Genç Afganlar nereye geliyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçen hafta Niğde’de dev bir tırdan inip araziye dağılan ve çoğunluğu Afgan olan yeni istilayı yazacaktım ama bir İçişleri yetkilisi, “Herhangi bir göç tehlikesi yok” diye açıklama yapınca vazgeçmiştim. Ama artık durum değişti. Yazılı ve görsel basında her gün videolar, haberler var. Genellikle de Van’da çöreklendiler. Samsun’a kadar geldiler. Belki daha da batıya. Bilemiyorum. Öğrendiklerimi aktarayım isterseniz.

*

Erzurum’da, Türkiye’ye yöresel ürünler pazarlayan bir dostum var. Bizzat kendisi görmüş 15-20 Afgan gencini Çeçenistan Parkı’nda. Türkçe bilenle konuşmuş. İranlı aracılar, onları Afgan sınırından alıp Türkiye sınırına getiriyormuş. Bizdeki aracılar da sınırı rahatça geçirtip Van’dan dağılmalarını sağlıyorlarmış. Tabii her şey parayla. Bunlar 400 kişi gelmişler. Hepsi 16-25 yaş civarındaymış. Akşama Niğde’ye, oradan Ankara’ya gideceklermiş. Çevredeki polisler ise hiç ilgilenmemişler. Bu arada önemli bir not. Karpuz yiyorlarmış ve hepsinin bir kesici aleti varmış. Anlatılan bu kadar. Belki de şimdi Ankara’dadırlar.

TANRI TÜRKİYE’Yİ KORUSUN

Görünen o ki, yeni sığınmacılar hep delikanlı. Aralarında kadın, çocuk, yaşlı filan yok. Bu insanlar Türkiye’de ne yapacaklar? Afganistan Cumhurbaşkanı da kalkmış “10 milyon kişi göç edebilir” demiş. Aman Tanrı Türkiye’yi korusun! Bütün bunlardan sonra, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, “Türkiye’nin en güçlü olduğu alan, kaçak göçle mücadelesidir” dedi valla. Bu arada binlerce kaçaktan valiler tarafından yakalandığı açıklanan 200 kişi var. Onlara COVID-19 testi yapmışlar ve test, 16’sında pozitif çıkmış. Biz her gün artan vaka sayısıyla uğraşırken, bir de Afganlar, Pakistanlılar başımıza dert olacak anlaşılan.

Devlet Bahçeli: “Sevgi dilini tesis etmek mecburiyetindeyiz.”

Haydi öncülüğünü siz yapın Sayın Bahçeli.

Gülmeyin

Güneydoğu Anadolu’da, aşılanma oranları çok düşük diye açıklanıyor ya meğerse nedeni, ‘kısırlık’ yaptığı söylentilerinin yayılmasıymış. Özellikle de kadınlarda. Okur-yazar düzeyi düşük olunca, netice bu oluyor demek ki. Anlaşılan halka bu konu yeteri kadar anlatılamamış. Bakan Fahrettin Koca’nın dilinde tüy bitti her gün “Aşı olun” demekten ama yetmiyor. Gerçek bu.

Ey vatandaş aşıdan başka çare yok. Üçüncü doz başladı ama sen hâlâ birinciyi düşünüyorsun. Haydi aşıya, kısır olmazsın korkma!

İnsaf yahu!

Kamu ve özel sektörden birçok kurum ve kuruluşun katılımı ile oluşturulan platform Türkiye’de şeker tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmalar yaparken, bakın öte tarafta neler oluyor. Hatta olmuş bile.

Biliyorsunuz nişasta bazlı şeker kanserojen bir madde. Avrupa’da kullanılması çoktan yasaklandı. Bizdeyse, bu zehrin tacirine jest yaparcasına kullanım kotası yüzde 2.5’tan, yüzde 5’e çıkarıldı. Bu ne demek biliyor musunuz? Türk milletinin bedenini, zihnini, doğasını yani her şeyini göz göre göre zehirlemek demek. Onun için çocuklarınıza nişasta bazlı şeker ihtiva eden atıştırmalık yedirmeyin. Dede tavsiyesi. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder