Hayat böyle abiler

30 Eylül 2018, Pazar 05:00
AA

Geçen hafta, Türk sinema ve tiyatro sanatının iki ustası durup dururken patladı. Kadir İnanır’ın isim vermeden suçladığı, Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar’dı. “Türk sineması onlardan sorulmuyor. Halk herkesin hakkını teslim eder. Kendi aralarında yarışıyorlar. Ama mesleğin esas sahiplerini de yok saymamak lazım” dedi ama iki komedyen de karşılık vermedi.

Cihat Tamer ise karşısına Emrah’ı alınca seviyesi düşük bir karşılık buldu. “Emrah da kim? Oyunculukla alakası yok” değerlendirmesine, bakın Emrah’tan nasıl karşılık geldi: “Bu arkadaş bir zavallı. Galiba şu sıralar işsiz. Üzüldüm. Kaderin böyle arkadaş. Belki bu paylaşımımla, insanlar seni hatırlar da iş bulursun.” Benim de seviye dediğim işte bu. Eee, hayat böyle ustalar. Herkesin bir devri var. Yaşar ve biter. Çünkü arkası geliyor. Hem de ne geliş. Bir zamanlar sizin yaşadığınız sevgiyi, hayran kitlesini şimdi onlar yaşıyor 80 milyonluk kanal zengini Türkiye’de. Hatta sınırları da aşarak. Dedim ya, hayat böyle abiler.

AB OYLAMASINI YİNE KAYBETTİK

UEFA da FIFA gibi yaptı yapacağını. 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı 17 icra kurulu üyesinin oylarıyla Almanya’ya verdi. Açıklamayı da UEFA Başkanı bir karış suratla yaptı. Bir gece önce Türkiye lehine oy kullanacak üyeleri kandırmasının utancı yüzüne vurmuştu sanki. Milletçe öyle inanmıştık ki, bu kez şeytanın bacağını kıracağımıza, inanın netice açıklandığı anda en ön sırada oturan TFF Başkanı Yıldırım Demirören ve Türk ekibinin yerinde olmak istemezdim. Kameralar göstermedi ama, çökmüşlerdir. Düşünün.

İki ülke finale kalmış. Birinin altı yıl sonrasının tüm alt yapısı hazır. Yeteri kadar yepyeni, her donanıma sahip, hepsi medeniyetlerin buluştuğu şehirlerde, statları da hazır. Gelecek, takım ve seyircilerin en uzağına dört saat mesafede. Türk halkı ise hepten hazır. Ve ucunda 1,5 milyar euroluk bir gelir var. UEFA’ya vereceğimiz hibelerin dışında.

İkinci ülke ise FIFA’nın yıllardır ırkçılığa karşı düzenlediği kampanyalara tezat teşkil edercesine ırkçılığın had safhaya ulaştığı, ırkçılık yüzünden Türk asıllı futbolcu Mesut Özil’in milli takımını bıraktığı Almanya. Halkı ise maçlarda “Bu şampiyonayı istemiyoruz” diye pankartlar açan, her fırsatta bunu belirten, protesto eden Almanya. Şu farka bakın. Artı ile eksinin çarpışması.

UEFA Başkanı 17 icra kurulu üyesinin oylarıyla dedi. Ben bu yazıyı yazdığımda duyulmamıştı; hangi ülkenin kime oy verdiği ama, herhalde 15 tanesi Avrupa Birliği üyesidir. Bizi 50 yıldır içine almamak için direnen, türlü bahaneler uyduran bu topluluk, bize niye oy versin? Verir mi? Bizim heveslenmemiz de ham hayaldi ama “Ya olursa...” diye iki yıl uğraştık durduk. Yüzlerce kişiyi ülkemizde ağırladık. “İşte biz buyuz” dedik. Ama neticede ham hayal, olgunlaşmadan düştü. Bir kere daha bir oylamayı kaybettik. Olsun Türkiye büyük ülke. Elbet bir gün bu arzusuna kavuşacaktır diyelim. Bari yazıyı bir espri ile bitireyim. Türkiye’nin güzelliklerini, tarihini, kültürünü, statlarını, futbol aşkını anlatan tanıtım filmimizde nedense 10 saniye yer alan ‘tuz dökme fenomeni’ Nusret, tuzu fazla kaçırmış olmasın!

SİLAHSIZLANMA MI?

Cuma günü ‘Bireysel Silahsızlanma Günü’ydü. Yıllar önce Nazire Dedeman’ın oğlunu kaybetmesiyle kurduğu Umut Vakfı’nın mücadelesini verdiği gün. Bu öyle bir sorun ki, boyutları her gün artıyor. Tespit var ama çözüm, tedbir hâlâ yok.

Şiddet ilkokullara kadar inerken kediler, köpekler de hedef tahtası oldu artık. Bireysel silahlanmadaki tehlikeli artış, silahla işlenen cinayetlerdeki artışa, kadın cinayetlerine, maganda cinayetlerine, çocukların suça sürüklenmesine neden oldu. Bu konu ile herkesin mücadele etmesi lazım. Durum, bir vakfın çabalarına bırakılmamalı. Unutmayın. Yaşam sürdürülebilir bir şanstır ve çok kısadır. Ama yaşamaya değer, ölmeye ve öldürmeye değil.

Ama fotoğrafta gördüğünüz dizi sahneleri ile bu mücadele nasıl başarıya ulaşabilir? Neye hizmet ettiği bilinmeyen sosyal magandaların, kalaşnikoflarla verdikleri pozların özendiriciliği nasıl önlenir? Bakın sosyal medyaya neler göreceksiniz. Ama Umut Vakfı bıkmadan usanmadan yıllardır mücadelesini veriyor. Bir gün bir arpa boyu yol alabilmenin umuduyla...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.