilen küfürlerin cezası bakalım ne olacak? Yoksa kaynayıp gidecek mi?

VİCDAN YOKSUNLUĞU

“Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe öğretmenin 8 aylık kızıyla cezaevine gidişi, girişi milyonların yüreğini acıttı. Böyle bir vicdan yoksunluğunu aklım almıyor. Birisi “Oluk oluk kan akıtacağım” deyip aramızda geziyor, diğeri, hepimize tercüman olduğu için demir parmaklıklar arkasına giriyor. Kararı daha önce gündemine almayan AYM, şimdi davayı görüşecekmiş. Hay Allah razı olsun. Hele bir de infaz durdurulursa, vicdan yoksunluğu lafımı geri alacağım. Söz.




NEDEN NİÇİN?

23 Nisan geçti. Şartlar elverdiği kadar, yine ulusça kutladık. On binler yine Ata’sına koştu. Evet 23 Nisan geçti ama benim için geçmedi. Biliyorsunuz Diyanet, her Cuma bir konu seçer ve hazırladığı hutbe bütün camilerde okunur. 20 Nisan Cuma günkü hutbenin konusu da 23 Nisan Çocuk Bayramı nedeniyle çocuklardı. “Yarınlarımızın ümidi çocuklarımız” diye başlayan ve “Çocuk eğitimi ve çocukla iletişim konusunda en büyük rehberimiz Peygamberimiz’dir” diye devam eden. Hepsi ayetlere dayalı, örnek alınması, her Müslüman’ın uyması gereken sözlerdi.




Tamam, güzel de, 3 gün sonra çocuk bayramıydı. Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği, dünyada tek olan bayram. Yahu, bu hutbeyi kim yazdıysa... Sen, 3-5 cümleyle bundan da bahsedemez miydin? Mutlaka biliyorsundur ama kaleminden dökülmemiş. Keşke 1. Meclis’in açılmasını Atatürk’ün Cuma gününe rast getirdiğini, Cuma namazı sonrası Allah’ın lütfuyla o günün kutsallığından ve uğurundan yararlanmayı amaçladığını, namazın nurlarından feyz alınarak, hatimler indirilerek Meclis’in açılmasını planladığını bilseydin, belki ondan da bahsederdin diye düşünüyorum. Cehalet de diyemiyorum. Mutlaka ilahiyat mezunusundur. Peki, öyleyse neden, niçin? Çok yazık.

KIZIM BE!

Parası bol şöhretlerimiz, sosyeteden, sahneden Coachella Festivali’nde boy gösterdi. Endamlarını da, Instagram’dan sizlere... Hadise kızımız da vardı aralarında. Resmini gördük. Aman ne incelmiş.




Dönünce de Maltepe Piazza’da konsere çıkmış. Gazetecileri yakınına sokturmadığı için kötü de olsa bir resim de oradan... Bakın farkı görün. Kızım be, bu halkın da gözleri var. İyiyi kötüyü, inceyi kalını ayırt edebiliyor evelallah. Fotoşop denen nesneyi de biliyor. Hepsi anatomi uzmanı. Kanmazlar. Ben bile.

FIRST DE OLSA...

Kadın, her yerde kadın. First lady de olsa, Leyla da olsa aynı. Beyni 5’inci viteste çalışır, gözleri her şeyi görür, kulakları fısıltıyı duyar. Kıskançlığın doktorasını yapmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı’nın, ABD Başkanı’nı ziyaretinin çok sayıda videosunu izledim. Meraktan.




Bir şey dikkatimi çekti. Melania ile Macron’un her tokalaşmasında, Brigitte’in gözleri hep kocasının ellerindeydi. Onlar da iki elleriyle tutuşup öyle öpüştüler nedense. Biraz abartılıydı ama neyse. Ancak Trump, Brigitte ile tokalaşıp, hatta elini uzun süre bırakmayıp 3 kere kendine çekmesine rağmen, Melania’nın umurunda bile değildi. Çünkü güzelliğinin farkındaydı. Brigitte ise kocasından 24 yaş büyük olduğunun... Fransa gibi bir ülkenin first lady’si olmasına rağmen, dedim ya, kadın kadındır. Değişmez.




CIZZZZZ

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’dan partililerine: “Koltuk hırsı olan trenden insin.”
Sıradaki haber yükleniyor...