Erkut Can Gözümüz aydın
HABERİ PAYLAŞ

Gözümüz aydın

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, TÜİK’in ocakta 48.69, şubatta 54.44 olarak açıkladığı yıllık enflasyonu martta 61.14 olarak açıkladığı gün, “Enflasyonu önlemek için kararlı adımlar atıyoruz. Piyasada işler elhamdülillah iyi” diye açıklama yaptı. Fiyat İstikrarı Komitesi sonrası da ikinci bir açıklamayla, “Gıda arz güvenliğini sağlamak amacıyla politikalar oluşturup fahiş fiyat artışlarına karşı paydaşlarımız ile koordineli şekilde hareket ederek enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Ben anlamadım ama herhalde iyi bir şeyler olacak. Gözümüz aydın.

‘Yalan’ derlemesi

  • Yer bilimci hocalar, “Olası bir İstanbul depreminde, en az 50 bin bina yıkılır, 300 binin üstünde insan ölür” deyince, hemen birilerinden “Bu rakamlar yalan! Ölü sayısı 10 bini geçmez” diye açıklama geliyor. O zaman rahat olun.
  • İngiltere’nin tehlikeli atıklarının Adana’ya geldiği ve çöp dağları oluştuğu iddiasına, Çevre Bakanı Kurum, “Ortaya atılan iddialar yalan. Tehlikeli atıkların ithalatı yasak” dedi.
  • Tarım birlikleri, “Türkiye’de tarım bitti. Çiftçi perişan durumda, artık tarlasına bile gitmiyor” diye feryat ederken, Tarım Bakanlığı, “Yalan” demedi ama “Tarım sektörü, 5 milyar 351 milyon dolarla cumhuriyet tarihinin en yüksek ocak-şubat ihracatını yaptı” diyerek düzeltti.

Yaşa be Nisa bebek

Geçen hafta, Türkiye’nin yüreğini acıtan Nisa Mihriban bebeği şimdi herkes evladı sayarak, yaşaması için dua ediyor. Olayın gelişimini artık bilmeyen yok. Tamam, “Onu herkesin görebileceği bir yere bıraktım” diyen anne suçlu ve tutuklandı da... Peki, “Hamileyim” sözüne karşılık avucuna kurşun sıkıştırıp “Ona göre” diyen biyolojik babanın, bahtı kara anneyi eve almayan ailesinin hiç suçu yok mu? Onlara da, “Gel bakalım” denmeyecek mi? Tez elden inşallah ama önce Nisa bebek yaşasın.

Ajitasyonun nimetleri

Geçen haftanın bir başka olayı da medyanın her türünün, ‘Midyeci Ahmet’ reklamı yapmasıydı. Hem de eski eşi sayesinde… Neymiş; boşanırken ona ilk dükkanını vermiş ama tam karşısına yeni bir dükkan açıp markasını kullanmasını yasaklamış. Midyeci durur mu, o da ağlayarak neler çektiğini anlattı. Uzatmaya gerek yok. Midyeci Ahmet de, müşterilere yetişemeyen boşandığı eşi de milyonlar harcasalar böyle bir reklam yapamazlardı. Ajitasyonun nimetleri bunlar.

Oruçlu musunuz?

Geçen haftaki Pazar Postası’nda Bekir Saçar yazmış, Boğaz’daki bir otelin restoranının zengin açık büfeli ‘özel’ bölümünde iftar yapmanın bedeli, kişi başı 2.150 liraymış ama restoranın ucuz bölümünü tercih ederseniz orası 1.150 liracıkmış. Ne diyeyim, Allah kabul etsin.

Kurtulduk

Kaşıkçı cinayetiyle ilgili “Bu işin peşini bırakmayacağız” demiştik ama bütün delilleri sunmamıza rağmen, karşıdan göstermelik cevaplar alıyorduk. Üstelik ikili ilişkilerimiz de bozulmuştu. Tam da ihtiyacımız olduğu sırada... İsteğe cevap verdik ve Kaşıkçı davasının devamını Suudi Arabistan’a devrettik. Zaten sonu gelmeyecekti. Bence bütün aksi tezlere rağmen kurtulduk.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder