Çadırın dili olsaydı

02 Nisan 2017, Pazar 05:00
AA
Geçen haftanın olayı, ne sahaya indikten sonra dili bozulan referandumdu, ne peyderpey dökülmeye başlayan 15 Temmuz iddianameleriydi, ne Suriye’de açığa çıkmamızdı, ne tavsayan AB kapışmamızdı, ne Fırat Kalkanı’nın sonuçlanmasıydı, ne de tıpış tıpış Amerika’ya giden, izlenen ve tam dönerken, Zarrap’la bağlantılı tutuklanan Halkbank GM yardımcısıydı.

Gündem çadırdı, çadır. ‘Hayır’ çadırı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hacı Osman metro durağında önce ‘Evet’ çadırına girdi. Orayla ilgili hiçbir bilgi yok. Sonra da yanındaki ‘Hayır’ çadırına. Bilgi çok. Korumalar nasıl izin verdiyse, çadırın içinden 4 video seyrettim.

Ve çadırdaki CHP’lilerin bu fırsatı nasıl kaçırdıklarına şaşırdım. Belli ki, Erdoğan’ı karşılarında görünce şok yaşıyorlardı. “Neden hayır” sorusuna öyle cevaplar verdiler ki, sokaktan birisini çağırsalardı, o daha can alıcı cevaplar verirdi. Yani herkesin görüp, duyabileceği bir fırsat kaçtı. Neyse. Gelelim haftanın diğer olaylarına.

★ ★ ★

Fırat Kalkanı harekatı, 71 şehitle ‘başarıyla’ bitti. Hâlâ Rakka, Menbiç diyoruz ama saf dışı kaldık. Ve bu arada Esad’la PYD arasında. Kötünün iyisini seçme durumunda. ‘Kardeşim’ demesek de ‘Esad’ diyeceğiz galiba. Yani Ankara’nın kırmızı çizgisi pembeleşti.

Kürdistan bayrağı Kerkük’e çekildi. Bizden bu pembelik içinde hâlâ laf yok. “İndir onu” demiyoruz ama Türkmenleri feda ettik. Bu arada bir de Afganların istilasına uğrarsak, ayıkla pirincin taşını.

★ ★ ★

Erdoğan çadırda ‘Köprü, yol, okul yaptık’ dedi bir ara. Cebimizden 5 kuruş çıkmamış. Sağolun ne güzel. İki köprü açılana kadar çıkmadı ama, açıldıktan bugüne, geçiş garantisi gereği çıkan milyonların sayısı ne kadar acaba. Biri açıklasa da öğrensek.

Evet okullar da yapıldı. Bu okullardaki eğitimin durumu son YGS sonuçlarıyla ortaya çıktı. Son 5 yılın en düşük matematik performansı. Sonuç bu mu olmalıydı Sayın Cumhurbaşkanım.


★ ★ ★

Ve binlerce Fadılzedeyi şaşırtan tahliye. 143 gazeteci ise hâlâ tutuklu. 2000 yıl ceza istenirken, 1.5 yılda serbest kalan Jet Fadıl cezaevinden çıkarken, ‘doğu hayat bulacak’ dediğine göre, içerdeyken planlar yapmış anlaşılan. Hazırlıklı olun yeni uyanıklar. Fadıl Abiniz size çok para kazandıracak yine. Hem de helal.

★ ★ ★

Galatasaray’ın mali genel kurulu başına iş açtı. İhraçları herkes gittikten sonra 200 kişiyle oylayan, sıra Hakan Şükür ve Arif Erdem’e gelince, ‘Hayır’ oylarının çokluğu karşısında bir yöntem belirleyemeyen divan, kulübün itibarını zedeledi.

Ve Erdoğan’ın ‘hafif’ tanımlamasıyla uyandı, hemen ertesi günü ihraç etti ama, iş işten geçmişti. Arif ve Hakan aidat ödememekten ihraç olurlarken, 6 yıldır aidatlarının üstüne yatan 2700 üyenin de başını yaktılar.

★ ★ ★

Bir de hepimizi gururlandıran bir olay yaşandı geçen hafta. Bir ilkokul müdürünün 22 yıldır öğrencilerini taciz ettiğini ortaya çıkaran ve müdürü tutuklatan öğretmen Saadet Özkan, Uluslararası Cesur Kadın Ödülü’nü aldı Beyaz Saray’da.

Hem de yeni First Lady’nin elinden. Bu Saadet öğretmenin ilk ödülü, Melanie Trump’ın da ilk verdiği ödül oldu.

ARKADAŞ BULUŞMASI

40 yaşındaki erkek arkadaşlar toplanmış, nerede yemek yiyeceklerini tartışıyorlarmış. Sonunda bildik bir lokantada karar kılmışlar. Nedenleri, genç garson kızın minisi ve güzel bacaklarıymış.

10 yıl sonra 50 yaşına geldiklerinde yine aynı yerde buluşmuşlar. Bu defa nedenleri yemeklerin güzelliği ve şarap kavının zenginliğiymiş.

10 yıl sonra 60 yaşında yine aynı lokantaya gitmişler. Sessiz ve sakin olduğu için. 10 yıl sonra 70 yaşında, nostalji yaşamak için aynı yerde buluşmuşlar. İkinci kata çıkmak için asansörü olduğundan.

Vee, 10 yıl daha geçmiş. 80 yaşına gelmişler. Aralarından bazı arkadaşları eksilse de kalanlar aynı yerde buluşmuş. Ama bu kez nedenleri, bu lokantaya daha önce hiç gitmedikleri ve yeni bir mekan tanıma arzularındanmış.

BUTONCUK

Twitter öyle bir mecra ki, isteyen istediği yalanı yazıp istediği şekilde küfür edebiliyor. İşte onun için Twitter, 140 harfin altındaki 3 butonun yanına, bir de tükürük butonu eklemeli diyorum. Öyle hak edenler var ki. 100 kişi tükürse, görünmez oluverir. Ne de güzel olur.

Tanıyor musun...

Bir davada tanıklık etmesi için, yaşlı bir kadını çağırırlar. Kadın yerine oturur ve davalının avukatı yaklaşıp sorar. “Ayşe Hanım, beni tanıyor musunuz?” Kadın cevap verir: “Ah, evet avukat bey sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum.

Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan söylüyor, karınızı komşunuzla aldatıyor, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz. 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız.”

Bütün salon şok olur.

Avukat bir soru daha sorar: “Ayşe Hanım karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?” Yaşlı kadın yine cevaplar: “Elbette tanıyorum. Ona dadılık yapmıştım. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir. Bir tek dostu yoktur. Herkes onun hâlâ geceleri altına kaçırdığını söylüyor.” Hakim ve salon yine şok olur. Salonu bir uğultu kaplar.

Hakim, ‘Susun’ diye bağırır ve iki avukatı da yanına çağırır. ‘Yaklaşın’ der ve kulaklarına fısıldar: “Eğer bu kadına beni tanıyıp, tanımadığını sorarsanız, anam avradım olsun, ikinizi de harcarım.”

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.