Bir sloganın özü

07 Temmuz 2019, Pazar 08:01
AA

Geçen haftaki köşemde, “Kimler kazandırdı”diye bir bölüm vardı. Bana göre sıralamıştım. Günlerce, sizlerden, arkadaşlarımdan telefon aldım. “hata yapmışsın”diye. Evet yapmışım. Haklısınız. Berkay’ı unutmuşum.

“Her şey çok güzel olacak”diyen 16 yaşındaki, Aydın Doğan Anadolu Lisesi 11. Sınıf öğrencisi Berkay Gezgin’i. Bakırköy’den İncirli’ye kadar koşup, yukarıdaki cümleyle sesini duyurup, İmamoğlu’nun otobüsünü durduran delikanlıyı. Şirketler, partiler slogan bulmak için milyonlarca lira ödeme yaparken, bir cümlesi ile seçim kazandıran Berkay’ı.

***

Biraz da, Hande Zeyrek’ten alıntı yapayım. Anlatmış Berkay: “Tarih ve müzikle ilgiliyim. Futbola düşkünüm, kalecilik yapıyorum ve Fenerbahçeliyim. evimizde siyaset konuşulur ama ben, kendi düşüncelerimi kendim geliştiririm.

İmamoğlu ismini ise aday olduğunda duydum. Şimdi kazandı. ondan isteğim, öncelikle yeşil alan sorununu çözmesi. Siyasete ilgim var. Ancak, bilgisayar mühendisliği okumayı ve yurt dışına gitmeyi düşünüyorum.

Hayatım boyunca bu kampanyanın sloganına ilham kaynağı olmanın onurunu yaşayacağım.” Gelin de, böylesine parlak bir delikanlıyı kucaklamayın. Tabii, yurtdışına gidip okusun. Ama dönsün. Bu ülkenin Berkay’lara çok ihtiyacı var.

S-400 kürsüsü

Şu sosyal medyada, ne kadar çok liyakatli bilirkişi var. Hepsi dalının profesörü. Yıllar önce Başkanlık Sistemi, referandum uzmanıydılar. Seçim uzmanlığında, hele hele YSK uzmanlığında uzmanlara nal toplattılar. Şimdi de, S400’ler konusunda doktora tezlerimize çalışıyoruz.

Görüyorsunuz işte liyakat bu. Bırakın beyaz yakayı filan. Onlar boş işler. S400’lere odaklanın. Kaç batarya, kaç füze gelecek. Bir batarya kaç füze alır. Bir seferde kaç füze atar. Sonra soğuması gerekir mi, gerekmez mi. Rusya kaç yedek füze verecek.

Diyelim ki, üstümüze kapağı kapattık da füzemiz biterse ne olacak. Allah korusun gelecekleri fırtına obüsleriyle mi vuracağız. Yani, uzmanlık konusu çok. Hepsini mi çalışacağız. Öfff! Üzülmeyin canım. Sosyal medyada değer çok. Çalışırlar. Kürsüler boş kalmaz. Hep diyorum, liyakat işte böyle zor bişey.

Başınızın çaresine bakın

17 Ağustos depreminin yıldönümü yaklaşırken, deprem toplanma alanları ranta kurban edilmeye devam ediyor. TOKİ’nin elindeki koca koca alanlar, toplanma alanları olarak ayrılacağına, konut alanı olarak ihaleye çıkıyor. Yok olan toplanma alanlarından aklıma gelenleri bir sıralayayım isterseniz.

Ali Sami Yen Stadı, Göztepe Meteoroloji alanı, Zorlu AVM, Akasya AVM, Marmara ve İstanbul Forum AVM, 16/9 Kulelerialanı. Ve bu alanlar taa, 1999-2003 yıllarında belirlenen toplanma alanlarıydı.

Kentsel dönüşüm adı altında başlayan, rantsal son işte bu. Kim bilir daha nereler rantsal sıradadır bilmiyorum. Bir de imar affı çıktı ve devam ediyor. Eh, artık İstanbullular başınızın çaresine bakın. Kimseden fayda yok.


Sıradaki haber yükleniyor...