N’olur acele etmeyin

04 Kasım 2018, Pazar 05:00
AA

Öncelikle Yeni İstanbul Havalimanı’mız ülkemize hayırlı olsun. Görkemli bir açılış seyrettik televizyonlarda. Gezilebiliyorsa eğer gidip gözlerimle de göreceğim. Dünyanın en büyüğü olmasının tarihi 2028 olduğuna göre ömrümüz vefa etmez herhalde. Bu hali de yeter iftihar etmek için.

Söylenenlerden yola çıkarak, bir endişem var. Onun için n’olur acele etmeyin dedim. Personeli, ekipmanları taşısanız da, milyonlarca yolcuyu taşımak kolay değil. Hele hele mevsimsel olarak ve tam da yılbaşında. Bu taşıma işinin ideal zamanı bahar aylarıdır bana göre. Yani altı ayda her şey yerine otursun öyle. Daha metromuz bitmedi. Tamam 150 otobüsümüz var. İETT hat koymuş ama alana çook uzakta bırakıyormuş. Taksi ateş pahası. Onun için ulaşım şimdilik zor. Tabii düzelecektir. İGA yetkilisi bile yolcumuz Pendik’ten uçak saatinden dört saat önce otobüse binmelidir dedikten sonra. Ne olacak, bunu ‘soft opening’ sayar, baharda bir açılış daha yaparız. Hem o zaman belki ‘Istanbul Airport’ tabelasına International kelimesini de ekleriz. Çünkü burası domestic havaalanı değil.

Atatürk Havalimanı’nın, devlet erkanı ve özel uçaklar için de olsa kapanmayacak olması da sevincim oldu. Londra’da 6 havalimanı varken, keşke o da kalsaydı ve İstanbul’un da 2 değil 3 havalimanı olsaydı. Olmadı.

Telefon kalmadı lokum verelim

Türk hükümeti açıkladı: “Gazeteci Cemal Kaşıkçı, başkonsolosluğa girer girmez boğularak öldürüldü. Cesedi parçalanarak yok edildi. Yerli işbirlikçi yok.” İşte bir aylık maceranın sonucu. Her şey 24 saatte oldu bitti. Olayın baş sorumlusu başkonsolos ve infaz timi de göz göre göre çekip gitti. Artık ayan beyan ortada. Suudiler vahşilikte yıllardır besledikleri IŞİD’i de geçmişler. 18 kişiyi tutuklamışlarmış, Suudi Arabistan bir hukuk devletiymiş yargılayacaklarmış. Sevsinler.

Son olarak başsavcıları da şovunu yaptı, o da gitti. Göstermelik buluşma ve görüşmelerin sebebi de Kaşıkçı’nın telefonunu almakmış meğer. Yemedik tabii. Yerine lokum ve kuruyemiş sattık. Şu surata bakın. Kaşıkçı’yı parçalayan kasap sanki. Türkiye bu işin peşini bırakmayacağına göre, kimbilir, Rusya ve Amerika’ya rağmen olay Prens Selman’ın sonu da olabilir. Göreceğiz.

Bayramınız mı, bayramımız mı?

"Cumhuriyet Bayramınızı kutluyor, herkese mutluluk ve refah diliyorum” diye twit attı önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Kutladığı Cumhuriyet sayesinde başbakan, Cumhurbaşkanı oldu ama, ne hikmetse “Cumhuriyet Bayramımız” diyememiş. Neyse. Kulağını ağrıtacak bir protokol durumu olmadığı için sağlığı iyidir inşallah. Kıyaslayın diye yazıyorum. Mastercard Türkiye ise bakın nasıl kutladı.

“Aynı heyecan ile Cumhuriyet’in 95. Yılını kutlamak... Paha biçilemez. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.” Bitti.

Tesadüfün böylesi

Kendi kendime soruyorum. Hemen her gün bir şehirde fabrika yangını oluyor. Ve hemen hemen hepsi, ya hafta sonu tatilinde, ya da herkes gittikten sonra oluyor. Kimse de merak etmiyor bu ne biçim tesadüf diye. Bazen yandaki işyerleri de yanıp gidiyor. Allahtan bugüne kadar can kaybı olmadı. Bu da tesadüf herhalde. Ama iyisinden.

Çöpçüü...

İngiltere’den 27bin ton plastik çöp ithal etmişiz. Buğday, arpa, pirinç, koyun, sığır hatta saman ithal ediyoruz. Üretimimiz yetmiyor deyip katlanalım hadi. Peki çöp neyimize lazım. Neden, niçin? Çöplük müyüz biz? Bir anlatsanız.

CIZZZZZZ

Bütün yollar Kılıçdaroğlu’na çıkıyor. Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na: “Her şeye rant ve para gözü ile bakıyor.” Sözcü Çelik: “Kılıçdaroğlu, Kaşıkçı cinayetini örtbas etmeye çalışıyor.”

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.