Cumhuriyetin başarı abidesi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Mardin Savur doğumlu bir Amerikan vatandaşı. Ama ülkesini, milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü hiç unutmamış bir Türk. Bu yılki Nobel Kimya Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar. İsveçli ve Amerikalı iki arkadaşı ile beraber 10 Aralıkta ödülünü alacak. Bu karanlık günlerimizde bizlere umut olan, ışık olan Aziz Hocaya bu ülkenin vatandaşları olarak teşekkür borçluyuz. Türkiye’nin bozulan kimyasına Nobel Kimya Ödülü alarak tam bir doping oldu. Ödülünü gençlere adadığı için de idol. Prof. Sancar, 2008 yılında da Vehbi Koç Vakfı Sağlık Ödülü’nü almıştı. İlk kutlayanlardan biri de bu vakıf oldu ve dediler ki: ”Biz ona ödül vermedik O varlığıyla bizim ödülümüz oldu.” Devlet ricalinin kuru tebriklerinin yanında alkışlanacak bir iltifattı bu. Aziz Hoca bu ödülü almasıyla birlikte, hemen etnik tartışmanın merkezine oturtuldu ne yazık ki. Kürt mü, Türk mü diye. Ama o, BBC’nin “Arap mısınız, kısmen Türk mü?” sorusuna verdiği cevapla bu tartışmaya, tartışılamayacak son noktayı koydu: “Ben Türküm o kadar.” Ünlü bilim adamıyla ilgili günlerdir yazılı, görsel ve dijital medyada her şeyi okuyup, gördünüz. Ben sadece, beni etkileyen sözlerini sabahları aç karnına alınacak bir tablet gibi bir kere daha sizlerle paylaşacağım.

- Ben bu ödülü memleketime ve Cumhuriyet devrinin başlattığı eğitime borçluyum. Bunu Amerika’da yapamazsınız.

- 8 kardeşiz. Okuma yazma bilmeyen anam-babam eğitimin önemini bildikleri için hepimizi okuttu.

-1982 yılında Amerikalıların vatandaşlık teklifini kabul etmediğim için güle güle dediler ve İngiltere’ye geçtim ama bir süre sonra yeniden Amerika’ya çağrıldım.

-Türkiye’de yüksek derecede temel bilim yapma olanağı yoktu, onun için Amerika’ya gittim. Ancak artık Türkiye’de de bu imkan var.

-Genç beyinler dış ülkelere gidip çalışsınlar ama benim yaptığımı yapmayıp Türkiye’ye dönsünler.

-Doğduğum ilçe Savur, Suriye sınırında ve burada şimdi trajedi yaşanıyor. Umarım son bulur.

-Türkiye’nin dört bir tarafındaki kızlarımızı okutmamız lazım. Kızlarımızı okutmazsak, insan gücümüzün yarısını kaybetmiş oluruz. Doğu ve Güneydoğu’daki kardeşlerimden, kız çocuklarını okula göndermelerini tekrar tekrar rica ediyorum.

-Türk basınını okumuyorum. Okudukça moralim bozuluyor ve araştırma yapamıyorum.

-İnşallah bu siyasi kararsızlık son bulur, aklıselim galip gelir. Herkes Türkiye için çalışır. Önemli olan milletin eğitim, sağlık ve gelir durumlarını düzelterek memleketi kalkındırmak. Ancak o zaman Avrupa’nın önüne geçebiliriz.

-Bu başarım, Türk gençlerini bilim yapmaya teşvik edebilirse çok mutlu olurum. Bir de müjde. İzmir Seferhisar’da yaşayan en büyük ağabeyi emekli tuğgeneral Kenan Sancar’ı daha bir ay önce ziyaret eden Aziz Hoca ona “Yakında bir bomba patlatabiliriz ama biraz daha çalışmamız lazım” demiş. Bunun ne demek olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok. İki arkadaşı ile birlikte kansere çare üretecekleri kesin. Nobel’i de bu konudaki buluşları ile aldılar. Ama Aziz Hoca, “Bu çalışma ancak 5 yıl içinde hastalara ulaşabilir” diyor. Demek ki, çoğu gitti, azı kaldı. Sen çok yaşa Aziz Hocam. Cumhuriyetin başarı abidesi Eşi Prof. Gwen ile, senelerdir bir Türk Evi yapmak isteyen Sancar, Vehbi Koç ödülünden aldığı 100 bin doların bu isteğine temel olduğunu söylüyor. “Bu para gelince hayattayken bu hayalimizi gerçekleştirelim dedik, üstünü kendimiz tamamlayarak bu evi 660 bin dolara aldık. 19 Mayıs 2008 yılında da Türk evini açtık. 2 katlı 18 öğrencinin kalabileceği bir ev. Türk hanımlar mutfağımızda yemek pişiriyor, Türk öğrencilere ve Amerikalılara Türk yemekleri yediriyoruz. Düzenlediğimiz etkinlikler ise Amerikalılar tarafından çok ilgi görüyor.”

 

ŞAŞKINLIK İFADESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brüksel’den Tokyo’ya geçerken, uçakta yine gazetecilerin sorularını yanıtladı. Oğlu Bilal’in İtalya’ya kaçtığı yolundaki iddiaları yalanlarken, “Ailemize saldırıyorlar. Oğlum Bilal hakkında yaptıkları tezvirata bakın. Kendisi doktora için İtalya’da. Yok efendim neymiş, 1 milyar doları İtalya’ya kaçırmış. Ya böyle bir yalan olabilir mi? Sosyal medya üzerinden de iftira peşindeler” dedi. Evet, şu ana kadar çok haber yapıldı ama kimse rakam söylememesine rağmen, Erdoğan’ın ‘1 milyar dolar’ diyerek rakam vermesi enteresandı. Twitter fenomeni Fuat Avni, Bilal Erdoğan’ın yüklü bir miktar para ile İtalya’ya kaçtığını ilk yazan kişiydi ama o bile rakam vermemişti. Peki nereden çıktı bu 1 milyar?

İŞTE GÜZELLİK

Evet memlekette karanlık bir tablo var ama, bu karanlık içinde, güzel şeyler de oluyor. Görmezden gelirsek ayıp olur. İçlerinden birini seçtim en önemlisini. Ankara ve İstanbul’da partiler centilmenlik kararı aldılar. Parti binaları ve seçim bürolarının çevreleri ve İlçe Seçim Kurulları tarafından gösterilecek yerler dışında parti bayrağı, afiş, pankart gibi materyaller asılamayacak. Ayrıca ibadethaneler, okul ve yurtların etrafında hoparlör ile duyuru ve propaganda yapılamayacak. Uygulanırsa bravooo.

CEMAATE KARARTMA

Digitürk, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ilettiği yazı sonrası, Kanaltürk, Samanyolu TV, Mehtap TV, S Haber, Bugün TV, Yumurcak TV (Anayasal düzeni yıkmasın diye) ve Irmak TV kanallarını platformdan çıkardı. Ve ortalık karıştı. Görünen o ki, muhalif medya ile birlikte cemaat medyasının sesini kesmek için her yol deneniyor. Evet savcılık istemiş ama, mahkeme kararı yok. Peki bu tedbir kararına neden itiraz edilmiyor. Kime soracağız bunu. Digitürk’e ihalesiz, fiyatı bile bilinmeden sahip olan Katarlılara mı? Geçiniz. Birileri Tivibu’dan sonra Digitürk’ten de çıkarılmalarını istedi, savcı aracılık yaptı, Katarlı da uyguladı. RTÜK bile karar siyasi dedi. Seçime 3 hafta kaldı. Bazı sesleri kesmek lazımdı kesildi. Ama bu Anayasal bir suçtur. Bu kadar basit.

ÇENGELKÖY HIYARI BUNLAR

Davutoğlu, Fatih’te semt pazarında tezgahın arkasına geçip, önlüğünü takıp hıyar sattı. Ama her zaman halkla iç içe olduğunu söyleyen Başbakan’ın müşterileri nedense seçmeceydi. Büyükşehir ve Fatih belediye bakanları ile iki koruma. Başkasına hıyar yok.

YALAN SİYASET SANATI

“7 Haziran’dan sonra millet ne dediyse başımızın üzerine dedik. Koalisyon görüşmelerinde iyi niyet ve samimiyetimizi muhataplarımızdan göremedik. Milletimiz minderden kaçanları gördü.” Kim diyor bunları? Başbakan Davutoğlu... “Koalisyon görüşmesi diye ortaoyunu oynadık. Koalisyonu engelleyen Cumhurbaşkanıydı. CHP’ye görev bile vermedi. Çünkü yeniden seçim istiyordu” demiyor, diyemiyor. “Cumhurbaşkanımız, çözüm sürecini buzdolabına koydu, ondan sonra terör hortladı. Her gün şehit cenazeleri geldi” demiyor, diyemiyor. Vesayet altında nasıl desin. O da haklı. Gelelim, AKP’nin Van birinci sıra adayı Beşir Atalay’a. Ona sormadan aday yapmışlar ama şimdi memnunmuş. “Van’da iki parti var. Biz ve terör örgütüne sığınan HDP. 7 Haziran’dan sonra yeniden terör ortamını canlandırdılar. Meclis’te bunu çözmemize izin vermediler. Yine aynı şeyi yaparlarsa, yaptıklarına pişman ederiz” diyor. Herkes neyin ne olduğunu biliyor ama, Atalay bilmiyor. Çünkü bilmek işine gelmiyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder