Dikkaat! Binbaşı Tarık

04 Haziran 2017, Pazar 05:00
AA
Darbe girişimi kontrollü mü kontrolsüz mü daha kimse net olarak bilmiyor. Ancak bir binbaşı kafaları karıştırdı. Güya darbe ihbarı yapmadı ama MİT’teki, Genelkurmay’daki gelişmeler ‘çek çek uzasın’ durumuna geldi. Hele bir de Hulusi Akar’ın Darbe Komisyonu’na kaplumbağa süratiyle giden cevapları işi arapsaçına çevirdi. Nereden tutsanız bir tutam saç elinizde kalıyor.

Akar’ın ne dediği, 15 Temmuz’da dakika dakika neler olduğu şimdilik çok bilinmeyenli denklemler manzumesi. Hani o meşhur ‘gizli tanıklar’ vardı ya, burada da icra-i sanat eyleyeceklerdir mutlaka. Şimdi mahkemeler ifade safhasında sürüp gidiyor.

Ancak bir seneye yaklaşılırken daha günü belirlenmemiş olanlar da var. Bakalım daha kaç Binbaşı Tarık çıkacak. Evet darbecilerin ifadeleri alınıyor. Geçenlerde bir mahkemeye giren Bakan Fatma Betül Sayan Kaya gördüklerini özetledi. “İçeride davayı izledik. Gerçekten bir tiyatro sahnesi gibi” diye.

Başka sözüm yok. Darbeciler sizindir hakim bey.

ŞEHİTLERİMİZE AĞLARKEN

Bir helikopter kazasıyla yine 13 canı, canımızı kaybettik. Türkiye ağlayarak bu olaya kilitlendi. Ne acı ki aynı günün sabahında üç şehidimiz daha vardı. Hepsinin ruhu şad olsun. Bu facia için kaza dendi. Helikopter yüksek gerilim hattına takılmış. Ancak akla takılan sorular da var.

Uzmanlar diyor ki:

■ Bu kadar üst rütbeli subay helikoptere nasıl biner?

■ Ve bu helikopter iftar sonrası nasıl kaldırılır?

■ Yüksek gerilim hattının olduğu bölgede alçak uçuş rotası olur mu?

■ Bölgeyi çok iyi bilen pilotlar nasıl olur da yüksek gerilim hattına takılır?

■ Ayrıca demek ki, bu helikopterde de engel tanıma sistemi yokmuş. Herhalde bu görüşlerin kapsamlı bir açıklaması olacaktır. Bekleyeceğiz.

UTANIN BENCE


Songül Yakut

Askere gitmemek için türlü dümenler çevirenler, yurt dışına kaçanlar, kumpasla uzaklaştırılmasına rağmen mesleğini yapmak için iki yıl mücadele vererek görevine dönen ve ülkenin bir ucunda komutanlık yapan, bu arada kadına şiddeti önlemek için de savaş veren kahraman yarbayımız Songül Yakut’un 12 arkadaşı ile şahadetinden sonra utanırlar mı, yüzleri kızarır mı acaba? Nerdee...

İşte bu kadar

Atatürk’e iğrenç hakaretler yağdıranların sonuncusu da ilk duruşmada tahliye edildi. Demek ki söyledikleri pek önemli değildi. Demek ki düşünce özgürlüğüydü. Demek ki milletin gazının alındığına inandılar ve kararı verdiler. Bir yanda Türk milletinin Ata’sı ve Ana’sı. Bir yanda da onun Türkiye’sinin hak, adalet dağıtıcıları... Karar sizin.

UCUZ ATLATTIK

Gezi Direnişi ile Mavi Marmara olayının yıldönümleri aynı güne geldi. ‘Geziciler’ Galatasaray’da toplandı, ‘Marmaracılar’ Tünel’de. Ve yürümeye başladılar aynı saatte, 19.00’da. Bu tesadüf(!) sonucu, yine bir tesadüfle karşılaşmadılar. Yani tehlikeli bir buluşmayı ucuz atlattık.


İşte dört yıl önce yaşanan Gezi’nin özü buydu. TOMA’ya, gaz fişeği atan polise karşı gitar çalmak.“Fetö’cüler Gezi’nin devamı” diyenlere ithaf olunur.

YASAK MI?

Ankara’da güneş battıktan sonra yüksek sesle türkü söylemek yasaklandı bildiğiniz gibi. Ben de dedim ki, “Siz de içinizden söyleyin canım. Kara bahtım, kem talihim diye.” Ama Beşiktaş bu yasağı iki gün sonra deldi. Ankara’nın ana caddelerinde binlerce Beşiktaş taraftarı havai fişekler, maytaplarla ortalığı inletti. Beşiktaş marşları, şarkıları ise tabii ki türküden sayılamadı.


Beşiktaşlı Talisca mutluluğun resmini çizdi.

ECE'YE LAF YOK

Şu Ece Vahapoğlu ne işini bilen bir kadın. Everest’e çıkacağım, zorlu maratona katılacağım dedi ve çıktı. Her gün birkaç resim attı. Çevresinde kar filan yoktu ama olsun. Ve sonunda 5.364’üncü metredeki ana kampa ulaştı.



HAYDİ EVEREST’E

Resimlerinden gördük ki, yanında bir bavul da malzeme götürmüş. Balık yağından, kuruyemişe kadar... Marka marka tanıtıyor. Hangi metrede ne yenir ne içilir diye. Zannedersiniz ki herkes Everest yolcusu, o da onlara yol gösteriyor. Ve tabii kendi markası spor kıyafetlerini de... Boynuna dördüncülük madalyasını takıp döndü. Boşalan bavulunu da onun bu macerasının sponsoru olan reklam paralarıyla doldurarak. Kimse de bir şey diyemez. Ben de söyletmem zaten. Kadın işini yapıyor.

DÜŞMANIM YOK Kİ

Pazar ayininin sonunda rahip konuşmasını şöyle bitirdi.

“Demek ki, düşmanlarımızı affetmemiz lazım. Şu anda kaç kişi düşmanlarını affetti?”

Kalabalığın yarıdan fazlası el kaldırınca rahip sorusunu tekrarladı. Bu defa herkesin eli havadaydı. Önlerde oturan yaşlı bir kadın hariç. Rahip sordu.

“Bayan Nelly düşmanlarınızı affetmek size zor mu geliyor?”

Yaşlı kadın, “Düşmanım yok ki” dedi gülerek.

“Ooo bu harika Bayan Nelly. Kaç yaşındasınız?” “108.”

Kalabalık ayağa kalkıp alkışlamaya başlayınca, rahip sordu:

“Nasıl oluyor da insanın 108 yılda hiç düşmanı olmuyor?”

Yaşlı kadından cevap:

“Hepsi öldü şerefsizlerin.”

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.