Erken oldu be abi...

11 Haziran 2018, Pazartesi 05:00
AA

Geçtiğimiz Cuma günü Türk iş dünyasında bir devir kapandı. Bizim de dostluk, arkadaşlık dünyamızda. Çünkü Erdoğan Abi’yi, Erdoğan Demirören’i kaybettik. Bundan sonrasını bir yaşam hikayesi olarak okuyun lütfen.

Yıl 1965. Hem güzel sanatlarda okuyorum hem de Haldun Simavi’nin çıkardığı Yeni Gazete’de gece yazı müdürlüğü yapıyorum. Nişanlım Reyhan da Erol ve Haldun Simavi’nin sekreteri. Erdoğan Abi, Erol Bey’in arkadaşı. Bir gün Reyhan’ın önünde beklerken tanıştım. Ben 23, o da 28 yaşında. Bir delikanlı. Bugünkü patronum Yıldırım ise 1 yaşında. Bu arada bir de reklam ofisim var. Kolaylık Oto, Kolbenschmit’ten başlayarak reklam ve stand işlerini yapar oldum. Ama Erdoğan Abi iş dünyasında büyüyünce, gruba Arşimidis ve Ankara Pazarları da eklenince, yetemedim tabii ve iş ilişkimiz bitti. Yıllar içinde güzel eşi, iyilik timsali Tülinciğimizin de katılımı ile dostluğumuz ilerledi. Biz de Reyhan ile evlenmiştik zaten, iki çift gezer olduk. Önce Yıldırım’ı, sonraki yıllarda da Meltem’i ve Tayfun’u evde bırakarak. Erdoğan Abi, Türk iş dünyasında bilinen, sevilen bir isimdi artık. Her geçen gün yeni şirketlerle büyüyordu. Hiç acele etmeden, her zaman güleç ve naif. Birlikte çok güzel günler yaşadık. Aksaray’ı, Ataköy’ü geçip Maçka’daki Birol Apartmanı’nda, sonrasında da Kanlıca’da aldıkları yalıda. Bu arada onun sırdaşı da olduk. Beşiktaşlı oluşumuz ise Mehmet Üstünkaya’nın da katılımı ile bu dostluğu kuvvetlendirdi. Hatta Beşiktaş’a zor zamanlarında verdiği 40 milyon liranın sözlü anlaşması da bizim evde yapılmıştı.

İçinde daha o zamanlardan gazete sahibi olma aşkı vardı. 1968’de Haldun Simavi, Yeni Gazete’yi kapatmaya karar verince, ‘Alayım mı, devam ettirir misin?’ diye sormuştu. Ben de, ‘Deli misin abi, o gazete ölü doğdu’ demiştim ve olmamıştı. Ama vazgeçmedi. Bir ara Ayna magazin gazetesi ile oyalandı. Yıllar sonra da önce Milliyet ve Vatan’ın, 3 aydan beri de koskoca bir basın imparatorluğunun sahibi oldu. Ama ne acı ki, keyfini süremedi.

Erdoğan Demirören, Tülin Demirören, Reyhan Can, Erkut Can

Yine döneyim geriye. 1976’da biz kendi yayın şirketimizi kurduk. Maddi, manevi desteğini esirgemedi. Erdoğan Abi, kız kardeşim dediği Reyhan’a telefon eder simiti, beyaz peyniri hazırla der, neredeyse her hafta bize gelir, hiç bilmediğimiz ticaret hayatında yapmamız gerekenleri anlatır, nasihatler verirdi. Hiç unutmam bir gün viski ikram etmek istedik, kızdı. İşyerinde içki içilmez diye. ‘Hadi kalkın Divan bara gidelim ben size ikram edeyim’ demişti. İsrafa çok karşıydı bizi de alıştırdı. Bir davete gittiğimizde foto muhabiri arkadaşlarımız devamlı resmini çekince, ‘Söyle onlara her bastıkları karede bu ülkenin dövizi gidiyor’ derdi. Çünkü o zamanlar rulo film kullanılırdı. Vehbi Koç’un ölümünden sonra, şimdi sahibi olduğu Hürriyet’in sayfalarını çevirirken, ‘İşte israf bu’ demişti. Benim için en önemli nasihatı, o yıldan beri hiç unutmadığım ve şiar edindiğim şu sözleriydi: “İşyerinde paye verdiğin kişiye çok dikkat et. Çünkü ilk kazığı ondan yersin.” İşyerimiz kapandı ama bu öğüt benim için hâlâ geçerliliğini koruyor. Hayat için de aynı şey geçerli. Bir baba dostu olarak, bu nasihatı ben de şimdi evlatlarına aktaracağım. Belki onlara söylememiştir diye.

★ ★ ★ ★ ★

Evet, son birkaç yılda her ailede olabilen bir kırgınlık yaşasak da dostluk, arkadaşlık yaşamımızda 53 yıllık bir süreç Erdoğan Abi’nin vefatı ile bitti. 1965 yılından geriye kimse kalmadı. O günleri yaşayan, gören. Ama ben yine de ‘bu ayrılık erken oldu be abi’ diyorum. Daha 10 yıl önce yalıda 70’inci yaşını kutlamıştık. Demek ki, Allah’ın takdiri böyleymiş. Sana hiç de hak etmediğin çileler çektirenler, şimdi arkandan methiyeler düzerken, iyi ki görmüyorsun. Artık nurlar içinde uyu abim.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.